Kelime Kökeni: Arapça-cüff
– Dimağa işlemiş olan baş yarığı
– Kof
– İçi boş
– Yetkisiz
– İçeriği boş olan
Cümle içinde kullanımı: “Çürümeye yüz tutmuş cüf kalbiniz sanmıyorum ki huzur bulabilsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-cüff
– Dimağa işlemiş olan baş yarığı
– Kof
– İçi boş
– Yetkisiz
– İçeriği boş olan
Cümle içinde kullanımı: “Çürümeye yüz tutmuş cüf kalbiniz sanmıyorum ki huzur bulabilsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-cedr, cidâr çoğul biçimi
– İnce deriler
– Duvarlar
– Zarlar
– Çeperler
Cümle içinde kullanımı: “Sıkı sıkıya inşa edilmiş cüdür, ancak imanla inançla yıkılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cedid çoğul biçimi
– Yeniler
– Ecdâd
– Dedeler, babalar
Cümle içinde kullanımı: “Cüdûd nice kötülüğü nice iyiliği görmüş geçirmiş gelecek nesillere aktarmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cidâr çoğul biçimi
– Duvarlar
– Dikey düzlemler
– Cedrler
Cümle içinde kullanımı: “Yıkılmaz sandığınız cüdrân nihayetinde ailenizin tepesine göçtü.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kutup yıldızı
– Kuzey yıldızı
– Demirkazık
Cümle içinde kullanımı: “Cüdeyy yolumuzun üstünde parladığı müddetçe korkumuz kaybolan bir sis olacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cedîr çoğul biçimi
– Uygun olanlar
– Layık olanlar
– Yakışanlar
– Liyakat sahibi olan kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Cennete cüderâ olanlardan eylesin Allah bizleri.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Nineler
– Büyük anneler
– Yollar
– Yeniler
– Dağ yolları
– Neneler
Cümle içinde kullanımı: “Efradımız cüded sözü dinler, atalarının lafını çiğnemezdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dağ arasındaki yol
Cümle içinde kullanımı: “Atlılar cüddeden geçerken ihtiyatlı davranmak zorundadır.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Ayrılık
– İftirak
– Ayrı olma durumu
– Hicran
– Ayrılmak
Cümle içinde kullanımı: “O vakit sıra cüdâyîye gelmişse konuşmak hakikati örter mi?”
Kelime Kökeni: Arapça-câdî çoğu biçimi
– Dilenciler
– Sailler
– Arsızca isteyenler
Cümle içinde kullanımı: “Sen istedin ki cüdât dilin sussun söylemesin arsızlığını cümle aleme.”