Şeker Portakalı – Jose Mauro de Vasconcelos

Portekizli bir baba ve Kızılderili bir annenin çoğu olarak 1920’de dünyaya gelen Jose Mauro de Vasconcelos, Brezilyalı bir yazardır.  Hayatını idame ettirirken bir çok işle uğraşan yazar, eserlerinde bunun faydasını görmüştür. Roman ve hikayelerinde yoksulluğu, yaşam zorluklarını gerçek bir dille işleyen yazarın en çok popüler olan romanı Şeker Portakalı’dır.

Şeker Portakalı’nı 12 günde yazan Jose Mauro de Vasconcelos, roman hakkında “Ama onu 20 yıldan fazla taşıdım yüreğimde” demiştir.  1968 yılında yayınlanan kitabın gerçek adı O Meu Pé de Laranja Lima’dır.  Romanın baş karakteri Zeze’nin hayatını konu alan devam kitapları Güneşi Uyandıralım ve Delifişek’tir.

Şeker Portakalı kitabından en güzel alıntılar

“Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.”

*

“Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.”

*

“Çocuk yüreği unutur ama affetmez.”

”Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

Uzun uzun burnumu çektim.
“Önemi yok, onu öldüreceğim!”
“Ne diyorsun sen küçük; babanı mı öldüreceksin?”
“Evet yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bi gün büsbütün ölecek.”
“Bu küçücük kafada ne büyük bir hayal gücü!”

“Neden benim gibi yapmayı ögrenmiyorsun?”
“Sen ne yapıyorsun ki?”
“Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum…”

” – Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga.

– Bunu nasıl yapıyorsun Zeze?

– Onları unutarak… ”

“Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı hüzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.”

Hospitalier Şövalyeleri (St. Jean Şövalyeleri) Nedir, Kısaca

11. yüzyılda kurulan Hospitalier (Hastane) Şövalyeleri aynı zamanda St. Jean Şövalyeleri olarak da bilinir. Rodos adasını merkez olarak belirledikleri için Rodos Şövalyeleri olarak da anılmaktadır.  Katolik kilisesine bağlı olan bu oluşumun ilk kuruluş amacı hayır işlemektir. İtalyan tacirle tarafından Müslümanlardan izinle Kudüs’e gelen hasta, yoksul hacı adaylarına yardım ederlerdi. Dönemin şartlarına kıyasla bağımsız bir devlet kadar güçlü bir tarikat olan Hospitalier Şövalyeleri, güçlü ve bağımsız bir orduya bile sahipti.

Avrupa ve Osmanlı Devleti üzerinde büyük etkiler bırakan Hospitalier Şövalyeleri, 1309 yılında Rodos adasını istila ederek burayı bir merkez haline getirmiş, donanmasını güçlendirmiştir.  Yerel ve merkezi yönetimden ayrılarak bağımsız hareket eden bu tarikatın bilindiği üzere 2000’den fazla şövalyesi bulunuyordu.

Papa’ya karşı sorumlu olduklarına inanan şövalyeler savaş dönemlerinde Haçlı Ordusunun süvari birliği olarak kanlı çatışmalara da katılmışlardır.  Hacıyolu olarak bilinen Kudüs yolunu korumakla başlayan görevleri daha sonra Haçlı Ordusu ruhuna bürünmüş, sonrasında Müslümanların Endülüs’ten çıkarılmalarına kadar farklı harekatlarda görev almışlardır.

Hospitalier Şövalyeleri Haçlı ordusundan ayıran kıyafetleri uzun mantoları üzerinde yer alan beyaz haç işaretiydi.  Bu şövalyeler genellikle atlı birliklerden oluşuyordu. Günümüzde hala yardım tarikati olarak faaliyetini sürdüren Hospitalier Şövalyeleri, Birleşik Milletlere gözlemci olarak katılma ayrıcalığına sahiptir.

