Sevmek, Ne Uzun Kelime! -Cemal Süreya

Dokunulmasa da,

Görülmese de;

Kalpte yer verilir bazısına…

Nedensiz!

Sen…

Aklım ve kalbim arasında kalan,

En güzel çaresizliğimsin!

Gerçi…

Aklıma bile gelmiyorsun artık,

O kadar kalbimdesin ki!

Gözlerinin…

Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme…

Kırk yılın hatırına,

Sen kalayım…

Sevmek…

Ne uzun kelime!

Şimdi açsan pencereyi de beklesen,

Sen gelsen.

Olmaz ya hani geliversen.

Hiç bir şey sormasam,

Hiç bir şey söylemesen.

Sussam

Sussan

Sussak

– Cemal Süreya

 

Milli Kick Boksçu Tartıştığı Kişiyi Bıçaklayarak Öldürdü!

Milli Kick Boksçu Berke Şahin, geçtiğimiz akşam tartıştığı kişiyi bıçaklayarak ölmesine sebep oldu.  Kadıköy’de gerçekleşen olayda, milli sporcu yanındaki kız arkadaşıyla bir eğlence mekanından çıktığında gerçekleşti.  Mekan çıkışında iki motosikletli kişinin kendisine yan baktığı gerekçesiyle tartışma çıktı.

Tartışma kavgaya dönüşürken iki motosikletliyi darp eden Berke Şahin, kavga sonrası kaçan kişileri motosikletle takip etti.  Kaçan kişilerden birini yakalayarak tekrar darp eden milli sporcu, daha sonrasında kavga ettiği kişiyi bıçaklayarak olay yerinden ayrıldı.

Berke Şahin tarafından önce darp edilen sonrasında bıçaklanan Ömer Özdemir, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Akıllara durgunluk veren olan gece 03:00 sularında Kadıköy’de meydana geldi. Çevredeki görgü tanıkların iddiasına göre, milli kick boksçu Berke Şahin yakın arkadaşlarının doğum gününü kutlamak için sevgilisiyle bir mekana gitti.  Parti sonrasında bir motosiklet üzerindeki iki kişinin kendilerine yan baktığı gerekçesiyle olan çıkaran Berke Şahin, iki kişiyi darp etti.  Motosikletli kişiler kavga sonrasında kaçarken, hırsını alamayan Berke Şahin olay yerine gelen motosikletli arkadaşının arkasına binerek kovalamayı sürdürdü.

Motosikletli kişilerden biri yolda inip yaya olarak kaçmasını fırsat bilen Berke Şahin ve arkadaşı motosikletten inerek koşmaya başladı.  Kaçan kişiyi otoparkta yakalayan milli sporcunun arkadaşı kişiyi darp ederken, sonradan gelen Berke Şahin yerdeki kişiyi tekmelemeye başladı.  Hıncını alamayan sporcu, yerdeki kişiyi bıçaklayarak motosikletti arkadaşıyla birlikte olay yerinden ayrıldı.

Yaralanan kişi Ömer Özdemir saldırganlar gittikten sonra ayağa kalkarak otopark görevlisinden yardım istedi.  Görevli sağlık ekipleri ve polise haber verirken yaralı tekrar yere yığıldı.

Sağlık ekipleri tarafından Haydarpaşa Numune hastanesine kaldırılan Ömer Özdemir, 24 yaşında hastanede hayatını kaybetti.

Otoparkın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde Ömer Özdemir’in darp edildiği ve yaralandığı anlar görünürken, saldırganların kaçtığı da netçe görülüyor.

Olay sonrasında elinden yaralandığı için tedavi olmak amaçlı Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesine giden Berke Şahin polis ekipleri tarafından göz altına alındı. Emniyete götürülen Berke Şahin, işlemlerin tamamlanmasının ardından İstanbul Anadolu Adliyesine sevk edildi….

Hindistan Ay’a İnen 4. Ülke Olması Şansını Yakalayamadı!

