Tripofobi Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Daha önce Tripofobi sözünü duymamış olabilirsiniz, dünya üzerinde insanların %16’ında görülen bu rahatsızlık delikli yapısı olan şeylerden korku duymaya verilen addır.

Tripofobi; Delikli ve gözenekli yapısı olan nesnelere, cisimlere karşı korku yada tiksinti duymaya denilmektedir.  Bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin bu rahatsızlığı günlük hayatlarını etkilemez.

Gözenekli ve delikli bir resim gördüklerinde duygusal olarak etkilenerek hoş duygular barındırmazlar. Bu nahoş ve istenmeyen hisleri tetikleyen bal peteği, lotus çiçeğinin tohum hali gibi kümelenmiş delikleri ve gözenekleri gördükleri anda rahatsız olmalarına neden olmaktadır.

Henüz tıp literatürüne girmeyen bu hastalığı ilk kez ve tek olarak araştıran  Geoff Cole’u ve Arnold Wilkins ikilisi olmuştur. İngiltere’nin Essex Üniversitesi araştırmacıları olarak  Geoff Tripofobi’ hakkında bilimsel makale yazmışlardır.

Makale Psychological Science (Psikoloji Bilimi adlı dergide 2013 yılında yayınlanmıştır.

Geçtiğimiz günlerde ise dünyaca ünlü manken Kendall Jenner bilhassa kendi ağzından Tripofobi rahatsızlığını itiraf etmiştir.  Hatta bu rahatsızlığı tetikleyen bir görüntü gördüğünde anksiyete geçirdiğini de dile getirmiştir.

Marshmallow Testi Nedir?

1970’de ilk defa Colombia Üniversitesi’nde Walter Mischel önderliğinde uygulanan testin bir diğer adı “Zevki erteleme becerisi testi” olarak da anılmaktır.

4-6 yaş arası anaokulu çağındaki çocuklarda 45 yıldır uygulunan Marshmallow testi, çocukların isteklerini ve kendilerini kontrol edebilmeye becerileri ve duygularına hakim olabilmelerini ölçmek amacıyla yapılmaktadır.

Testin uygulama aşamasında çocuk ve deneyi yönetecek kişi kendilerinden başka kimsenin olmadığı bir odada kapalı kalıyor.  Deneyi yürüten kişi çocuğun en sevdiği yiyeceklerden birini masanın üstüne bir zille birlikte bırakıyor.  Çocuğa ise dışarıda biraz işi olduğunu o çıktıktan sonra yiyeceği yerse zile basmasını, eğer biraz beklerse aynısında bir tane daha vererek iki tanesine sahip olacağını söyleyerek çıkar.

Eğer geri dönmeden yiyeceği yersen zile basarak haber vermelisin ve bir ikincini alamayacağını da bilmelisin diyerek, çocuğu odada tek başına bırakır.

Bu süreçte çocuğun vereceği karar izlenerek iki seçenekten hangisine yöneleceği gözlenmektedir.  Zevki ertelediği taktirde daha kazançlı olacağını ya da güdülerine kapılarak anında yiyeceğin tadına varması arasındaki süre hesaplanmaktadır.

Yiyeceği yiyen ve sabırla bekleyen çocuk arasındaki fark incelenirken, sabırlı davranan çocukların ileri ki hayatlarında öz güvenleri yüksek, başarıyı takip eden insanlar oldukları saptanmıştır.  Biraz bekleyerek daha iyi bir ödülün sahibi olacağının farkında olan çocuğun yetişkin döneminde madde bağımlığı, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan da uzak durduğu belirlenmiştir. Akademik açıdan zevki erteleyenlerin sınavlarında ve okul yaşantısında başarı kazandığı da araştırma sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Araştırmanın çocuklar üzerinde yapılmasının amacı ise yetiştirme tarzlarına, aile kültürlerine göre mi yoksa doğuştan mı sabretme niteliğine sahip olduğunu yada sonradan öğrenilebilecek bir erdem mi olduğunu açıklamak için yapılmaktadır.

Self-Serving Bias Nedir?

Self-Serving Bias; kelimesinin Türkçe karşılığı kendi kendine hizmet veren ön yargı anlamına gelmektedir. Kişinin başına iyi bir olay geldiğinde kendinden pay çıkarması, aksi kötü bir durum geldiğinde ise dış faktörleri suçlamasın verilen addır.