Çapraz Bağlarımdan Sev

Çapraz Bağlarımdan Sev

Dur, bu kadar acele etme.  Seni seveceğime söz veremem, ancak kalbini kırmayacağımı söyleyebilirim.  Bana gücenmeden önce söyleyeceklerimi bir dinlemelisin. Aşikâr olanı kimseden saklayacak halim yok, ben hayalindeki kusursuz sevgili değilim.

Nazik sözlerimin etkisinde kaldığını görebiliyorum, fakat bundan daha fazlasıyım.  Gelgitlerimi fark edemiyorsan iyice yanıma sokul, bir yanımın ne kadar asi ve bıçkın, diğer yanımınsa karamsar bir duygusallıkta olduğunu görebilirsin.

Bu bile seni ikna etmiyorsa düşüncelerime sız.  Evet, benim dünyam hissettiklerimden öte realist düşüncelerimin doğduğu zihnimde canlanıyor.  Ben sadece dış görüntüsü cafcaflı bir hediye paketi değilim.  Kötü sürprizler barındıran, yeri geldiğinde hıçkıra hıçkıra ağlayan, yolunda gitmeyen durumlarda karalar bağlayıp oturacak kadar gerçekçiyim.

Toz pembe hayallerinde formunu verdiğin o gösterişli kişi asla vazgeçmeyen, tuttuğunu koparan birisi.  Kokusunun mükemmel, sözlerinin hep büyüleyici olduğundan eminim.  Ama o kişi ben değilim! Her şeyi bir kenara bırak ellerimin ne kadar sert ve pürüzlü olduğunu gör, dilim bile ortamını bulduğunda jargonunu değiştiriyor.

Bana kalıbını bulduğunda şeklini alan bir su gibi bak, ruh halime göre bazen çağlıyor kükrüyor, bazen de ölü bir deniz gibi sakin ve sıkıcı oluyorum.  Beni seveceksen gözlüklerini çıkarıp bak yüzüme, olmadığım birinin kıyafetini giymemi bekleme.

Karmaşık iç içe geçmiş çapraz bağlarımdan tutup çözmeye kalkışma, bir bütün olduğumu kabullen.  Söz vermiyorum, içimdeki günü birlik yalnızlığa dokunduğunda seveceğim seni…

 

-Semra Şenol

 

Bedava Benzin İçin Bikini Giydiler!

Rusya’da hizmet veren bir benzin istasyonu bikini giyen müşterilerince ücretsiz gaz vereceklerini açıkladı. İlk başta kulağa absürd bir fikir olarak gelen reklam kampanyasına katılan bir çok müşteri oldu.  Erkek müşteriler bikini giyerek ücretsiz gaz almaya çalışında ortaya ilginç görüntüler çıktı.

Yeni açılacak olan benzin istasyonu rakiplerinin aksine farklı bir tanıtım kampanyası yürütmeye karar verdi. Rusya Samara şehrinde yeni açılan Olvi yakıt istasyonu bikini giyen müşterilerine ücret yakıt vererek yeni bir kampanyaya imza attı.

Reklam kampanyasında cinsiyet belirtmeyen benzin istasyonuna kadınlardan çok erkekler rağbet gösterdi.  Erkek müşteriler küçük bikiniler giyerek benzin istasyonunu ilginç görüntülerle doldurdu. Hatta bazı cüretkar erkek müşteriler bikinin yanı sıra topuklu ayakkabı giyerek daha fazla yakıt almaya çalıştı…

Devşirme Sistemi Nedir, Osmanlı Devletinde Kısaca Devşirme Sistemi

Devşirme; devşirme filinden gelen manası toplamak olan bir kelimedir.  Bürokratif bir sınıfın oluşmasını amaçlayan devşirme sisteminde savaş esirleri içerisindeki yetenekli küçük çocukların ailelerinden alınarak özel okullarda eğitime tabi tutulmasıyla oluşmuştur. Genç ve yetenekli çocukları küçük yaşlardan itibaren sıkı bir eğitim altında eğitilerek devlete sadık üstün asker ve yönetici yetiştirme sistemine Devşirme denmektedir.

