Arkasında Çocukluğum…

Yanlış bir seçimdi, bunu şimdi anlıyorum.

İş işten geçince, dertler bir bir sirayet edince.

Pencerenin önüne koyduğum fesleğen solduğunda,

İp atlayan çocuklar büyüyüp, mahalleyi terk edince.

Çölde aranan su, buzdağını kaplayan çimenler gibi,

Yalnızlığın solgun astarını görüyorum.

Lacivert gökyüzünde kırılan gümüşler,

Yıldızlarda küskün, kapatmışlar gözlerini.

Ah, bir uzatsam elimi mehtaba

Tutar mı dersin, bir çare ayın zifiri karanlığı.

Cumartesiye açtım, topuzu kırık kapımı

İçeriye giren yirmilik yaşım, arkasında çocukluğum.

Sormayın halimi, gönül nerden bilir isteğini,

Galata kulesinde bir fincan konyağın sıcağı…

-SEMRA ŞENOL

‘Namus için öldürdüm’dedi yasak aşkı ortaya çıktı!

Kocası tarafından 20 kez bıçaklanarak 3 çocuğunun gözleri önünde katledilen kadının, olaydan önce polise sığınarak eşinin kendisini aldattığını söylediği öğrenildi!

Konya da gerçekleşen talihsiz olayda Tuba Erkol’u üç çocuğu yanındayken canice bıçaklayıp öldüren Bekir Erkol’un başka bir kadınla da yasak aşk yaşadığı ortaya çıktı.

37 yaşındaki Tuba Erkol, eşi tarafından vahşice bıçaklanarak öldürülmeden 4 gün önce polise başvurduğu öğrenildi.  Bekir Erkol ile 16 yıllık evli olan kadının bu evlilikten üçte çocuğu bulunuyordu.  Polise verdiği ifade de eşinin kendisini aldattığı ve dövdüğü için uzaklaştırma kararı istediğini söyleyen Tuba Erkol, ifadesinde;

“Eşim daha önceki zamanlarda beni aldattığı için kendisi ile birçok kez tartıştık bu yüzden evi terk ederek ailemin yanına yerleştim. Eşim bir daha yapmayacağına söz verdi. Ailemin de telkinleriyle tekrar barıştım ve birlikte yaşamaya başladık. Yaklaşık 4 aydır birlikte yaşıyorduk. Eşim yine eski huylarına devam ederek yine aldatmaya başladı. Kendisini birçok kez uyardım. Evde basit meselelerden de aramızda sürekli tartışma çıkar” dediği öğrenildi.

Kendisini defalarca aldatan eşinden boşanmak istediğini söyleyen kadın, kocası tarafından öldürülmekle tehdit edildiğini söylemiş;

 “Ayrılacağımı söylediğim zamanlarda ya kendisini öldürmekle ya da beni öldürmekle tehdit ederek benim ayrılmama müsaade etmiyordu. Koruma ve uzaklaştırma talep ediyorum. Adresini verdiğim evimde kalacağım. Beni aldatan ve sürekli tehditlerde bulunarak baskı yapan eşim Bekir Erkol’dan davacı ve şikayetçiyim.”  diyerek eski eşinden ayrılma kararını verdiğini belirtmişti.

Cinayetten 4 gün önce polise sığınmasına rağmen eşi tarafından defalarca bıçaklanarak hayatını kaybeden Tuba Erkol, ölmeden önce şikayette bulunduğunda eşi emniyete çağrılmıştı.

Cani koca eşini  öldürmeden sadece 4 gün önce polise verdiği ifadesinde;

“İddia edildiği gibi eşimi aldatmadım. Hakkımda yapılan suçlamaları kabul etmiyorum. Benim kimseden şikayetim yoktur” iddialarıyla eşinin yalan söylediğini belirtmişti.