Kişi örneğin bir trafik kazası geçirdiğinde hatayı direk karşı tarafta ararken, sınavdan yüksek puan aldığında kendi zekasını ve becerisini kutlar.  Bu daha çok öz güven patlaması olarak görülen bir tanım olsa da Türkiye’de yeni yeni kullanılan bir terimdir.

Şahsın kendini savunma mekanizması olarak kullandığı Self-Serving Bias öz güveni olmayan  ve depresif yönü ağır basan kişilerde tam tersi şekilde ilerlemektedir…

Aldatıldığınızı Nasıl Anlarsınız?

İhanet, erkek içinde kadın içinde oldukça yıkıcı bir durum.  Sevdiğin kişiden beklediğiniz en son aldatılmak olsa gerek.

Yapılan araştırmalar sonucunda erkeklerin kadınlara nazaran aldatma potansiyelinin daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.  Uzun bir birliktelik yaşıyor, ya da sevgilinizin eskiye göre size farklı davrandığından mı şüpheleniyorsunuz ?

İçinize bir kurt düştükten sonra hem yüreğinizi hem de aklınızı temize çıkarmadan sağlıklı bir ilişki yürümeyeceğini bilmelisiniz.  İhtimalleri ortadan kaldırıp, yüzleşme korkunuzdan arınıp, aklınızı kurcalayıp duran soruları bıçak gibi kesin. Elbette sonuç her ne olursa olsun, aldatılmak iki taraf içinde dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı olacak.

Bu tavsiyemizi dinleyerek, sizlere sunacağımız ip uçlarını dikkate alın.

1-  Kıyafetlerine ve kokusuna ekstra özen göstermek; Tamam bu normal bir şey, ama eskiye göre üstüne başına daha fazla özen gösteriyor, alış verişe fazladan miktarlar yatırmaya başladıysa mutlaka şüphenizi çekmeye başlayacaktır.

2-  Aradığınız kişi meşgul ya da ulaşılamıyorsa; Sevdiğiniz kişiyi her aradığınızda telefon sürekli meşgul çalıyor ya da direk ulaşılamıyorsa ilk tepkiniz ne olur?  Başlarda söylediği bahaneleri alttan almak zorlaşmaya başladıysa, yine bir düşünün deriz.

3-  Çalışma saatleri uzadıysa; Ki en başta kalacağı mesailer oldukça masum görünebilir.  Ama haftanın belirli günleri standart bir şekilde fazla çalıştığını iddia ediyor, şehir dışın da fuarlara ve toplantılara katılacağını söylemeye başladıysa en büyük ayrıntıyı yakaladınız demektir.

4-Cinsel hayatınız eskisi kadar ışık saçmadığında; Her ilişkiyi ayakta tutan elbette cinsel aktivitelerdir, bunun sebebi çiftlerin birbirine duydukları arzu ve sevginin bir dışa vurumu olarak düşünebilir.  Artık eskisi kadar sevişmiyorsanız, sürekli yorgun olduğunu iddia ederek yatakta size dokunmak istemiyorsa başka biriyle ihtiyaçlarını giderdiğini düşünmek illa ki aklınıza gelecek.

5- Eskisi kadar size ilgi duymuyorsa; Saçlarınızı kestirip boyattınız ama o fark etmedi.  Aradığınız da telefonlarını çok sonra açıyor, hatta hiç geri dönme gereği duymuyorsa bu işte bir terslik var. Anlaşılan o ki size olan merakı ve isteği bitmiş durumda, hatta sizden sakındığı ilgisini başka bire sunuyor bile olabilir….

Giyim Stili Elegant Nedir?

Giyim Stili Elegant Nedir?

Kelime olarak Fransızca’dan gelen Elegant; Zarif, ince, nazik ve kibar gibi anlamlara gelmektedir.  Giyim sektöründe  ise Elegant stilinin karşılığı; zarif, kaliteli, titiz, düzenli bir görüntü sergilemektir.  Sadeliğin ve zarafetin muhteşem uyumunu temsil eden Elegant stili, klasik çizgilerin her döneme hitap eden çizgilerini yansıtmaktan çekinmez.

Elegant tarza sahip olmanın en büyük etkeni fiziğinizi iyi tanımaktan geçer. Çabasız şıklığı yakalamak bir servet harcamak yerine doğru parça kombinlerle kaliteli bir görünüme sahip olmak mümkün.

