Dünyanın En büyük Şovu- Rio Karnavalı Nedir?

1 Martta geleneksel başlangıcını yapan Dünyanın en büyük şovu olan Rio Karnavalını mutlaka duymuşsunuzdur. Rio karnavalı dendiğinde akla gelen gösterişli kıyafetler, çılgın danslar, muhteşem dekorlar, eğlencenin yüksek ritmlerle buluştuğu geçit törenleri akla geliyor muhtemelen.

Brezilya’nın Rio de Janerio şehrinde düzenlenen bu büyük çaplı karnavala katılım tüm dünya ülkelerinden akın eden turistlerle sağlanırken, yerli halk da bu özel kutlamaya bir yıl boyunca hazırlanmaktadır.

Sokak partilerinde dans eden Samba dansçılarının rengarenk kıyafetleri dünya genelinde ilgiliyle izlenirken, Rio karnavalı geleneği günümüzden bayağı bir geçmişe dayanıyor.

1933’e uzanan tarihi bazı söylentilere göre 1723’e dayanmaktadır. Karnaval her yıl Şubat yada Mart ayında düzenlenirken, kesin tarihi sürekli değişlik göstermektedir. Eğlence düşkünlerinin merakla bekledikleri bu etkinlik istisnasız olarak Cuma açılışı yapılarak Salı gününe kadar devam edilmektedir.

King Momo Kimdir?

1933’den bu zamana Rio belediye başkanının taç takması ve karnavalın anahtarını vermesiyle Karnavalın startı veriliyor. Mitte geçen efsaneye göre karnavala eğlencenin başlama yetkisi Kral Momo’ya verilmiştir. Ki King Momo, her sene farklı biri olarak seçilir.

Samba Parade Nedir?

Milyonlarca ziyaretçinin akın ederek izlemeye koştuğu Rio karnavalı haricinde, Brezilya da bir çok karnaval da düzenlenmektedir. Dünyanın dört bir yanından ilgi gören, gerek kostümlerin, can alıcı renklerin ve dansların eşlik ettiği en büyük karnaval hiç kuşkusuz Rio karnavalı.

Sambadrome da 1984’den beri gerçekleşen samba geçiş töreni, ülkenin en iyi 40 samba okulunun hünerlerini sergiledikleri bir yarışa dönmüştür.

Samba okullarının tasarladıkları dekorlu geçiş arabaları, muhteşem kostümleri ve sambanın görkemli ritmleriyle başlayan geçit töreni, sokak boyunca harika sahnelerin baş rolünü kapıyor.

Samba Parade’yi izlemek için dünyanın her yerinden gelen milyonlarca ziyaretçi, Sambadrome da kategorilere ayrılmış oturma planlarından bilet alarak gösteriyi yakından izleyebiliyor.

Çeşitli eğlencelerin ve aktivitelerin devam ettiği karnavalda yarışan Samba okullarını değerlendiren 40 jürisi, 10 kategori içinde birinciyi seçiyor. Farklı bir hikayeyi dansları ve müzikleriyle anlatan dansçılar, istedikleri kostümleri giyerek dans etmekte sonuna kadar serbestler.

Eğlencenin ve müziğin kalbinin attığı Rio karnavalında yarışan tüm samba okullarının her birinin 85 dakikalık bir gösteri hakkı bulunmakta. Ki bu da geçitin sabah 6 ya kadar sürmesine neden olabiliyor.

Karnavalın haricinde yüzlerce sokak partisininde düzenlendiği Rio, müzik ve dans ile kendini kaybetmek isteyenlerin tek adresi. Unutulmaz anlar yaşayarak, muazzam gösterilerle muhteşem anılara sahip olmanızı sağlayacak Rio Karnavalı ile enerjiyle ışıldayın…

Görsellerin ve Göstergelerin hâkimiyetindeki Dil Nedir?

Ludwig Wittgenstein’in de dediği gibi “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” Dil; çağlardır varlığını sürdürmekte ve gelişmekte olan bir anlaşma sistemidir. Bir çok olguya, toplumsal algıya göre niteliği değişse de kolay kolay yitirilemez.