Cinayet olayından sonra polisi arayarak teslim olan eş, basın mensuplarının ‘Eşinizi neden öldürdünüz, pişman msınız?’ sorusuna ‘Namus için pişman mı olunur?’ cevabını vermişti…

Kız çocuğu, Sevgili, Ana ve Namus Timsali

Bu yazıyı şu an dile getirmek gerçekten şahsım adına zor.  Kelimeleri bir araya getirip uzun cümleler kurmak sanıldığı kadar zor değil, ancak bir kadının katledilğini anlatamam sizlere. Fakat sizlere kadının toplumdaki yeri ve toplumumuzun kadına yüklediği sorumluluklardan bahsedebilirim.

Ataerkil sonrasında ise kocaerkil diye adlandırılan görülmeyen ama bilinen dayatmalarla, geçmişteki yanlışlarla büyütülüyoruz öncelikle.  Bir kadın olarak büyüdüğümüz, yetişkin olduğumuz çevre psikolojisini biraz anlamanızı diliyorum sadece.  Aile toplumumuzun en küçük yapı taşı, yalnız bu yapının idaresinin erkekte olması gerektiğini empoze ederek bizlere ve atalarımıza dikte edildi.  Aile üyelerinin en güçlüsü ve eve para getireni olan erkek baş tacımızdı elbette.  Kız çocuğu da evin idarecisi tarafından, ‘kız kısmı öyle oturmaz, yan gelip yatmaz, aklı kısa eteği uzun olmalı’ diye diye büyütüldü.

Sakız çiğnemenin bile bizi hafif ve yollu göstereceğini söylemişlerdi bizlere.  Ağzımızı kapadık, sakız çiğnemedik ve bu sefer sevgili olduk.  Etek boyumuz ailemiz de dahil olmak üzere çevremizdeki erkeklerin tek derdiydi.  Kumaş parçasına verilen itibarı bir türlü göremedik, işte buna yanıyorum!  Geç saatlerde evden dışarı çıkmanın bizi ‘müsait’ konuma getiriyordu.

Müsait konusu da az canımı sıkmadı hani, bilmeyenleriniz için kelimenin TDK’ da ki anlamını açıklayayım.

 Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)

Türkiye de kullanılan dilimizle bize hasır altından dalga geçilip, küçümsenirken  sesimizi çıkardıysak da işitilmedik.  Konuşan bir kadını duymamayı çok iyi bilirler, eşleri oluruz yatağına gireriz, çocuğunu doğururuz ama dinlenmeyiz.  Onlara göre lafımızda sözümüzde boştur, lüzumsuzdur ve kafa ütülemekten öteye gidemez.

Ah bir de ar ve namus meselesi var.  Dört mevsimiyle, doğasının güzelliğiyle gölümü çalan ülkemde namus denildiğinde akla bir ben gelirim. Yan bakışım, gülüşüm, kıyafetim namus sayılır.  Tenim üzerinden beni yaftalar sınırlandırırlar ve rızam olsun olmasın tecavüze her zaman açığımdır.

Bu hakkı kendilerinde gördükleri gibi adalet karşısında benim boynum büküktür. Teşhirci olduğumu ve kuyruk salladığımı bile söylerler.  Ana da olsam, kız çocuğu da olsam her şekilde benim hayatım adına yargısız infazda bulunurlar.

Ölürüm, öldürülürüm yinede suçlu ben olurum.

Çünkü kadınım!

 

-Semra Şenol

 

 

Emine Bulut Cinayetinde Yürekleri Sızlatan Kamera Görüntüleri

Eski koca vahşeti tüm Türkiye’yi kan ağlattı! Boşandığı eşi tarafından küçük kızının gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un son görüntüleri ortaya çıktı.  Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerde, bıçaklanan Emine Bulut’un son sözleri ‘Ölmek İstemiyorum’ oldu!

Türkiye’yi ayağa kaldıran eski koca vahşeti bir can daha alırken, kameralara yansıyan cinayet anı izleyenlerin kanını dondurdu.  Boşandığı eski kocası tarafından defalarca bıçaklanan kadın yere yıkılıp ‘Ölmek istemiyorum’ diye feryat ederken yanındaki küçük kızı ise gözyaşlarına boğulmuş halde ‘Anne ne olur ölme’ diye bağırıyordu.