Osmanlı devletinde devşirme sistemi kendi tebaasından gençlerin yetiştirilmesi üzerine kurulmuştur.  Savaş esirlerinden asker yetiştirme- ordu kurma geleneğine dayanan Devşirme sisteminin, Osmanlı devletindeki ilk adı ‘Pençik Sistemi’dir.  Yeniçeri Ocağına devlete bağlı ve sadık asker kazandırılmak için gayri-müslim savaş esirlerinin çocukları yetiştirilmiştir.

Devşirme sistemi Pençik sisteminden daha teşkilatlı ve köklü bir sistemdir, Yeniçeri Ocağını kuran 1. Murad devşirme sistemini uygulamaya koymuştur.  Devşirme sisteminin kurumsallaştırılması ve kanunlaştırılması II. Murat’a dayanmaktadır.

I. Murad daimi ordunun olması ve asker ihtiyacının artmasıyla askerlik yapmaya elverişli gayri-müslim Hristiyan çocuklarının 5 de 1’nin alınarak Türk-İslam terbiyesi ve eğitilmesini sağlamıştır.  Yeteneğine ve kabiliyetine göre ayrılan çocukların gücü kuvveti ve dövüşmeye yeteneği olanlar askere, zeki ve herhangi bir konuda yeteneği olanlar ise saray için ayrı olarak yetiştirilirdi.

Devşirme çocuklar Enderun mektebinde örf ve geleneğe göre eğitim alarak Osmanlı devletinin bürokrasisine katkı sağlayacak şekilde eğitildi. Vezirlerden, büyük komutan ve devlet adamları devşirme sistemiyle sarayda bir yüksek bir mertebede görev alabiliyorlardı.

Devşirme sistemine alınacak çocukların yaşları 8-18 arasında değişirdi.  Ailenin tek çocuğu, doğuştan sünnetli olanlar, keller, fodullar, sarışınlar, kahya çocukları, aşırı uzun boylu olanlar alınmazdı. Ayrıca Türk, Kürt, Gürcü, Acem, Rus,Yahudi çocukları asla devşirilmezdi.  Boşnak, Arnavut, Sırp, Hırvat, Bulgar, Rum çocukları devşirilirdi.

Osmanlı devletinde devşirme sistemindeki yetiştirilen kişiler asla köle olarak görülmez, köle muamelesi yapılmazdı.  Osmanlı devletinde Kayseri taraflarında devşirilen ve büyük bir makama gelen Mimar Sinan, Pargalı İbrahim Paşa, Köprülü Mehmed Paşa, Sokullu Mehmed Paşa, Kuyucu Murad Paşa devşirme sistemiyle devlete büyük katkılar sağlayan kişilerdir…

İnstagram fenomeni ünlü playboy Dan Bilzerian Başkanlığa adaylığını koyacak!

Yaşadığı lüks hayatı, silahlara ve kadınlara olan düşkünlüğüyle tanınan Dan Bilzerian, 2024’de yapılacak olan ABD Başkanlık seçimine aday olacağını açıkladı. Güzel kadınların çevresini sardığı Dan Bilzerian, instagram da yaptığı paylaşımlarla bir çok kez tartışma konusu olmuştu.

Servetini poker oynayarak katlayan ünlü fenomen, kendisine İnstagram’ın Kralı lakabını takıyor. Sosyal medyadaki bu ünün Beyaz Saray’a girmesine yardımcı olacağını düşünüyor.

Geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanlık seçimine adaylığını açıklayan Kanye West’in, ‘Hillary’den daha iyi olacağı yorumunda bulunan ünlü fenomen kendisininde aday olacağını açıkladı.

Seçimlere hazırlanmak için yeterli vakti olduğunu düşünen Dan Bilzerian, Kanye West ile seçim sürecinde yarışacakları iddiasında bulundu.