Ancak sosyal medyanın icadıyla ve kullanımının getirdiği bir çok olumsuz nokta da, dilin kötüye gidişatını göz önünde bulundurmak gerekir. Daha öncesinde değindiğimiz gibi Türkçenin yapısına özen gösterilmeksizin üretilen içerik yazıları, dilimizin değerini düşürdüğü basitleşmesine de katkı sağlamaktadır.

Peki sosyal medyanın bize sunduğu bir diğer interaktivite olan görsel ve göstergelerin, bu kısımda bize sağladığı yarar ve zararlar neler olabilir?

Öncelikle ; Oxford Sözlüğünün 2015 yılında “Emoji” kelimesini yılın kelimesi olarak tespit ettiğini ele alırsak, yakın geçmiş ve şimdiki zamanda sosyal medya görsellerinin ne sıklıkla kullanıldığını belirlemiş oluruz.

Bir kişinin karakter yapısı ve özelliklerini simgeleyen avatarlar, bir diğeri ise duygunun görsel halini alan emojiler sıklıkla paylaşımı yapılan ve içeriklerde karşımıza çıkan sosyal medya görselleridir. Beden diliyle aktarmaya çalıştığımız iletilerin %60’ını karşı tarafa aktarabilirken, emoji ve avatarlarla iletişim kurmaya çalıştığımızda, kısıtlı ve yanlış yorumlara açık duygular iletmekteyiz.

Sosyal medya iletişiminde eksikliğini çektiğimiz noktalardan bir diğeri ise, konuşmalarımıza etki eden göz ifadeleri, ses tonu, jest ve mimik faktörlerinin yokluğudur. Ağ paylaşımlarında emoji ve avatarların karşı tarafa ilettiği konuşma diyalogları dilin tüm özellerini karşılayamadığı gibi konuşma dilindeki yumuşatıcı ve dikte eden vücut dilini de ortadan kaldırmaktadır.

Hızla yayılan ve gelişen bir dünya halini alan sosyal medya mecraları, geliştirdikleri dille yeni bir akım başlattıklarını kabul etmeliyiz. Ne var ki bu dil, birçok ülkeyi birbirine bağlayan mesafeleri sıfırladıkları gibi dildeki toplumsal değerleri de zamanla aşındırmaya itmektedir.

Yeni bir anlaşma biçimi olan emojilerle, dilini bilmediği halk ve ülkeden biriyle duygularını ifade edilmeyi mümkün kılmalarının olumlu bir yanı olduğunu yadsıyamayız. Ancak yılda 20-30 civarında yöresel-bölgesel dilin kaybolduğunu da unutmamak gerekir.

“DİLİNİ KAYBEDEN, HER ŞEYİNİ KAYBEDER”

Alıntısında olduğu gibi, günlük hayatı kolaylaştıran ve olanaklarıyla yeni bir yaşam tarzı sunan sosyal medya, dilimizin kendi içinde yabancılaşmasına neden olmaktadır.

Genel olarak toparlayacak olursak, sosyal medyanın tüm dilleri bir çeşit kısırlaştırarak üremesi ve gelişmesine engel olduğunu söyleyebilir. Elbette ki iletişim kurma potansiyelini kabul ederek olanaklarını ve yararlı bulduğumuz içerik yaratma/gündemi takip etme, eğitim/öğretim/araştırma alanlarını hayatlarımıza dahil etmeyi sürdürmeliyiz.

Ancak sosyal medyayı yanlış kullanarak gelecek nesillere aktaracağımız dile zarar vermeden bunu yapmalıyız. Eğitim kurumlarının özellikle hassasiyet göstermeleri gereken dil bilgisi kuralları, yanlış kullanımlarda ne gibi sorunlara neden olacağı hakkında öğrencilerini bilgilendirme yükümlülüğüne sahip olmalıdır. Çok hızlı bir döngü halini alan sosyal medya mecrasının bu baş döndüren ivmesine, kültür mirası olan diline sahip çıkarak yetişebilmek nihayetinde mümkündür.

Her bakımdan kültür değerlerine saygılı, toplumsal varlıklarının bilincinde bilinçli bir birey olarak, sosyal medyanın kullanımı her açıdan faydalı olabilir. Son olarak eklemek gerekirse; değişim mutlaktır ancak onu kendine adapte edip yontmak ustanın zanaatını gösterir, diyerek noktalayalım…

Sosyal Medyanın Yeni Dili Nedir?