Yakın zaman önce 18 Ağustos’da Kırıkkale, Menderes caddesinde bir restaurantta bir araya gelen eski eşlerin yanında 10 yaşındaki kızları da bulunuyordu.  Emine Bulut kızının babası Fedai Baran ile oturduğu sırada aralarında gerilim yaşanarak tartışma çıktı.  Gözü kararan eski eş Emine Bulut’u kızının önünde yanında taşıdığı bıçakla defalarca bıçakladı.

Kanlar içinde kalan kadın güvenlik kamerasına yansıyan son görüntülerinde ‘Ölmek İstemiyorum’ diyerek can çekişti.  Babasının annesine saldırması yüzünden şoka giren küçük kızın ‘Anne ne olur ölme’ feryatları izleyenleri ağlattı.

Sağlık ekipleri olay yerine intikal ettiklerinde hala hayatta olan talihsiz kadın tüm çabalara rağmen kurtulamadı.  Tedavi altına alınan Bulut, doktorların bütün uğraşlarına rağmen hayatını kaybetti.  Eski koca vahşetiyle gündeme gelen cinayet tüm ülkede infial yarattı.  Sosyal tartışma platformu olan Twitter da Emine Bulut ismi TT listesine girerken, #Ölmekistemiyorum, #Anneneolurölme hashtagleriyle yüzlerce insan mesaj attı.

Tutuklanarak Sulakyurt cezaevine gönderilen Fedai Baran’ın emniyette verdiği ifade ortaya çıktı.  Verdiği ifadesinde 4 yıl önce boşandığı karısını nasıl öldürdüğünü anlattı.

 “Eski eşim ve çocuğumla lokantada bir araya geldik. Önce konuştuk. Ardından tekrar başka biri ile evlenip evlenmeyeceğini, böyle bir şey duyduğumu söyledim. Kendisi de bana evleneceğini beyan etti. Ardından çocuğumun velayet konusunu konuştuk. Ancak kendisi bana çocuğumun yanında hakaret etti, küfür etti. Ben de sinirlenerek sürekli yanımda gezdirdiğim bıçakla, önce karın kısmına vurdum. Ardından benim boğazıma sarılarak bağırmaya başladı, ben de vücudunun değişik bölgelerine bıçak vurup, lokantanın önünde bulunan taksiye binerek kaçtım. Burada polis ekipleri yakaladı” dediği biliniyor.

Dikkat Video rahatsız edici olabilir!

Milli Edebiyat Akımı Nedir?

Milli edebiyat hareketi olarak başlayan bu akım 20. yüzyılda  ikinci meşrutiyet dönemi ortaya çıkmıştır.  Cumhuriyet dönemine kadar süren bu akım, milliyetçi akımla ortaya atılmıştır. Genç kalemler dergisini öncülüğünü yürüttüğü bu akımı ilginç hale getiren ise hareketi savunmayan Fetr-i Atici yazarların sonrasında bu akıma ayak uydurmasıdır.  Ayak uydurmakla kalmayarak benimseyen, olumlu bir gelişme göstermesine yardımcıda olmuşlardır.

Fecr-i Ati ve Genç kalemlerin edebiyat konusunda ortak düşünce olarak buluştukları husus; Dildeki sadelik tutumu ve konu seçimidir.  Birinci Dünya savaşında güçlenip her türlü edebi eserde bir çok eser veren akımın öncüleri; Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Faru Nafiz Çamlıbel, Ömer Seyfettin, Nurullah Ataç, Memduh Şevket Esendal ve daha bir çok yazar ve şairdir.

Aydın ve sanatçılara yol açan Milli edebiyat akımının ilkeleri;

  • Kullanılan dilin sade olması
  • Şiirde sadece hece ölçüsü kullanılmalı
  • Konu seçiminde ise ulusal kaynaklardan yararlanılarak, yurt sorunlarını ele almaktır.

