Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bitkin
– Yorgun
– Aygın
– Argın
Cümle içinde kullanımı: “Bî-tâb düşmekle kalmayıp her sabah sana çırpına çırpına geldim!”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bitkin
– Yorgun
– Aygın
– Argın
Cümle içinde kullanımı: “Bî-tâb düşmekle kalmayıp her sabah sana çırpına çırpına geldim!”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sayısız
– Hesapsız
– Pek çok
– Hesabı tutulmayan
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şümâr yalan dolanla gelen acıta acıta geri gidecektir emin olunuz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kuşkusuz
– Şüphesiz
– Elbette
– İşkilsiz
– Vesvesesiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şüphe yaklaştığım çoğu şey beni üzmekle kalmamış canımı okumuştur.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şu’ûr+Farsça-âne
– Bilinçsizce
– Şuursuzca
– Dimağsızca
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şu’ûrâne misali davranışlarına ehemmiyet vermeyiniz acısı gözünü kör etmiş durumda.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şu’ûr
– Bilinçsiz
– Şuursuz
– Bilinci olmayan
– Şuurunu kaybetmiş
Cümle içinde kullanımı: “Kalbimin teklemesi bî-şu’ûr kalmamın nedeni sensin ey ceylan gözlü.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Fazlalık
– Çokluk
– Kesret
– Çoğul
– Ekseriyetle
Cümle içinde kullanımı: “Kalabalığın, bîşî olduğu yerlerde her sakatlığı bekleyeceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Utanmazlık
– Hayasızlık
– Arsızlık
– Yüzsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Yüzü karalanmış bî-şermî bir adam olmasaydı hak yemez yedirmezdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Utanmaz
– Hayasız
– Sıkılmaz
– Yüzsüz
– Arsız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şerm, yüzü kızarmaz insana ne desen ne söylese boş.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şer
– Şeriat yolundan gitmeyen
– Bâ-şer karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Doğru yoldan ayrılan bî-şer eninde sonunda pişmanlık ateşinde yanacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şekl
– Biçimsiz
– Şekilsiz
– Biçimi bozuk
– Yakışıksız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şekil durumların içine düşmeden önce mantığını kullanmayı öğrenmelisin.”