Hindistan Ay görevleri için Chandrayaan-2 isimini verdikleri bir uzay aracı tasarlamışlardı.  Ay’ın güney kutbunda su araması için tasarlanan uzay aracı görevi başarabilseydi bir ilk olacaktı.  Chandrayaan-2’den  yüzeye 2 kilometre kala bağlantı koptu.  Ay’a inen 4. ülke olma şansını böylelikle kaçıran Hindistan, uzay aracı başarılı bir iniş yapsaydı tarihe adını kazıyacaktı.

Ay’ın Güney kutbuna yakın bir bölgesine iniş yapması tasarlanan robotik uzay aracı yaklaşık bir buçuk aylık bir yolculuk gerçekleştirdi.  Hindistan’ın Chandrayaan-2 ismini verdikleri uzay aracı cumartesi günü aya bir iniş gerçekleştirmeye çalıştı. İniş yapmada başarısızlık yaşanan uzay aracından, yüzeye 2 kilometre kala iletişim koptu.

Chandrayaan-2 başarılı bir iniş gerçekleştirebilseydi, içerisindeki Pragyan robotik aracıyla Ay’ın güney kutbunda su arayan ilk uzay aracı olacaktı.

Daha önce Ay’ın yüzeyine başarılı iniş yapan ABD, Sovyetler Birliği ve Çin’den sonra 4. olma şansını kaybeden Hindistan bu fırsatı kaçırdı.

150 Milyon dolara mal edilen Chandrayaan-2, Hint Uzay ajansından yapılan açıklamaya göre yüzeye 2.1 kilometre kalana kadar olması gerektiği gibi çalıştığı belirtildi.  Devamında gelişen olaya ilişkin tüm verilerin inceleneceğini açıkladılar, başarılı bir iniş gerçekleştirilmesi umulan uzay aracı su aramasının dışında Ay üzerindeki sarsıntıları d ölçecekti…

İnsan dedin, Sevmeyi bilemedin!

Zarar vermeyeceksen sev!

Can pazarına düşmüş gibi saldırma çevrene, insan dediğinin tahammülü yok.  Bak bildiğin hiç bir ezberin kaydı kuydu yok, yarının zaten garantisi yok.  Bir tek kendi eline bakma, tuttuğun her şeyi senin sanma.  Kıyamete kadar hüküm sürerim san, ayakların altında ezileceksin fark etmeyeceksin.

Akıttığın her göz yaşının hesabını vereceksin, can vermenin ne kadar zor olduğunu sende hissedeceksin.  El kaldırdıkça, duyduğun kemik sesleri yakında senin olacak.  Zulmettiğin kadar zulüm göreceksin.

Kadına çocuğa verdiğin zarar, gün gelecek ziyan olarak çıkacak midenden.  Açlığın üzerinden geçtin, şişkin karnını okşadın.

Güzellikleri biçip kuraklığa teknoloji dedin, milyonlarca canın üzerinden geçtin. Özgürlük dedikçe yaşam hakkına göz diktin. İnsanım dedin, hayvanların üstünden para kazandın.  Durmadın, durmayı eziklik gösterip kara nefsine sürekli çentik attın.

Gör karanlığını, gençlere yaşayacak bir dünya bırakmadın.

Cep telefonuna bağlandığın kadar ailene sahip çıkmadın.

Alkol kokan nefesinle, masumiyete dokundun.

Yumrukla tekmeyle dostluğu karıştırdın.

İnsan dedin, sevmeyi bilemedin…

 

-Semra Şenol

 

Facebook’tan Yeni Skandal! 217 Milyon Kullanıcının Telefon Numarası İfşa Oldu…

Skandalı ilk olarak TechCrunch adlı bir internet sitesi duyururken, bütün gözler Facebook’a yöneltilmişti.  Sürekli olarak güvenlik duvarı yıkılan Facebook, yakın zamanda aldığı rekor ceza ile çok konuşulmuştu.  Üstüne bir darbe daha yiyen şirket, iddiaları doğruladı.