Toplumsal yaşamın en önemli olgularından Milliyetçilik, ulusçuluktur.  Bireylerin gelişmesi ile toplum yaşamınında gelişeceği ve iyileşeceği düşünülmektedir.  Türk aydınları arasında yeterli müdavimi bulan milliyetçilik düşüncesi 1911’den itibaren yayılmaya başlayarak Genç Kalemler, Yeni Mecmua, Türk Yurdu vb. edebiyat dergilerinde ve yayımlarda yerini alır.

11 Nisan 1911’de Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in yazdığı ‘Yeni Lisan’ makale, yeni bir eylemin başlamasına neden oldu.  Türk Milli Edebiyatının ve aydın ve sanatçıların kümelendiği İstanbul’da Türkçe kurallarını üstün kılmak bir amaç haline geldi.

Milli Edebiyat Akımının Genel Özellikleri

  • Türkçe karşılığı bulunan Farsça ve Arapça kelimelerin kullanılmamasıdır.
  • İstanbul Türkçesini kullanmak en dikkat ettikleri özelliktir.
  • Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanımı yanında yarım kafiyeye de yer verilmiştir.
  • Milli kaynaklara yönelmek esastır.
  • Anadolu insanın edebiyattaki yerini alması sağlanmıştır.
  • Öykü, hikaye ve romanlarda İstanbul dışında başka şehirlerin adı geçmeye başlamıştır.
  • Resmi tiyatrolar da kurulmaya başlanmıştır.
  • Toplum sorunlarına titizlikle değinilmiştir.

 

Günlerce Drone İle İzleme Yapan Hırsız 4 Milyon TL’lik Ziynet Eşyası Çaldı!

Ankara’nın Çankaya ilçesindeki lüks bir villayı soyan hırsız, tam teçhizatlı operasyonu için drone kullandı.  Tam tamına 4 milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan hırsız, polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla ele geçirildi.  2 iş birlikçisi bulanan hırsızın daha öncesinde 11 ayrı suçtan sabıkası bulunduğu ortaya çıktı.

Hırsız olarak gireceği villayı günlerce drone ile izlediği ortaya çıkan zanlı Serkan Y. ve işbirlikçisi olduğu öğrenilen 23 ayrı suçtan sabıkası bulunan Ali T. yakalanarak göz altına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerini harekete geçiren hırsızlık olayından sonra, ilk olarak etraftaki mobeseleri gözetim altına aldı.  Hırsızlık zanlısının olay yerinden motosikletle olay yerinden uzaklaştığını belirleyen polisler, güvenlik kameralarını inceleme altına aldı.

Lüks villaya gece vakti giren şüpheli ilk olarak alarm sistemi ve güvenlik kameralarını etkisiz hale kendini güvenceye aldı.  4 Milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan soyguncu, motosikletine binerek villadan uzaklaştığı belirlendi.

Yakalanarak emniyete götürülen zanlı çaldığı ziynet eşyalarını ablası Gülcan B.’nin Mamak’taki evinde sakladığını itiraf etti.  Polis ekipleri Mamak’taki evde arama yaparak kayıp ziynet eşyalarını elini koymuş gibi buldu, devamında ise Gülcan B’de göz altına alındı.

8 Yaşında Araba Kullanan Çocuk Otoyolda 140 Hız Yaptı!

Almanya’da sadece 8 yaşında olan erkek çocuğu babasının arabasını çalarak kullandı.  Otoyolda 140 kilometre hıza ulaştığında kendini kötü hissederek durduğunu söyleyen çocuk, aracı durdurup çevresine uyarı levhaları koymayı da unutmadı.

8 yaşında olmasına rağmen babasının aracıyla kısa bir tur atmak isteyen çocuğun ailesi Kuzey Ren- Vestfalya eyaletindeki Soest kasabasında yaşıyor. Dün akşam saatlerinde oğlunun ve arabasının olmadığını fark eden aile yerel polisi aradı.