“İster evrim ister devrim, ne derseniz deyin; bir gerçek var. O da zamanın her şeyi değiştirdiği.” 20.yüzyılın dilbilimin ‘babası’ olarak anılan Ferdinand De Saussure ithaf edilen bu söz, dilin zamanla geçirdiği gelişime de ışık tutabilmektedir.

Dil; insanlar ve toplumlar arası iletişimi sağlayan, duygu ve düşüncenin yayılmasını sağlayan, ses dizilimlerimden oluşan bir anlaşma sistemidir. Günümüz dünyasında konuşulan ve varlığını sürdüren birçok dil ve lehçe olduğu bilinmektedir. Dil, zaman aşımına uğradığı gibi etnik değerleri ve kültürel yapısıyla toplumların değerlerini de ortaya koyan kitlesel iletişim araçlarından biri olarak, değişime açıktır.

Sosyal medyanın yaşadığımız çağ üzerindeki etkilerini saydık, bir çok dünya ülkesinde iletişimi sağlayan faydaları ister istemez dile de yansımıştır. Sn. Doç. Dr. Ali Büyükaslan’ın; bir konuşmasında dediği gibi;

“Bir interaktivite hızla ilerliyor ve bizi kuşatıyor. Bu kuşatılmışlık kimi zaman kendiliğinden teslimiyet şeklinde, kimi zamanda zoraki ve kaçınılmaz olarak bizi içine alıyor.”

Bu yaklaşımla bakılacak olursa, sosyal medyanın kendince uyarladığı bir dil akımı söz konusudur. Örnek verilmek istenirse sosyal medya kullanıcılarının günlük konuşma diliyle yazışmaları, kısaltılmış kelimeleri daha kullanmaları ve İngilizce odaklı kelimeleri öne çıkarmaları gibi bilindik örnekler verilebilir.

Sosyal medya kullanıcılarının özellikle başvurdukları kısaltmanın bir nedeni olarak, kelime sayısının sınırlı olması pekâlâ görülebilir. Özellikle Twitter gibi görüşlerin tartışıldığı platform, 140 karakter kotasıyla anlatılmak isteneni kısa tutmaya sevk etmektedir. Bu durum doğal olarak da dilde kısaltmalara gidilmesine, hece düşmelerine ve dil bilgisi kurallarına uymamaya yöneltmektedir.

Türkçe’nin yapına ters anlatım biçimleri ortaya çıkarken, günlük konuşma dilinin sosyal medya mecralarında sıklıkla kullanılması da olumsuz etkenlerden bir diğeridir. Kullanıcılar; ses, cümle, kelime yapısını önemsemeksizin yazı içerikleri üreterek Türkçe’nin kuralsız bir dil haline gelmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla sosyal medya dilinin yanlış kullanımı otomatikman, kendi kültür ve geleneğini yansıtan dilinde, geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilmektedir.

Sosyal Medya Nedir?

En basit tanıtımıyla, insanlar arası paylaşım yapılan bir alan olarak görülebilir. Kullanıcının kendisi veya görüşü, düşünceleri hakkında ürettiği içerikleri diğer insanların da görebilmesi amacıyla yayınladığı kolay erişim sağlayan online ağlar bütünüdür.

Sosyal medya kullanıcıları istek ve görüşlerini, düşünce özgürlüğü kısıtlanmaksızın dünya geneliyle paylaşabildiği gibi herkesin söz hakkı bulabildiği Facebook, Twitter, İnstagram, Google Plus gibi platformlarda içerik üretebilmektedirler.

Sosyal Medya Kullanıcıları Kimdir?

Yapılan araştırmaların çoğu sosyal medyayı en çok gençlerin kullandığı yönündedir. Gençlik ve Sosyal Medya Araştırma Raporunun sonucu, %60’lık dilimin eğlence ve %59’lık oranının ise bilgi almak/sağlamak amacıyla kullanıldığının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Geleneksel medyanın bir diğer alternatifi olan sosyal medya mecraları sadece bilgi alış verişini sağlamadığı gibi gençler arasında eğlenceli vakit geçirmek ve sosyalleşmek adına da kullanılmaktadır.