217 Milyon kullanıcının telefonu internette ifşa edildi.  210 milyonu 3  ülke, geri kalan 16 milyonu farklı ülkeler olmak üzere internete sızdırıldı.  Gelişmeler sonrasında kritik bir açıklamada bulanan ABD’li medya şirketi 217 milyon kullanıcısının telefon bilgileri de olmak üzere kişisel bilgilerinin intertet bazlı bir veri tabanında paylaşıldığı belirtti.

Güvenliksiz ortamda kullanıcıların kişisel bilgilerini yayınlayan veri tabanının bu saldırıyı nasıl gerçekleştirdiği ve kimler tarafından oluşturulduğunu incelemeye aldıklarını belirtti.

Facebook hesaplarına ve numaralarına şifresiz erişim sağlayan veri tabanı TechCrunch sitesinin verilerin ifşa edildiğini duyurmasının ardından, veri tabanına erişim kaldırıldı.

Geçtiğimiz yıllarda facebook kullanıcılarına telefonla arama özelliği getiren şirket, kötü niyetli kişilerin bu sistemi manipüle ederek milyonlarca telefon numarasını deneyerek kimler tarafından kullanıldığını keşfetmeye çalıştıklarını belirtti.

Gizlilik ayarlarının değiştirmeyen kullanıcıların telefon numaralarının internette güvenliksiz şekilde olabileceği belirtilirken, bunların çoğunun hedaplarına bağladıkları telefon numaraları olduğu düşünülüyor.

İnternete sızdırılan 217 milyon telefon numarası kayıtların 133 milyonu ABD, 18 milyon İngiltere, 50 milyondan daha fazlası Vietnam’daki kullanıcılara ait.  Geriye kalan 16 milyondan fazla numara başka ülkelerdeki kullanıcılara ait.

AYIP MI KENDİNİ KAYIRMAK ?

Anaç dağların ortasında, kanyonların ötesinde yemyeşil yaylaların üstünde olmayı dilerdim.  Kim olduğumun, neye benzeyeceğimin kaygısını gütmeden koyunların arkasından ilerlemek.  Düşünme gafletine düştüğümden bu yana, hangi sonuca vardım bile kesin değil.  Canına okuduğum dünyasında bir avuç insan silueti arasında, omuzlarım sönük halde yürüyorum.

Keşke insanı örten bit vücut olmasa diyorum!

Çıplak ruhlarımızla, görünür duygu ve hislerimizle hiç olmadığımız kadar açık olsa zihnimiz.  Hücresel boyutta düşünmeyi bırakarak soyut varlıkların içinden geçebilsek. Ancak böyle bulur insan mutluluğu.

Farkımız yok, hepimizin tutturduğu bir ışık var. Ulaştığımızda yolumuzun aydınlanacağı iddiasına bel bağlıyoruz.  Sonu gören çıkmadı henüz.  Bulduklarıyla yetineni görmedim, duydum ama inanmadım.

Çağ değiştikçe ayak uydurmayı pek güzel öğrendik.  Her ne hikmetse dilimizden düşen yalanların üstesinden salto atarak kaçmayı bile marifet saydık.  Yüzüne baktığın kişinin kaç maskesi olduğunu gördüğün halde, keklik gibi kanıverdik.

İşimize gelmezdi diğer türlüsü, bir şekilde düzene ayak uydurmanın tarifi bu olsa gerek. Millete verdik talkımı kendimize sakladık salkımı.  Ayıp mı kendini kayırmak?  Bu soruyu hep başkasına sorduk ama üstüne düşünme zahmetine girişmedik.

Burada atıp tuttuğuma bakmayın, ben şöyleyim böyleyim safsatası yapmayacağım.  En âlâsını yaptım, yapıyorum farkında olmama rağmen yine yapacağım.  Başka türlüsünü nasıl bilebilirim ki?

