Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anlama
– Kavrama
– Aşağıya inen basamak
– Algılama
– Vukuf
Cümle içinde kullanımı: “Bir gün sende içi boş samimiyetlerin lüzumsuz olduğunu derk edeceksin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anlama
– Kavrama
– Aşağıya inen basamak
– Algılama
– Vukuf
Cümle içinde kullanımı: “Bir gün sende içi boş samimiyetlerin lüzumsuz olduğunu derk edeceksin.”
– Toplanmak
– Bir araya gelmek
– Temerküz etmek
– Tekasüf etmek
Cümle içinde kullanımı: “Evrende bir araya gelip derişen canlıların amacı ölümü beklemektir.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Çukur
– Kuytu
– Dibi veya altı ağzından uzak olan
– Amîk
– Çok içten gelen
– Özüne inecek biçimde
– Yoğun
– İçten gelen
Cümle içinde kullanımı: “Duygularımızın derinlerinde geçmişe ait özlemlerimiz saklıdır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çadıra benzer göçebe evi
– Göçkün
– Göçer
Cümle içinde kullanımı: “Derim evinde büyüdük biz, konfor aramayız uyurken.”
Kelime Kökeni: Ad
– Toplantı
– Çadır
– İçtima
Cümle içinde kullanımı: “Devletten büyük adamlar gelecek derim sonrasında karar verecekler yolun yapımına.”
– Toplanmak
– Bir araya gelmek
– Konu olmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsanları kargaşa içinde dermek yerine samimiyetle davranmak gerekir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağzı yırtık
– Boşboğaz
– Dik sözlü
– Geveze
– Lakırdı ebesi
Cümle içinde kullanımı: “Derîde-dehân dedikoduyla doyar, kavgayla beslenir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtık
– Yırtılmış
– İstihza etmek
– Alay etmek
– Birisiyle eğlenmek
– Müstehzi
Cümle içinde kullanımı: “Ruhu derîde olana nasıl bir yarar sağlayabiliriz ki?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Pencere
– Oyma kapı
– Küçük kapı
– Yavru kapı
Cümle içinde kullanımı: “Mazideki yaşanmışlıkların derîçesini açabilseydin karşına ne çıkardı?”
Kelime Kökeni: Ad
– İnsan ve hayvan etini kaplayan ve bütün bedenini örten kabuk
– Post
– Cilt
– Gön
– Hayvanın yüzülmüş ve kurutulmuş cildi
– Panayır
– Pazar
– Toplantı
– Düğün dernek
– Ten
– Dış örtü
– Kutan
Cümle içinde kullanımı: “Derisinde sonradan çıkan kızıl renkteki lekeler pek hayra alamet değil.”