Kelime Kökeni: Farsça
– Cennette bulunduğuna inanılan Kevser suyu, Kevser ırmağı
* Ölümsüzlük suyu, hayat suyu
Cümle içinde kullanımı: “Dilerim âb-ı kevser suyundan içmek nasip olur her ikimize de!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Cennette bulunduğuna inanılan Kevser suyu, Kevser ırmağı
* Ölümsüzlük suyu, hayat suyu
Cümle içinde kullanımı: “Dilerim âb-ı kevser suyundan içmek nasip olur her ikimize de!”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Bengisu, ab-ı hayat, ebedelik
– İçene ölümsüzlük verdiği söylenen ve eski metinlerde sıkça bahsedilen su
Cümle içinde kullanımı: ” Nice padişah nice hükümdar âb-ı iskenderi bulmaya çalışsa da sonu hep hüsranla bitmiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– İçen kişiyi ölümsüzleştirdiğine inanılan efsanevi su, abıhayat, kevser suyu, bengi su
Bu sözün eş veya yakın anlamlısı eski metinlerde sıkça kullanılmıştır: âb-ı beka, âb-ı hayvan, âb-ı cavid, âb-ı Hızr, âb-ı hırşid, âb-ı zindeganî
Cümle içinde kullanımı: “Söylenceler ve eski masallar da bahsi geçen âb-ı hayatı içen ölümsüz olur insan yaşamının kısalığından kurtulurmuş.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Haram su, şarap, mey
Cümle içinde kullanımı: “Âb-ı harâm içiyor başımı derde salıyorsam aşktan ey canım!”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yağmur suyu, yağmur, iri taneli yağmur, yağan su
Cümle içinde kullanımı: “Meraklanma âb-ı bârân olup saçlarının karasına düşeceğim bir gün.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su, mâ
– Hayat suyu, ölümsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Âb suyunu dudaklarıma dökerken sonsuz bir hayatın düşlerine daldım.”
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Gemi kaptanın ve tayfanın gemi sahibine, armatöre ve sigorta ortaklığına bile isteye zarar vermesi, gemi malına kasten zarar verme
Cümle içinde kullanımı: “Tayfaların gemideki yükleri baratarya ettikleri düşünülüyor soruşturma açılacak.”
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Ödemesi olan poliçelere gösterildiği zaman ödenmesi gerektiği anlamında yazılan terim
– Görünce anlamına gelen kelime
– Görür görmez, görünce, görüldüğünde
Cümle içinde kullanımı: “Poliçenin üstündeki avisto ibaresini gördüyseniz hemen ödemeyi gerçekleştirmek zorundasınız.”
Kelime Kökeni: Arapça-lüzumat
– Lazım olma, gerekme, ihtiyaç duyma, işe yarama
– Gerekli, hacet, ihtiyaç, gereksinim, iktiza
– Uyma, riayet etme
Cümle içinde kullanımı: ” Lüzum görüldüğünde iletişim numaranızdan size geri dönüş yapılacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışma durumu, yapışkanlık, çekilip uzayan
Cümle içinde kullanımı: ” Lüzûciyyet tavırları olan insanlardan artık sıtkım sıyrıldı, tahammül edemiyorum.”