Elegant stiline kavuşmak için dikkat etmeniz gereken püf noktalar;

  • Sadelikten ve zarif görünmekten asla vazgeçmeyin.
  • En fazla üç renk kullanarak, birbirine yakın renklerin uyumuyla şık olmayı başarın.
  • Jean’ler sokak stili için harika olsalar da elegant stili için en uygun seçim klasik kesim etek ve pantolondur.
  • Kaliteli kumaşın, klasik kesimlerin detaylı zarafetine alışın.
  • İpek, kaşmiş, vintage, brokarlı kumaşların detayları sizi zahmetsizce şık gösterecek.
  • Kombininizi tamamlayacak son detay olan ayakkabıları asla hafife almayın. İyi bir ayakkabı sizin daima mutlu hissetmenizi sağlayacaktır.

Bu stilin en popüler ikonu olan Audrey Hepburn, Lady Diana gibi isimlerin muhteşem kombinlerinden fikir sahibi olarak, elegant stilinize kendi havanıza da katabilirsiniz….

Sokak Modası ve Trendleri

Sokak Modası ve Trendleri

Sokak modası ya da Türkiye’de bilindiği isimle sokak stili, rahatlığın ve öz güvenin iç içe geçtiği bir tavır sergileyerek bizleri çoktan etkisine aldı.

Çıkış noktası olarak Japonya’nın görüldüğü sokak modası şu anda tüm Dünya ülkeleri tarafından geniş bir katılım bulan bir akım halini almış durumda.  Kültürüne göre bir nebze şekillenen sokak modası, İngiltere ve Japonya da çılgınlığında sınır tanımazken, İtalya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde daha elegan stilllerle kendini belli eder.

Baş kaldırıyı sokaklardan başlatarak, klasikleşmiş klişelere meydan okuyan sokak trendinin asıl amacı, modanın zorlayıcı sınırlarının dışına çıkmaktır.  Dönemin giyim zevkini umursamadan, tamamen kendi beğenine göre kıyafetlerini bir araya getirdiğin sokak tarzında kopyala yapıştır mantığı kesinle yok.

Giderek viral halini alan sokak stili m

odacıların ve tasarımcıların da ilgi duymasıyla kendi tasarımlarında yalın bri şekilde hissedilir esintilerle yer buluyor.  Gösterişli balo kıyafetlerinin, pullu paletli gece elbiselerinin yer aldığı podyumlar yerini sokakların sade ışıltısına bırakıyor.

Moda trenlerini belirleyen ünlü tasarımcıların yeni kreasyonlarında sokak trendiyle harmanladıkları konforlu, sadece ama şık tasarımlar oldukça ses getirmeye devam ediyor.

Gençlerin  çıkış noktası haline gelen sokak modası, tamamen kıyafetteki özgürlüğü de temsil etmektedir. Kısaca bir yaşam tarzı olarak da görülen sokak stilinde modaya bağlanma endişesi yoktur.

İstiklal Marşını Okuyana 1 Porsiyon Börek!

Doğru duydunuz İstiklal marşının ilk beş kıtasını okuyan müşterilerine bir porsiyon börek ikram ediyorlar.  Bursa’da pastahane işleten Murat Tuğrul ve babası Mustafa Tuğrul işletmelerine gelen ve istiklal marşına olan sevgisini kanıtlayan müşterilerine börek ikram ediyorlar.

Fikrin çıkış noktası olan Mustafa Tuğrul, oğlu Murat Tuğrul’un da hoşuna gitmesiyle hayata geçirdi.  Mesleği babasından devralan oğul, projenin çok ilgi gördüğünü yetişkinlerle birlikte gençlerinde oldukça yoğun taleplerinin olduğunu belirtiyor.

Günümüz gençlerinin İstiklal Marşını mutlaka bilmesi ve sevmesi gerektiğini söyleyen işletme sahibi, yanı sırta şıu sözleri söyleyerek Bursa!nın tüm halkına sesleniyor.

“Biz İstiklal Marşı’nı babamızdan öğrendik. Bu projeyi de babamızın isteğiyle başlattık. İstiklal Marşı’nı okuyan müşterilerimize bir porsiyon börek ikram ediyoruz. İnsanımız İstiklal Marşı’na çok önem veriyor. Çok yoğun ilgi var. Biz sadece genç nesil gelir zannediyorduk ancak yetişkinler de ilgi gösteriyor. Biz bu projeye olan ilgiden çok memnunuz. İstiklal Marşı’nı okumayı bilen bizim böreğimizi bedava yiyebilir” ifadelerini kullandı.” 