Dan Bilzerian’ın instagram hesabında 29 milyon takipçisi var ve her paylaşımı milyonların üstünde beğeni alıyor…

Wilson İlkeleri Nedir, Wilson İlkelerinin Maddeleri

14 ilkeden oluşan Wilson ilkeleri Birinci Dünya savasında kazanan ve kaybeden tarafların kesinleşmeye başladığı bir dönemde ortaya çıkmıştır.  Beklenenden uzun süren 1. Dünya savaşı iki tarafı da olumsuz etkilemiş, savaşın etkileri ağırlaşmıştı.

8 Ocak 1918 günü ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından hazırlanan ilkeler, her iki tarafında savaştan en az zararla çıkmasını ve dünya üzerinde bir daha böyle bir savaşın yaşanmamasını hedeflemiştir.

Taraflar arasında antlaşma koşullarını sınırlayan Wilson İlkeleri 14 maddeden oluşmaktaydı.  Daha sonrasında eklenen maddelerle bu sayı 27 prensiplere ulaşırken tüm dünya kamuoyunda yayınlanmıştır.

Wilson İlkelerinin Amacı

Wilson ilkelerinin ilk amacı taraflar arasındaki savaşı barış içinde bitirmektir. Savaş sonrasında uluslar arası sınırların belirlenmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesidir.  Tüm dünyayı etkisi altına alan 1. Dünya savaşı çoğu ülkeye açlık, yoksulluk ve ölüm getirmiş, çok ağır sonuçlar doğurmuştur.  Wilson İlkeleri yenilen devletlerinde toprak bütünlüğünü korumak gayesinde olsa da, kazanan tarafın devlet çıkarlarını gözetmesiyle ancak kağıt üstünde kalmıştır.

14 madde Wilson İlkeleri

1. Tam bir açıklık içinde varılmış barış anlaşmalarından sonra hiçbir özel uluslararası anlaşmaya gidilmemeli ve diplomatik etkinlik her zaman içtenlikle ve kamuoyunun gözü önünde yürütülmelidir.

2. Denizlerin uluslararası sözleşmeler gereğince bütünüyle ya da kısmen kapatılabilmesi dışında, savaşta ve barışta karasuları dışındaki bütün denizlerde mutlak seyrüsefer serbestliği sağlanmalıdır.

3. Barışı onaylayan ve korumak için anlaşan ülkeler arasındaki bütün ekonomik engeller olabildiğince kaldırılmalı ve ticaretin eşitlik temelinde yürütülmesi sağlanmalıdır.

4. Her ülkede silah gücünün iç güvenliği sağlamaya yetecek en düşük düzeye indirilmesi için yeterli güvenceler karşılıklı olarak verilmelidir.

5. Sömürgelerin bütün talepleri serbest, açık görüşlü ve tümüyle tarafsız bir yaklaşımla ele alınmalı, bu tür egemenlik sorunlarının çözümünde ilgili halkların çıkarlarıyla egemenliği tartışılan devletin adil taleplerinin eşit ağırlık taşıması ilkesine kesinlikle uyulmalıdır.

6. Rusya İmparatorluğu’na ait bütün topraklardan yabancı askerler çekilmeli, Rusya’yı ilgilendiren bütün sorunlar, kendi siyasal gelişimini ve ulusal politikalarını bağımsızca belirlemesine olanak verecek biçimde dünyanın öbür uluslarının en uygun ve özgür işbirliğiyle çözülmeli, Rusya’nın kendi belirleyeceği kurumsal yapıyla özgür uluslar topluluğuna içtenlikle kabul edimesi, hatta gereksinim duyabileceği ya da isteyebileceği her türlü yardımın yapılması sağlanmalıdır. Gelecek birkaç ay içinde öbür ulusların Rusya’ya karşı tutumları iyi niyetlerinin, Rusya’nın gereksinimlerinin kendi çıkarlarından farklılığını kavrayıp kavramadıklarının ve bencillikten uzak, akıllı bir yaklaşımla onun sorunlarına yakınlık duyup duymadıklarının kesin göstergesi olacaktır.