Sosyal medya gündemi takip etmeyi/yaratmayı kolaylaştırdığı gibi, iletişim kurmayı ve eğitim-öğretim-araştırma alanlarına da katkı sağladığı açıkça söylenebilir.

Gençlik ve Sosyal Medya Araştırma Raporuna göre genç nüfusun %86’ısı günde en az bir kere internete bağlanmaktadır. Yine araştırma verilerine göre her 3 gençten birisi sosyal medya da en az 3 saat geçirmektedir.

Yanma- Cahit Zarifoğlu

Ve elbet 
Gözlerim sularımdan çekilince 
ürkek bir ceylanla anlaşırım 
yüzünün çok yakını olan bir liman 
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine 
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım 

Kanımdan geçilmiyor moraran ağzım 
Kovalanıyorum 
İkindi zaman kararan iç çarşılar 
ey şafak bir askerle anlaş 
Çünkü namluya sürüldün 
İşte burada bir ordu yürüyen karnımda 
İzim sürülüyor köpeklerin sürünerek yaklaştığı 
Anlaşılıyor 
Hatırlarımıza dokunulmamış 
Fakat el konmuş aşkı yaşatırken kuğuların 
Geleceğimizin serin suları ve gölleri 

Ey kadın kokla beni 
Hayatım yasaksınız 

Gelinmiyor akşan zaman kaplanı 
Kaçmıştım yeni bir ırmak şeklinde 
Hayvanların ilkbahar sıcakları bölümünde 
Kıvrılıp yeniden yakalanıyorum 
Cam kesiyor göğüslerimi 
Boynuma zümrüt bir gerdanlık atmışım

Hem şarklıyım ben 
Gövdem yara dolu 

Sevdiğim kolla beni 
Anlıyorum 

Fakat artık dayanılmaz sarmaşıklara 
Öpüşüyorlar 
Harbin bittiğini söyle ayrılsınlar 

Çünkü gece zamanın katranıdır 
Gelip geçici değil omurgamdaki didişme 
Çantamda sevişme askerleri 
Harbin bittiğini söyle 

önce beni boğacaklar özgür ve sevecen olmak için 
bir bıraksam 
yakut bir kuşun içinde duran ellerimi 

Sevdiğim 
Önce kemir bu tel örgüleri gövdemden 
Geç derimin altındaki tehlikeleri 
Yürek kızgın bir kuma devrilmeden 
Yokla beni 

Anlıyorum kaçmaya zaman yok 
Şafak birden doğrulacak

Catfish Nedir?

İngilizce bir kelime olan Catfish’in sözlük anlamı Kedi balığıdır. Fakat kelime anlamıyla şu an kullandığımız manası taban tabana zıttır.

Catfish kelimesi şu günler de oldukça popüler bir kelime. Sosyal medya mecralarında, tamamen sanal alemde kişinin kendini başka biri gibi göstermesi anlamına gelmektedir.

Oluşturduğu sahte profilde etkinlikler düzenleyerek kendisini takip eden kullanıcıları dolandıran kişilere Catfish denmektedir. En basit örneğiyle her hangi bir sosyal medya mecrasından konuştuğunuz kişi, sizi cinsiyeti konusunda kolaylıkla kandırabilir.

Sahte kimliğine rağmen kullanıcılara gerçek olduğunun algısını empoze eden bu kişiler, yüksek kitlelere ulaşarak bir çok kişiyle internet üzerinden irtibat kurmaktadırlar.

Kadın, erkek, çocuk ve yetişkin göz ardı etmeden sanal alemde var olan tüm genel kitleye ulaşmaya çalışırlar. Catfish tarafından dolandırılmadan korunmanın tek yolu tedbiri elden bırakmadan size gelen internet dosyalarını açmamak olacaktır.

Ayrılık Süreci Nedir, Nasıl Geçer?

Karşılıklı sevgi paylaşımıyla başlayan, ne yazık ki bir süre sonra biten ilişkiniz artık yok. Sonradan edinilmiş alışkanlıklar, birlikte geçirilen mutlu anlar aklınızın bir köşesinde hala.

