Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tamu
– Cehennem
– Günah işleyenlerin öldükten sonra cezalandırılacakları yer
Cümle içinde kullanımı: “Bilirim elbet bu dünyada olmasa da belanı dûzahta bulacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tamu
– Cehennem
– Günah işleyenlerin öldükten sonra cezalandırılacakları yer
Cümle içinde kullanımı: “Bilirim elbet bu dünyada olmasa da belanı dûzahta bulacaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dikici
– Diken
– Dikmiş
– Dikişçi
– Dikim yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Sen bildiğin gülü kokla bende bildiğim dûza devam edeyim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Dirayet
– Fehm
– Hibre
– İlim
– Hasse
– Algılama yeteneği
– Kavrama yeteneği
Cümle içinde kullanımı: “Duyu organlarımızla algıladığımız çevresel etkiler bize canlılığımızı kanıtlar.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– İşitmez
– Anlamaz
– Duymamış gibi davranma
– Kavramamış
Cümle içinde kullanımı: “Kulak duymazken, göz görmezken nasıl iyiyim diyebileceksin.”
– İşitmek
– Sezmek
– Beş duyudan biri vasıtasıyla hissetmek
– Haber almak
– Bilgi almak
– Ses almak
– Bilgi edinmek
– Öğrenmek
Cümle içinde kullanımı: “Görmekten öte beni duymanı, içimdeki feryatlara kulak vermeni istedim çünkü sensizliğin acısı beni günbegün öldürüyordu.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Hissiz
– Duygudan yoksun
– Bilgisiz
– İdraksiz
– Habersiz
– Duyarlığı olmayan
– Katı yürekli
– Umursamaz kimse
Cümle içinde kullanımı: “Nafile kelam edip de kendimi duygusuz biri için yormayacağım.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bilgili
– Haberdar
– Duygusu ağır basan
– Hassas
– İçli
– Duyar
Cümle içinde kullanımı: “Duygulu sözleriyle nihayetinde yüreğindeki acıları dökmeyi başardı.”
Kelime Kökeni: Ad
– İşitme
– Duyma
– İşitmekle elde edilen bilgi
– Duyu organları vasıtasıyla algılama
– Duyma
– Uyarım biçimi
– His
– Önsezi
– Duyularla algılama
Cümle içinde kullanımı: “Biliyorum bu söyleyeceğim zor ama duygularını dinlemeli kalbinin yolunu seçmelisin.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Başı duvakla örtülmüş
– Yüzü duvakla örtülmüş
– Duvağı olan
– Yeni doğan bebeğin başında olan zar, perde
Cümle içinde kullanımı: “Elleri kınalı duvaklı gelin, bu ev yuvandır ocağındır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Gelinin veya yeni doğmuş çocuğun başına takılıp yüzünü örten tülden örtü
– Telli süslü örtü
– Tülden örtü
Cümle içinde kullanımı: “Duvağını indiren gelinin gözlerinde yaşı henüz kurumamıştı.”