7. Yabancı askerler Belçika’dan çekilmeli ve bu ülke hiçbir kısıtlama olmaksızın bütün öbür özgür ulusların sahip olduğu egemenlik haklarına yeniden kavuşmalıdır. Bunun gerçekleşmesi, ulusların birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla koydukları kurallara duydukları güvenin yeniden sağlanmasında en önemli rolü oynayacaktır. Bu düzeltme yapılmadan uluslararası hukukun yapısı ve geçerliliği örselenmiş kalacaktır.

8. Bütün Fransız toprakları özgürlüğüne kavuşmalı ve işgal edilen kesimler geri verilmelidir. 1871’de Alsace-Lorraine konusunda Fransa’ya Prusya tarafından yapılan ve yaklaşık elli yıldır dünyada istikrarlı bir barışın kurulmasını önleyen haksızlık, herkesin çıkarlarına olan barışın yeniden sağlanabilmesi için düzeltilmelidir.

9. İtalya’nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.

10. Avusturya-Macaristan halklarının uluslar arasındaki yeri korunmalı ve güvence altına alınmalı, bu halklara özerk gelişme olanağı tanınmalıdır.

11. Yabancı askerler Romanya, Sırbistan ve Karadağ’dan çekilmeli, işgal edilen topraklar geri verilmelidir. Sırbistan’a denize serbest ve güvenli çıkış sağlanmalıdır. Çeşitli Balkan devletleri arasındaki ilişkiler tarihsel bağlılık ve ulusal sınırlar temelinde dostça görüşmeler yoluyla yürütülmelidir. Balkan devletlerinin siyasal ve ekonomik bağımsızlığıyla toprak bütünlüğüne ilişkin uluslararası güvenceler anlaşmada yer almalıdır.

12. Bugünkü Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Türk kesimlerine güvenli bir egemenlik tanınmalı, Türk yönetimindeki öbür uluslara da her türlü kuşkudan uzak yaşam güvenliğiyle özerk gelişmeleri için tam bir özgürlük sağlanmalıdır. Ayrıca Çanakkale Boğazı uluslararası güvencelerle gemilerin özgürce geçişine ve uluslararası ticarete sürekli açık tutulmalıdır.

13. Polonyalıların yaşadığı tartışmasız olan toprakları içine alacak bağımsız bir Polonya devleti kurulmalı, bu devletin denize serbest ve güvenli çıkışı sağlanmalı, siyasal ve ekonomik bağımsızlığıyla toprak bütünlüğü de uluslararası sözleşmeyle güvence altına alınmalıdır.

14. Büyük küçük bütün devletlerin siyasal bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü konusunda karşılıklı güvence vermek üzere özel sözleşmelerle bütün ulusları içine alan bir birlik oluşturulmalıdır.

Wilson ilkelerinin diğer İtilaf ve İttifak devleri arasında imzalanması savaşın daha önce bitmesine neden olmuştur.  Yenilen taraf İttifak devletleri Wilson ilkeleriyle umutlanırken, İtilaf devletleri ilkeleri kendilerine göre yorumlamıştır.  Bunun sonucunda Kurtuluş savaşı ve 2. Dünya savaşıyla birlikte Wilson ilkeleri amacını yitirmiştir…

AKKOR – Semra Şenol

Semra Şenol’un kaleminden Organ Naklini konu alan yeni bir roman!  Okuduğunuz da kalplerinizi sıcacık tutacak, gözlerinizin yaşarmasına neden olacak enfes bir roman geliyor.  1 Aralık itibariyle tüm kitapçılarda ve kitap satan noktalarda satışa sunulacak.

Başı aşklar ölmeyi bekleyecek kadar sabırlı değildir! 

AKKOR

Tanıtım Bülteni

Bir kalp kaç kişiye ait olabilir? 1,2,3.

Sadece tek bir kalp kaç kez sever, kimin uğruna canhıraş atar?

Cam fanusunu kırıp çıkmayı ümit eden Safir için intihar bir son değil, kurşun kalemle yazılan kaderine bir isyan sadece.

