Kelime Kökeni: Farsça
– Sıcak su
– Hamam, ısıdam, yunak
Cümle içinde kullanımı: “Düğün dernekten önce gelini eskiden germâb’a götürür bir güzel yıkar, hemde salınışına bakarlardı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Sıcak su
– Hamam, ısıdam, yunak
Cümle içinde kullanımı: “Düğün dernekten önce gelini eskiden germâb’a götürür bir güzel yıkar, hemde salınışına bakarlardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Su taşıyan deve
Cümle içinde kullanımı: “Sahra çölünde en sık rastlanılan şey gâviye ve kaktüslerdir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kilit, sürgü, sürme, tırkaz, kapı mandalı
Cümle içinde kullanımı: “Çift taraflı menteşeli ahşap kapılar galç ile kilitlenerek gece saatlerinde kapatılır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşırılığa kaçma, ölçüyü aşma, ifrata vardırma, taşkınlığa vurdurma
Cümle içinde kullanımı: İşin ucunu galâniyete götürecek olursan daha ne kadar sabrederim bilemiyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kabalık, kötülük, sertlik, kötü sözlülük, nezaketsizlik, huşunet
Cümle içinde kullanımı: “Allah günah yazmasın ama şu adamın yüzünden akan fazâzet içimi korkuyla kaplıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şen, neşe veren, memnun, sevinçli, mesrur
Cümle içinde kullanımı:”Farûh kahkahalarıyla odayı çınlatıyor, içten gülücükleriyle evin matemini yok ediyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fahrîlik, gönüllülük
Cümle içinde kullanımı: “Edebiyat karın doyurmaz bu ilime baş koyanlar fahriyyet mertebesine erişir ancak. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Saldırgan, mütecaviz, fodul, haddini aşan, sataşkan
Cümle içinde kullanımı: “Boyuna posuna bakmaz hem kel hem fadûl hergele!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sıkıntı yaratan, sıkıntı veren, acı veren
Cümle içinde kullanımı: “Serseri takımı anca fâdıl, kalp kıran tiplerdir onlardan bir kadına hayır gelmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hayvanların çatal tınakları, zılflar
Cümle içinde kullanımı: “Büyük baş hayvanlarda meydana gelen ezlâf çürükleri süt verimini düşürebilir. “