Hasretinden Prangalar Eskittim – AHMED ARİF

“Ben soyumla değil, ancak halkımla övünebilirim. Halkımdan gayrısını da övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi elbette… İlle de sevgiliyi…” diyen Ahmed Arif’in bir diğer tutkusu da nefes alan şiirleriydi.

Arapça,  Zazaca, Kürtçe dillerini konuşabilen Ahmed Arif, hayatı boyunca adaleti savunmayı seçmiştir. Şiirleri elden ele dolaşmasına rağmen mahcubiyetine sığınan şair, en çok satılan ‘Hasretinden Prangalar eksittim’ adlı kitabın adını ‘Dört yanım Puşt Zulası’ koymak istemiştir.

“Acı çekmek de bir yerde sevda gibidir, her kula nasip olmaz” diyen şair tam iki kez tutuklanmış, hapishanede çileli yıllar doldurmuştur.

Van’ 1943 de gerçekleşen Muğlalı Katliamında 32 ölü 1 kişinin yaralı olduğu olaya tepki olarak yazdığı “Otuzüç Kurşun” şiir yüzünden işkence görüp tutuklanmıştır.  Bu olay üzerine ise başından geçenleri şu sözlerle anlatmıştır.

“Şu Bahçelievler’de manyağın biri otuz tane tavuğu çalsa, kesse, ertesi gün Ulus gazetesi olayı dört sütun üzerinden verir. Tavuk değil bu yahu 33 tane senin vatandaşın… Hiçbir suçu yok… Tertemiz… Belki hepimizden daha suçsuz… Kimsesizlikten başka suçu yok. Kimsesiz adamlar o kadar…”

“İşte bu “Otuzüç Kurşun” şiiri yüzünden geldiler götürdüler beni… Gece sabaha kadar dövdüler. “Oku” dediler, okumadım. … Dövdükten sonra o tellerden aşağı attılar beni. Orada öylece kalmışım. Sabah çöpçüler gelip buluyorlar. Sokak köpekleri gelip gelip kokladılar beni. Ödüm koptu, ölü sanıp yiyecekler diye…”

En çok beğenilen, günümüzde halen daha sevilerek okunan şiiri ;

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir
dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

Ahmed Arif

Yeşilçam’dan Efsane Replikler

Çocukluğumuzun en güzel hatırlarından birisidir Yeşilçam filmleri.  Genç kızların kalbini çalan yakışıklı Tarık Akan’dan, espirileri ve mimikleriyle hatıralarımızdan çıkmayan Kemal Sunal’ın o unutulmaz repliklerini sizler için derledik.

Bir çoğumuzun ezbere bildiği muhteşem replikler şimdi sizlerle !

Ayşen Gruda

Hayatta idealiniz var mı ?
idealim yok, televizyonun taksiti bitsin
inşallah onuda alıcaz.

.

Tarık Akan

+Nerede bekleyeyim sizi?
-Cehennemde
+Kaçta orada olucaksınız ?

 

Kemal Sunal

Aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir
En sevdiğim tatlı kazandibidir.
Leyla sev beni sokma müşküle
Seninle kaşık atalım iki tabak keşküle.

 

Kemal Sunal

Şaban : Aaa bizim kumandan şehit olmuş
Hüsamettin: dahaa ölmedim çabuk sıhhiyeyi çağırın
Şaban : niye yaralı mı var
Hüsamettin: aptal ben niye yatıyorum burda
Şaban : niye yatıyon uykunuz mu geldi
Hüsamettin: hayvan herif görmüyor musun? yaralıyım da ondan çabuk sıhhiyeyi çağırın.

 

Selvi Boylum, Al Yazmalım – Türkan Şoray, Kadir İnanır

Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti..

Durursam bir daha kurtulamam..

iyanı yok, gülüşü yeter bize..

Yüreğim kaydıysa günah mı?

.Çamura saplansam yardıma gelir misin?..

Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elindeymiş gibi..

Elinden tutuversem benimle gelir mi?

Seninim işte, alıp götürsene beni..

Elveda asya, elveda selvi boylum al yazmalım, elveda..

Bitmemiş türküm benim..