Hangi insan kemik ve kanla birlikte doğduğu yaşamsal dürtülerinden sıyrılabilir ki? Bizi düşünce zehriyle, algıda seçici davranmamızı sağlayan egomuzla vurmayı başaran çıkamayacak nede olsa!

-Semra Şenol

 

 

Film Gibi Ama Gerçek; Hafızasını Kaybeden Kadın, Tekrar Kocasına Aşık Oldu!

Bir insan aynı kişiye iki kere aşık olabilir mi? Bu sorunun cevabını yakın bir zamanda gerçek bir hikaye verdi.  Kayıtlara geçen bu mutlu son hikayesi başlangıçta aşka inanmayanların bile kalbine dokunacak cinsten.  Birbirine aşık olan bir çift severek evlendi, talihsiz bir olay sonucunda ikinci kez birbirlerine aşık oldular!

Hikayemizin başlangıç yeri British Columbia’da gerçekleşti.  Vancouver Adasının Saanich ilçesinde yaşayan genç kadın kötü bir kaza geçirdi.  23 yaşındaki Laura Faganello 2 yıl önce iş yerinde kafasına düşen direkle travmatik bir beyin hasarı geçirdi.

Doktorların söylediğine göre şiddetli hafıza kaybı yaşıyordu.  Laura kazadan sonra uyandığında 17 yaşında olduğunu sanıyordu.  Fiziksel olarak kazadan sağlam olarak kurtulmasına rağmen son yıllarını, 9 ay önce evlendiği hatırlamıyordu.

Hayatının önemli anlarını hatırlamayan Laura kocası Brayden’i da unutmuştu.  Yıllar önce mektup arkadaşı olarak tanışan çift bir süre beraber yaşadıktan sonra evlenerek mutluluğa imza atmışlardı.  Kaza sonrasında eşinin yanında olan Brayden, fedakarlık örneği oldu.  Bir süre karısını rahat bıraktı paylaştıkları evde iki arkadaş gibi yaşamaya başladılar.

Adını bile hatırlamayan karısına her gün aşk notları bıraktı.  Aynı evde oda arkadaşı olarak yaşadıkları süre boyunca not yazmaktan asla bıkmayan Brayden, sabrının mükafatını sonunda aldı.  Laura kocası olduğunu hatırlamasa da Brayden’e yeniden aşık oldu.  Kocasına çıkma teklif eden Laura, hatırlayamadığı kocasına ikinci kez aşık olmuştu.

Mutluluktan havalara uçan kocası ise ikinci kez evlenmeyi teklif etti.  Çift yeniden evlenirken, Laura hastane çıkışını şöyle anlattı.

Yatağımda uyanıyordum ve onun kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Rahatsız edici bir anıydı. Brayden için de bu durum çok zordu çünkü kendi karısı bir yabancı gibi davranıyordu.

Adını Balerinden Alan Hafif Tatlı: Pavlova Tarifi

İki rivayete göre adını zarif bir balerin olan Anna Pavlova’dan kremalı tatlı tarifimizi sizler için hazırladık.  1926’da Dünya turnesine çıkan Anna Pavlova’ya sunmak için özel olarak hazırlanan bu tatlı, tıpkı balerin kadar hafif ve zarif.  Beze bazlı olan Pavlova meyve sosları ya da karamelle yapılarak, mideyi yormayacak şekilde misafirlere sunabileceğiniz harika  bir lezzet.