Ama nasıl bilebilirdi, hayatın başka bir şans vereceğini?  Yaşam müjdeleyicisi olan organ nakli ona verilen bir armağandı. Emanet bir kalple, down sendromlu bir çocuğun elini sevgiyle tutacağını bilse intizar eder miydi hiç!  Fakat gördüğü rüyalarda bir kadın tanıdı, hüznü bulaşıcı gözleri yalvaran bir kadın. Peşinden giderek vebalini kabullendi, ahde vefasını ödeyecekti!

Geçmişini ve geleceğini eşiyle birlikte kaybeden Yalçın keskin bir bıçaktı.  Gözünde oluşan maraz, kalbindeki suçluluk duygusunun dışavurumuydu. Son sürat yağmurun altında giden arabada karısını bırakırken, mesleğini ve gülüşünü de peşi sıra kaybetmişti.

İki talihsiz olay sonucunda kalp nakliyle bağlanan iki insan, tek bir vücutta buluşurken, geçmiş ve geleceğin sancıları çevrelerindeki birçok insanın da dönüm, nirengi noktasını oluşturacak.

Aşk; sakın ola o adama bulaştırma beni!

İkimizin birbirine bir hayrı dokunmaz yanmaktan başka.

Küllerimiz iflah etmez bizi!…

Mevlid Kandili Nedir, Anlam ve Önemi

Mevlid kelimesi ‘doğmak, doğum zamanı, doğum yeri’ anlamlarına gelmektedir.  Arapça bir kelimeden türetilen Mevlid, Peygamber efendimizin (sav) doğum gününe verilen isimdir. Peygamber efendimizin doğumu vesilesiyle yapılan törenleri ifade etmek amacıyla kullanılır.  Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gece Mevlid Kandili’dir.

İslam aleminin kurtuluşu için gönderilen son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s), doğum günü bu sene 2019’un 8 Kasımına denk geliyor. Tüm Müslümanlar Mevlid Kandili’inin bereketinden yararlanarak feyz alacak.

Hz. Muhammed (s.a.s) 571 yılında Kameri aylardan Rebiul-evvel ayının 12. gecesinde dünyaya gelmiştir.  Mevlid kandilinde peygamber efendimizin doğum günü hürmetine duâlar okunarak ibadetler edilir, günün nurundan yararlanılır…

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:

(Âdem aleyhisselam Cennetten çıkarılınca, “Yâ Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet” diye dua etti. Allahü teâlâ ise, [ne cevap vereceğini bildiği hâlde, cevabını diğer insanların duyması için] “ Yâ Âdem, onu henüz yaratmadım. Nereden bildin?” buyurdu. Âdem aleyhisselam da, “Arşta, La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah yazılı olduğunu gördüm. Anladım ki, şerefli isminin yanına, ancak en çok sevdiğinin, en şerefli olanın ismini layık görürsün” dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: “ Yâ Âdem, doğru söyledin. O, bana insanların en sevgilisidir. Onun hürmetine dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım.”)

Girdiği iddiaya yüzünden aşırı yumurta yemekten hayatını kaybetti!

Hindistan yerel haberine göre bir adam girdiği iddia yüzünden 41 yumurta yedi. Para üstüne girdiği iddia sonucu 41 yumurtayı yiyen 41 yaşındaki Hintli adam aşırı yemek yemekten dolayı hayatını kaybetti!

Aralarındaki anlaşmazlığı çözmek isteyen iki arkadaş  2.000 Hindistan rupisi üzerine iddiaya tutuştu. Uttar Pradesh eyaletinin Jaunpur bölgesindeki pazarı gezen arkadaşlar bir anda aralarında bir anlaşmazlık yaşadılar.

Polis tutanaklarına geçtiği üzere bu anlaşmazlığı çözmek içinde bir oturuşta 50 yumurta yiyen kişinin 2.000 Hindistan rupisi (Türk lirasıyla 162 TL) kazanacağı üzerine anlaştılar.  Tek oturuşta 41 yumurta yiyen Subash Yadda,