Kelime Kökeni: Farsça
– Çok büyük tencere, çok miktarda yemek pişirmeye veya kaynatmaya yarayan derin kap, kazan
Cümle içinde kullanımı: “Düğün yemekleri için bakır levîdler gelecekti, haberiniz var mı?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çok büyük tencere, çok miktarda yemek pişirmeye veya kaynatmaya yarayan derin kap, kazan
Cümle içinde kullanımı: “Düğün yemekleri için bakır levîdler gelecekti, haberiniz var mı?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir kitap kabı gibi ortadan iki yana açılablir mahfaza, deffeteyn
– Kitap kabı gibi ortasından menteşeli açılıp kapanan kapların ismi
Cümle içinde kullanımı: ” Köye gidecek değerli ziynet eşyalarını levhateynler içine saklayarak trende yanıma aldım. “
Ünlem
– Allah ırak etmesin!
– Felaket vermesin!
– Allah onu uzaklaştırmasın!
– Aferin!
Cümle içinde kullanımı: “Levhaş-Allah, onun sağlığı ve mutluluğu için daima dua edeceğim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çerçevelenerek duvara asılan yazı, safiha
– Bir sayfanın üstündeki kalın yazı, başlık, serlevha
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden evimizin baş köşesinde duvarda asılı olan levhayı dedem hazırlamıştı, şimdi ben saklıyorum onu. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah tarafından taktir edilen şeylerin yazılı bulunduğu kutsal levha
– Kader kitabı, İlahi kitap, kutsal kitap
Cümle içinde kullanımı: “Yüce Allah’ın sonsuz ilmini öğrenmek istiyorsan levh-i mahfûz’u oku. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Zihin, hafıza, bellek
Cümle içinde kullanımı: “Levh-i hâtır da kalan günün acısı içimde aşılamaz bir dağ gibi büyümekte. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Üzerine hiç bir şey yazılmamış, leke düşmemiş levha
– Boş levha kuramı
Cümle içinde kullanımı: “Levh-i emles üzerine resmedeceğin yüz umarım benim ki olur sevgilim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Levha, yassı, düz, üzerine resim veya yazı yazılabilen nesne
– Kutsal yazgı belgesi
– Oyun, eğlence, sefahat
– Görünen ibretli manzara
Cümle içinde kullanımı: “Levh üzerine ölüm tarihi düşülen yazar ve şair Lutfî’nin Herat’ta öldüğü anlaşılmaktadır. “
Kelime Kökeni: ad
– Çizme ucunun şekli ve kalıbı
Cümle içinde kullanımı: “Ayakkabı tamircisine levger tarifini vererek sağlam bir çizme yapmasını rica ettim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Venediklilerin bahriyede kullandıkları hafif asker, Arnavut askeri
– Osmanlı donanmasında yer alan denizci asker
– Ayyaş içkici, hafif meşrep tavır ve hareketli, zampara
– İffetsiz kadın, orospu
– İbne, eş cinsel erkek
– Hizmetçi, ayak işleri yapan kimse
– Hırsız, yaramaz
– Günümüzde yakışıklı, boylu poslu kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Gözü pek, yaman mı yaman levend bir adamdı ağabeyim, insafsız bir kurşuna gitti. “