Pavlova Tatlısı için Malzemeler;

  • 6 tane yumurta akı
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı mısır nişastası
  • 1 çay kaşığı vanilya özütü/pudra şekeri
  • 1 çay kaşığı sirke

Pavlova Karameli için Malzemeler;

  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 çay kaşığı limon suyu
  • 1 yemek kaşığı su
  • 100 ml şekersiz çiğ krema
  • 40 g tereyağı

Pavlova Kremasi için Malzemeler;

  • 1 su bardağı krema
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri

Pavlova üzeri için Malzemeler;

  • Böğürtlen
  • 2 adet muz
  • 100 gram ceviz içi

Pavlova yapılışı :

Yumurta aklarını köpürene kadar iyice çırpın, toz şekeri ilave ederek eriyene kadar karıştırmaya devam edin. Kıvam almaya başladığında mısır nişastası, pudra şekeri veya vanilya özütünü ve sirkeyi ekleyerek karıştırın.  Elde ettiğiniz karışımı yağlı kağıt serilmiş tepsiye yayın.

120 derecede ısıtılan fırında 30-40 derece pişirin.  Kuruduğunda fırından çıkartın ve bir süre soğuması için bekletin. Bir taraftan krema ve pudra şekerini çırpın, kuruyan bezenin üstüne sürün.  Son olarak da meyve ve ceviz içiyle süsleyerek servis edebilirsiniz…

Gençlik Nereye Gidiyor sorusuna Üniversiteli Gençten Cevap!

Gençlik Nereye Gidiyor? sorusunu köşe yazarlığı yaptığı Türkiye Gazetesinde yayınlayan Salih Uyan, hayali üniversite öğrencisi ağzından bir mektupla cevapladı.  Mektupta öyle noktalara değiniliyordu ki, gençlerin değil yetişkinlerin yaptığı yanlışlar yüzünden dünyanın geriye gittiğini anlatıyor.

Her şeyi gençlerden beklerken, yetişkinlerin kabahatlerini ve yanlışlarının sorumluluğunu almadıklarını gün yüzüne çıkartıyor.  Gençlerin dilinden kendine yazdığı mektupla bir çok önemli konuya parmak basan mektubun içeriğini olduğu gibi yayınlıyoruz!

Sayın Salih Uyan,
Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
15 Temmuz’u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.
Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!
Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve bunlardan kaç tanesi Osmanlıyı anlatıyor, bir bakın. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın! Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla…

Netflix Türkiye’den Sevindiren Haber!

Rtük tarafından başlatılan İnternet üzerinden yayın yapan bütün platformların lisans alma zorunluluğu bu hafta içinde yürürlüğe girdi.

İnternet üzerinden yayın yapan televizyon kanalları ve medya kuruluşlarına getirilen lisans zorunluluğunun yanında, Rtük’ün uygun bulunmadığı yayınlar sınırlandırılacak.  Türkiye gündemine oturan Netflix’in lisans başvurusunda bulunmayacağı haberi, bir çok insanı endişelendirmişti.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) internet üzerinden yayın yapan televizyon ve medya platformlarına getirdiği denetim ardından, bütün gözler Netflix’in üzerine çevrilmişti.

RTÜK’ün başkanı Ebubekir Şahin’in resmi twitter hesabından yaptığı paylaşımda müjdeli haberi duyurdu.

Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların internet ortamından sunumuna ilişkin NETFLIX, BLU TV, PUHU TV, TURKCELL, VODAFONE, DIGITURK, TİVİBU gibi sektörde etkili yayıncıların da aralarında bulunduğu 600’ün üzerinde kuruluştan lisans ve izin başvurusu aldık. Hayırlı olsun.”

Hemen arkasından Netflix Türkiye resmi twitter hesabından yapılan açıklamalarda bu haberi doğruladı.

“Benim sizi bırakmaya hiç niyetim yok… Söylentilere kulak asıp kendinizi lütfen üzmeyin”

Twitter kullanıcılarından birinin “Kanka sansür olayı da yok dimi?” sorusuna cevap veren Türkiye Netflix hesabı böyle bir talep almadıklarını belirtti.

“Çocukları yaşlarına uygun olmayan içeriklerden korumak ekipçe önceliğimiz. Bunu yaparken senin istediğini özgürce izlemen de bizim için bir o kadar önemli. Ayrıca böyle bir taleple karşılaşmadık.”