Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmasın, zeval bulmasın, zail ve eksik olmasın, zeval bulmasın, kabahat bulmasın
– Olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Allah’tan dileğimdir lâ-zâle bulmadan uzun bir ömür yaşasın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmasın, zeval bulmasın, zail ve eksik olmasın, zeval bulmasın, kabahat bulmasın
– Olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Allah’tan dileğimdir lâ-zâle bulmadan uzun bir ömür yaşasın.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yenilemez, üstesinden gelinemez, yenilmeyen, yenilmesine olanak bulunmayan
Cümle içinde kullanımı: “Vatan sevgisiyle kanını toprağına dökmüş bir millet katiyen lâ-yu’leb!”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Üstüne çıkılamaz, üstesinden gelinemez, çok yüksek, başarılamaz
Cümle içinde kullanımı: ” Zor işlerin imkansız olduğunu söylerler ama bana kalırsa lâ-yu’lâ iş yoktur, yeter ki çaba gösterilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Akıl ermez, anlaşılmaz, akla sığmaz, akıl ile idrak olunmaz, muğlak
Cümle içinde kullanımı: ” Son günlerde köşkte lâyukâl olaylar meydana geliyor çalışanlar dahil kimse huzurlu görünmüyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cinsel organ, tenasül organı, merzgun
Cümle içinde kullanımı: “Yarası lâ-yukâl yerde olduğundan hekime göstermiyor hoca efendi, utanıyor zavallıcık. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yanlış ve hata yapmaksızın, hatasız, yanlışsız, hata işlemez, yanılmaz, yanlışı bulunmayan
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yuhtî insan var mıdır dar-ı dünyada, insan hatalarından ders alan yanlışıyla doğrusuyla yaşamaya çalışan bir mahlukattır oysa. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sayılamaz, saymakla bitmez, sayısız, sayısı belli olmayan, adedi belli olmayan, pek çok
Cümle içinde kullanımı: “Kovanların içerisinde uğuldayan arılar lâyuad olmakla birlikte kilolarca bal üretiyorlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ayrılamaz, parçalanamaz, bölünemez, koparılamaz, bütünlüğü bozulamaz
Cümle içinde kullanımı: “Türk toprakları hiçbir sebep ve teşebbüsle lâyenfekk edilemez!”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Bilmez, bilgisiz, cahil
Cümle içinde kullanımı: ” Ey lâ-ya’lem olan ademoğlu, yeryüzünün kıymetini anlamadan nasıl olur da ahireti anlamaya çalışırsın!”
Kelime Kökeni: Arapça-laubalî+Farsça(y)âne
– Laubali tarzda, saygısızlıkla, ilgisizce, senli benli olarak
– Dikkatsizce, kayıtsız, alakasızca
Cümle içinde kullanımı:”Kalem müdürünün laubâliyâne tavırları kovulmasına sebebiyet verdi.”