Gece yarısını geçtiğinde polisleri tekrar arayan anne, oğlunun A44 otoyolunda olduğu bilgisini verdi.  Polisler çocuğu Dortmund şehrine giden otoyolda dinlenme yerinde buldu.  Çarşamba sabahı polisler tarafından bulunan çocuk gözyaşlarına boğulmuş haldeydi.  Aracı durdurarak tehlike ikaz ışıklarını yakan ve aracın çevresine uyarı levhası yerleştiren çocuk, hız yaptığı ve kötü hissettiği için aracı kenara çektiğini söyledi. Polise söylediği ilk söz ise;

“Sadece biraz araba kullanmak istedim” oldu.

Polis çocuğu ailesine teslim ederken, yaşanan olay sonrasında kimsenin zarar görmediği belirtildi. Ailesinde edinilen bilgiye göre 8 yaşındaki erkek çocuğu günlük hayatında özel arazide araba kullandığı, go-kart yaptığı ve sık aralıklarla çarpışan arabalara bindiği öğrenildi…

 

 

Diyarbakır’da Dev Uyuşturucu Operasyonu; 974 Kilo Esrar Yakalandı!

Jandarma tarafından Diyarbakır’ın Lice ilçesi kırsalında düzenlenen operasyonun devamında 974 kilo 150 gram esrar, 1 Milyon 349 bin 104 kök hint keneviri ele geçirildi!

İl Jandarma Komutanlığı tarafından Lice ilçesinin dağlık ve kırsal alanında 19 Ağustos 22:00’den itibaren jandarma komanda timleri ve güvenlik korucularıyla gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı.  Valiliğin yaptığı açıklama da bölücü terör örgütüne düzenlenen operasyonun amacı, örgüt mensuplarını bulmak, sığınak ve barınakları tespit ederek silah ve mühimmatları muhafaza altına alarak uyuşturucu üretimi ve ticaretini ortaya çıkartarak adalete teslim etmek olduğu açıklandı.

Teröristlerin sığınaklarını imha etmek için düzenlenen “Şehit Jandarma Kıdemli Çavuş Ümmet Ufacık-165 Operasyonu” dün 22:00 sularında başarıyla tamamlanarak, 975 kilo 150 gram esrar, 1 milyon 349 bin 104 kök hint keneviri de ele geçirildi.

Valiliğin yaptığı açıklamada, R.Ö, R.K, A.A, M.A, göz altına alınırken, can kaybının olmadığı da belirtildi.  Açıklamanın devamında;

“Bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması ve teröristle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara artan bir azim ve kararlılıkla devam edilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Kadınlar Kediye Benzer!

Ömrünce tanıdığın kadınları göz önüne getir kimini daha çok sevdin, kimini ilgi manyağı yaptın, hangisine sırtını çevirip önemsemedin.  Yıllarca hem kaçan oldun, hemde kovalayan. Tanışıp görüştüğün tüm kadınlar bir tecrübeydi esasen sende bir tecrübe bıraktı, değer kattı.  Ve dahi bir şeyler alıp götürdü kalbinden, benliğinden, akıllı geçinen gururundan.

Dolayısıyla kadınları iyi tanıdığını, haklarındaki her şeyi bildiğin kanaatine kapıldın.  Bu yanılgı sana cahil cesaretiyle hareket etme hakkını tanıdı, bencilce bir tutumla ilerledin.  Temkinli oluşunda bu yüzdendi, ön yargılarına inanarak ve dahi güvenerek daima kaçan olmayı yeğledin.

Azizim, düştüğün bu gaflet senide yüreğini de kandırmasın.  Kadınlar kediye benzer!

Sevilmek ister, sağduyulu bir şekilde benimsenmek ister.  Hoşgörü görerek, saçları okşansın, kalbi doyurulsun ister.  Sen ki nankör dersin kediye, sahibine itaat etmek istemez, gün gelir arkasına dönmeden gider dersin.  Haksız değilsin hani, ancak yanıldığın çıkarımlar var.

Kediler onu besleyene kul köle olmaz, onunla dost olur.  Sahibini kendine denk görür ve içtenlikle sevildiği hissettirildiğinde aynı şekilde karşılık verir.  Bu ister sevgi bağı olsun, isterse arkadaşlık sahibine güvenir.  Köpekler kadar sadık değildir dersin, doğrudur kabulüm.  Köpekler sahipleri canını yaksa da, aç bıraksa da kör bir bağla bağlıdır sahibine.

