Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şu’ûr
– Bilinçsiz
– Şuursuz
– Bilinci olmayan
– Şuurunu kaybetmiş
Cümle içinde kullanımı: “Kalbimin teklemesi bî-şu’ûr kalmamın nedeni sensin ey ceylan gözlü.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şu’ûr
– Bilinçsiz
– Şuursuz
– Bilinci olmayan
– Şuurunu kaybetmiş
Cümle içinde kullanımı: “Kalbimin teklemesi bî-şu’ûr kalmamın nedeni sensin ey ceylan gözlü.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Fazlalık
– Çokluk
– Kesret
– Çoğul
– Ekseriyetle
Cümle içinde kullanımı: “Kalabalığın, bîşî olduğu yerlerde her sakatlığı bekleyeceksin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yağda kızartılmış börek, çörek
– Yağlı ve şerbetli tatlı
Cümle içinde kullanımı: “Anneannelerimizin pişirdiği bişiler ve hazırladığı kahvaltıları öyle çok özledim ki.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Utanmazlık
– Hayasızlık
– Arsızlık
– Yüzsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Yüzü karalanmış bî-şermî bir adam olmasaydı hak yemez yedirmezdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Utanmaz
– Hayasız
– Sıkılmaz
– Yüzsüz
– Arsız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şerm, yüzü kızarmaz insana ne desen ne söylese boş.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şer
– Şeriat yolundan gitmeyen
– Bâ-şer karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Doğru yoldan ayrılan bî-şer eninde sonunda pişmanlık ateşinde yanacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şekl
– Biçimsiz
– Şekilsiz
– Biçimi bozuk
– Yakışıksız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şekil durumların içine düşmeden önce mantığını kullanmayı öğrenmelisin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İvecen
– Sabırsız
– Aceleci
– Sabrı olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Tez canlı bî-şekîb davranışlarıyla bizi bile korkutmaya başladı.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şekk
– Kuşkusuz
– Şüphesiz
– İşkilsiz
– Elbette
– Yayık dövmede kullanılan alet
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şek usul erkan bilmeyene insan içinde yaşamak zor gelecektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Orman
– Meşelik
– Ağaçlık alan
– Meşe korusu
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buralardaki aileler bîşeden geçinirler marangozluk, odunculuk yaparlar.”