Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sırdaşlık
– Dostluk
– Arkadaşlık
– Gönüldaşlık
Cümle içinde kullanımı: “Cümle alem gelse de Dem-sâzî yerini tutamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sırdaşlık
– Dostluk
– Arkadaşlık
– Gönüldaşlık
Cümle içinde kullanımı: “Cümle alem gelse de Dem-sâzî yerini tutamaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Temriye hastalığı
– Deride kabarıklarla ortaya çıkan hastalık
Cümle içinde kullanımı: “Elleri ve kolları baştan başa demregi hastalığına yakalanmış.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Fırın ve ocak bacası
– Ocak yolu
Cümle içinde kullanımı: “Demne yıkıldığında gidecek yerimiz yurdumuz kalmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Arkadaş
– Kafadar
– Kafa dengi
– Yoldaş
– Dost
Cümle içinde kullanımı: “Ekmeğimi bölüştüğüm dem-keşîde, sen ki acıma yoldaş ağrıma deva oldun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Soluk çeken
– Nefes çeken
– Ney üfüren
– Şarap içen
– Güzel ses çıkaran
– Dem çeken
Cümle içinde kullanımı: “Gidiyorum dem-keş, beni yolcu etme bırak boynu bükük yürüyeyim.”
Kelime Kökeni: Arapça-dem’î sözünün müennes dişil biçimi
– Gözyaşı ile ilgili
– Gözyaşı dökmekle ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Ey kara, dem’iyye yüküdür bu yüz çiziklerim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çıkmış
– Bitmiş
– Yetişmiş
– Sürmüş
– Boy vermiş
Cümle içinde kullanımı: “İkbal başımızda demîde, alnımızda meltemin yumuşaklığı.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kanlı
– Kanla ilgili
– Kan dolmuş
– Sinirli
– Kızgın
– Asabi
– Sinirsel
Cümle içinde kullanımı: “Halinden tavırdan demeviyye olduğunu anlamak mümkün.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kanlı
– Kanla ilgili
– Asabi
– Sinirli
– Öfkeli
– Kızgın
– Hiddetli
– Kanla dolmuş
Cümle içinde kullanımı: “Demevî rüyalarını anlatma hayra yor, dillendirme.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hakaret
– Öfkelenme
– Azarlama
– Hiddetlenme
– Kızma
– Küfür
– Avaz
– Hoşa gitmeyen sesler
– Sövgü
Cümle içinde kullanımı: ” Ağza yakışmayan demdeme sözlerle insanları kendine düşman etti.”