Ayrılık zor bir süreçtir muhakkak, kendine göre bir tavrı ve şekli vardır. Gardınızı düşürüp teslim olduğunuz anda çekinmeden sizi ezip geçebilir.

Ayrılık sürecini kolayca ve hak ettiği gibi yaşamanızı kolaylaştıracak önerilerimizi bir kulak verin.

Öncelikle;

Hata aramaktan vazgeçin. Günahıyla sevabıyla her şey gönlünüzce yaşandı ve bitti. Geri dönüşü olmadığını ve elinizden geleni yaptığınız kabul edin.

Gorgeous girls posing with colorful shopping bags at shopping mall background during hopping process, shopping concept, final SALE, fashion addicted, friends.

Eve kapanıp kalmanızın size bir faydası dokunmayacak. Kasvetli düşünceleriniz arasında kaybolmaktansa dışarı çıkın, kahve için, alış veriş yapın. Hayatın içine karışın!

Ailenizden kaçmayın, tam tersine yaralarınızı sevdiklerinizle iyileştirmekten çekinmeyin. Sizi en iyi tanıyan kişiler en yakın çevreniz ailenizdir.

Kişisel bakımınızı ihmal etmeyin. Kendinizi salmanız bir şeyi değiştirmeyecek aksine dinlendirici bir duş, masaj ve bakım daha iyi hissetmenizi neden olacak.

Eski ilişkinizi hatırlatacak her şeyden kurtulun. Fotoğraflar, hediyeler, kurumuş çiçekler ve ortak arkadaşlar. Size onu hatırlatacak ne varsa hayatınızdan temizleyin gitsin.

Endorfin ve dopamin hormonu salgılayacak aktivitelere yönelin. Spor ayrılık sürecinde en büyük yardımcınız olacak. Acı bir şekilde geçecek ve yerini hatıralara bırakacak. Spor ile hem sağlığınıza hem de vücudunuza iyilik yapın..

Kaliteli Bir Uyku Çekmenin Yolları

  • Sizi sakinleştirecek bir kitap okuyun.
  • Akşam yemeğini abartmadan hafif gelecek şeyler tüketin.
  • Işığın verdiği uyarıcı etkilerden uzaklaşın. Tamamen karanlık bir odada uyuyun.
  • Uyku arttırıcı atıştırmalıklar olan süt, badem, fındık uykuyu tetikleyerek sizi rahatlatır.
  • Öğleden sonraki kahve tüketimine bir ara vererek, kafein miktarını azaltın.
  • Tüm kaslarınızı gevşeten sıcak bir duş alın.
  • Kullandığınız tüm teknolojik gereçlerden uzak durun.
  • Bitki çayları uyku öncesi iyi bir yatıştırıcıdır.
  • Sıcak yerine serin bir odada uyuyun.
  • Her gün uygulayabileceğiniz bir rutin edinin.

Açlık Krizlerine Son Vermenin Kısa Yolları Nedir?

Obezite ve fazla kilolarla savaş vermeye hazırsınız, yalnız açlık krizleri gözünüzün kararmasına mı neden oluyor?

Sakin olun ve asla diyetinizi bozacak bir şeye kalkışmayın. Anlık gelen açlık krizlerini atlatacak ve sizi gün boyu tok tutacak tavsiyelerimizle bu savaşın galibi siz olabilirsiniz!

Öncelikle birinci kural; Bol Su içmeyi Unutmayın!

Bir insanın gün boyunca tüketmesi gereken su miktarı 2 litreyken, kilo başına 35ml. Beynimizin açlık sinyalleri göndermesinin bir nedeni susuz kalmak.

Ana öğünlerde yeşillik tüketmeye devam edin!

Midenin boşalma hızını kesen çiğ sebzeler sağlıklı oldukları kadar tok kalmayı da sağlıyor. Her ana öğünde mutlaka çiğ sebzelere ve salatalara öncelik verin.

Meyve yiyerek tatlı ihtiyacınızı karşılayın.

Diyetler, sağlıklı beslenme derken kan şekerimizin düştüğü anlarda canımız doğal olarak tatlı tüketmek istiyor. Bu gibi durumlarda direkt şekerden yapılma ağır tatlılar tüketmek yerine meyveyle şeker ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Ara öğünleri atlamayın!