 

Sadri Alışık

Ölecekmiş, ölmesin dedim.
Bir can kurtulsun dedim.
Bütün hayatımda ofsayt dediler.
Bir işe yaramaz , sümsük dediler.
Varsın gene desinler dedim.
Hayatımda bi defacık bi kız sevdim.
Onu da kaybedeyim dedim.
Hayatımda bi kerecik
bi şey kazanacak oldum,
onu da kaybedeyim dedim.
Tek bi can kurtulsun dedim.
Çocuğu kurtaracak kadarını aldım,
üst tarafına el sürmedim.Fena mı oldu?

Sizler hepiniz , ama hepiniz ,
hepiniz hakem olun abiler.
Ya bu maç be, tıpkı bi maç
ama böyle hayat sahasında oynanıyo.
Oyuncuları bizleriz;
topumuz da namusumuz, vicdanımız ,
insanlığımız.

Ben , ben Osman.. Ofsayt Osman .
Söyleyin be, Allah rızası için
söyleyin be gene mi atamadım golü hahh?
Bu da mı gol değil be? Gol mü?

Bu da mı gol değil be?
Bu da mı gol değil ? . .

 

Cüneyt Arkın 

Senin ödlek kelleni kancık bedeninden ayırmaya geldim!

N’ben belayı sevmem… Amma beladan da kaçmam!

 

Down Sendromu Nedir?

Down Sendromu Nedir?

Ortalama her 800 doğumdan birinde görülen Down Sendromu tedavi edilecek bir hastalık değil tamamıyla genetik bir farklılıktır.  Kromozom anomalisi de olarak görülen Down sendromlu bireylerde normal bireylere göre +1 fazladan kromozom bulunmaktadır.

Normal bir insan vücudunda 46 kromozom bulunurken, hücre bölünmesi sırasında kromozonların yanlış bölünmesi sonucunda Down sendromlu bireylerde üç adet 21. kromozom bulunmaktadır.

Down sendromuna etki eden bir erken bulunmamaktadır, hiç bir millet ya da kültür ayırt edilmeksizin görülebilmektedir.

47 Kromozom Nedir?

İnsan vücudunu oluşturan kromozom sayısı 46 adettir.  23’ünü anneden, 23’ünü babadan gelirken Down sendromlu bireyin fazladan bir kromozomu bulunmaktadır.  21. kromozom normal durumda 2 iken yanlış bölünme sonucu 3 tür.  Tıp dilinde buna Trisomy 21 denilmektedir.

Down Sendromunun Özellikleri Nedir?

Down sendromlu bireylerde birbirine benzeyen bazı fiziksel özelikler bulunmaktadır.  Bunlar; badem çekik gözler, basık burun, kalın ense, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmaklar gibi özelliklerin bir kaçı aynı anda görülebilir.

Bazı down sendromlu bebekler istisnalarının haricinde diğer bebeklerden daha geç büyürler. Uygun eğitim programları sayesinde geriden gelen zihinsel gelişimleri geliştirilerek hayata adapte olmaları sağlanabilir.

Down sendromlu kişilerde görülen Hipotoni kas gevşekliği  farklı derecelerde görülebilmektedir.  Fizik tedavi ve fizyoterapi desteği ile normal yaşamlarını sürdürebilirler.

Down Sendromlu Çocuklar Neler Yapabilir?

Her çocuğun özel olduğu gibi down sendromlu çocuklarda zekalarına, kişiliklerine yeteneklerine farklılık göstermektedirler.  Zihinsel gelişimi normal bir çocuğa göre geriden geldiği için özel bir eğitime ve desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Çocuğun kapasitesini ve ilgi duyduğu yeteneği maksimum düzeye taşımak için ailelerin bu konuda hassas davranmaları gerekir.

Ama öncelikle çocuğunuzun özel olduğunu kabul ederek erken dönemde eğitim programları ile çocuklarının gelişimini olumlu yönde etkileyebilir,toplum içinde hayatlarını sürdürmelerini kolaylaştırabilirler.

Küçük yaşlardan itibaren özel eğitim ve ilgiyle yetişen down sendromlu çocukları lise, üniversite gibi okulları birtirip ayrıca başka  bir dili öğrenebilmektedir.  +1 farkları onlar biz insanlardan ayrı yapmadığı gibi her duyguyu tıpkı bizler gibi hissederek hayaller kurabilmektedirler.

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık günü  toplumda yer alan Down sendromlu bireylerin tıpkı bizler gibi normal bir insan olduklarını dünyaya kanıtlamak amacıyla kutlanmaktadır…