Sen kadınından bunu mu istersin? Dövsen de sevsen de sana mecburiyetten doğan bir bağlılık mı beklersin? Yoksa eşitliğin korunduğu, karşılıklı fedakarlığında barındığı bir ilişkiyi benimsemek istemez misin?

Kediler, sahipleri artık onlara daha ilgilendiğinde, sevgisini kısıtlayıp ihtiyaçlarını karşılamadıkların da giderler.  Hem de kime bilir misin Azizim, onunla daha çok ilgilenen ve seven yeni birine.  Bir kadında gider dostum, sevilme ihtiyacını kim karşılıyorsa ona gider.

Onu yerinde tutamayan, gereksinimlerini veremeyen sen buna nankörlük dersin.  Bir düşünsene genelleme yapmadan, istisnalara aldanmadan.  Sen, evet sen kalır mısın seni sevmeyende.  Karşıda kollarını sana açmış bekleyen içten bir kalp yolunu gözlerken?

Cevabını vermeden önce ‘Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrının hakkını Tanrıya ver’, sonra yüreğine danışıp, sesini dinle.  Dinle ki cevabını bana öyle ver.

Kadınlar kediye benzer ve kim severse ona gider…

-Semra Şenol

Boş Vakitlerinde Wushu Dövüş Müsabakalarında Hakemlik Yapan İmam Şaşırtıyor

Wushu Federasyonu hakemi olan Tahsin Buğuş aynı zamanda Amasya’da İmamlık yapıyor.  Vakit namazlarında cemaate namaz kıldıran İmam, boşta kalan zamanlarında Çin dövüş sporu olan Wushu hakemliğini üstleniyor.

İmamlık görevlerini aksatmadan ve eksiksiz olarak yerine getiren Buğuş, hakemlik konusundaki başarısını da sürdürüyor.  Namaz vakitlerinin ardından Amasya Kapalı Spor Salonunda düzenlenen Wushu müsabakalarında hakem olarak görev alan İmam, bu konuyla ilgili şu sözlere verdi.

“İmam hatip görevimin peşinden geriye kalan zamanlarımı wushu ile değerlendiriyorum.”

Wushu maçlarını düzenleyen Tahsin Buğuş gün içinde TOKİ Camii İmam Hatibi olarak görevini icra ederken, yakın zamanda hakemlik belgesini aldığını belirtiyor.  Kişisel gelişmeye ve insanın kendisini daime geliştirmeye odaklanmasına inanan İmam Tahsin Buğuş, konuyla ilgili şu açıklamalara yer verdi.

“Amasya İl Müftülüğü Şeyhcui Mahallesi TOKİ Konutları Camii İmam Hatibiyim. Boş vakitlerimi değerlendirmek amacıyla görevim haricinde zamanlarımı bu şekilde Amasya Wushu Kung-fu Federasyonuna katıldım. Hocalarımın yardımıyla, vermiş olduğu eğitimle sürekli antrenmanlara katılmaktayım. Yakın zamanda bir hakemlik belgesi aldım. Bildiğim ne varsa sporcu arkadaşlarıma elimden geldiği kadarıyla onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. İmam hatip görevimin peşinden geriye kalan zamanlarımı wushu ile değerlendiriyorum. Bu esnada bir de bir sloganımız var ‘Namazda huşu, sporda Wushu’ sloganıyla da bütün gençlerimizi davet ediyoruz”

İmamlık görevlerini aksatmamanın yanı sıra wushu maçlarını da adaletli ve başarılı şekilde yöneten İmam hakkında Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat ‘Kişisel gelişimine fayda sağlıyor’ dedi.  Boş vakitlerinde müsabakalara hakemlik yaparken, antrenmanlara da katılan Tahsin Buğuş, gençlere “Namazda huşu, sporda Wushu” diyerek sesleniyor…