Uzman diyetisyenler beslenme programı yazarlarken mutlaka ara öğünlere de yer verirler. Ara öğünler açlık krizlerinizi bastırdığı gibi tok kalmanızı sağlayacaklardır.

Protein ağırlıklı beslenin.

Gece ve sabah arasındaki uzun saat dilimi boyunca aç kalan bedeninizi kahvaltı da protein ağırlıklı beslenerek metabolizmanızı hareke geçirebilirsiniz.

Tam tahıllı ekmek tüketin.

Beyaz undan yapılma ekmek tüketmek yerine içeriğinde farklı tahılların bulunduğu ekmek daha zor sindirilerek açlık hissetmenizi engelleyecek.

Stefan Zweing- Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Savaşın ortasında yazılarıyla ayakta kalmaya çalışan, edebiyatın gücüyle yaşama tutunan Stefan Zweing!

Anne tarafından Yahudi olan Stefan Zweing, 1. Dünya savaşının tam ortasında yayımladığı eserleriyle savaşın kederli ve acıklı yüzünü göstermeye çalışmıştır.

Hitlerin Nasyonel Sosyalizm akımı giderek ülkede yayılmaya başladığında, meydan yerinde kitapları yakılan Stefan Zweing için sürgün hayatının kapısı da aralandı.

Zweing’i edebiyattan ve yaşama azminden uzaklaştıran savaşın karanlık rengi olurken, pasaportuna vurulan Yabancı Düşman damgası direnişini tüketerek eşiyle intiharı seçmesine neden olmuştur.

Kendi kararıyla Nazilerin zulmünden ve kan akıtan akımlarından kurtulan Stefan Zweing dan geriye, insanlığa yönünü göstermeye çalıştığı eserleri kaldı.

Kısacık sayfalara ömürlük duyguları sığdırabilen Zweing, en bilindik ve beğenilen eserlerinden biri olan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ile aşka farklı bir bakış açısı ile dokunmuştur.

Daha önce okumayanlar için Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’ndan alıntıları sizlerle paylaşıyoruz…

Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.


Belki tanıdıklar da gelecek ve çelenkler getirecekler,fakat bir tabutun üstündeki çiçeklerin ne anlamı olabilir ki?Beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana? Biliyorum,ondan sonra yine yalnız olacağım.Ve insanlar arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

Sadece seninle konuşmak istiyorum. 
İlk defa her şeyi sana söyleyeceğim. Bütün 
hayatımı bilmelisin, her zaman senin olan 
ama senin asla bilmediğin hayatımı… Fakat sırrımı ben öldüğümde, artık bana cevap vermek zorunda olmadığında, uzuvlarımı ateşle sarsmakta olan şey gerçekten nihayete erdiğinde öğrenmelisin. Eğer yaşamaya devam etmek zorunda kalırsam, bu mektubu yırtacağım ve her zaman sustuğum gibi susmaya devam edeceğim. Mektup ellerindeyse şayet, artık ölmüş olan bir kadının sana, ilk dakikasından son nefesine kadar hayatını anlattığını bil. Sözlerim seni korkutmasın; ölü bir kadın artık hiçbir şey istemez, ne aşk ne merhamet ne de teselli. Senden sadece bir tek şey istiyorum: Burada sana sığınmakta olan acımın söylemiş olduğu her şeye inanman. Söylediğim her şeye inan, senden sadece bunu istiyorum. Hiç kimse biricik yavrusunun ölüm saatinde yalan söylemez !

Senden önce sadece kasvet dolu, hafızamın derinlerden çıkaramadığı bir karışıklık vardı; bir nevi, toz tutmuş, örümcek ağlarıyla sarılmış, karanlık nesnelerle ve insanlarla dolu bir mahzen…

Şimdi artık benim için yalnız sen varsın dünyada, yalnızca sen, benimle ilgili hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada hiçbir şeyden haberi olmayanı oynayan veya her şeyi ve herkesi alaya alan sen. Evet, yalnızca sen, beni asla tanımamış olan ve hep sevdiğim sen.

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?