Ceren Özdemir’in Cani Katilinden Şok eden İfade; İnsan Avına Çıkmış!

Tüm Türkiye’nin yüreğini yakan, bir kez daha kadınların hedef olduğunu gözler önüne seren Ceren Özdemir’in öldürülmesi büyük yankı uyandırmıştı.  Ordu’da yaşayan balerin Ceren Özdemir, evinin önünde kalbinden bıçaklanarak hayatını kaybetmişti.

 

Ceren Özdemir’in katilinin Özgür Arduç isimli, iki kez cezaevinden firar eden bir mahkum olduğu ortaya çıktı.  20  yaşındaki genç kızı katleden cani, polislerin tüm uğraşları sonucunda olayın üstünden 2 gün geçtikten sonra yakalandı.  Katil zanlısı ifadesinde *Pişman değilim” derken, 4 sayfalık ifadesinde kan donduran açıklamalar bulundu.

“İnsan avına açıktım.”

“Birçok bayanı öldürmek için takip ettim. Ancak çevrede başka insanların olması nedeniyle olayı gerçekleştiremedim. Bu amaçla bir dükkanın önünden geçerken bıçağı çaldım. Olay günü Süleyman Felek Caddesi üzerinde kızı gördüm, takip ettim. Evinin önüne geldiğimizde montumun cebindeki bıçağı çıkartarak, koluma soktum. Amacım, kızı öldürüp, çantasını almaktı. Bu sırada kız kapı ziline bastı. Üst kat camından bir bayanın baktığını gördüm. Kapı açılınca kız içeri girdi. Ben de arkasından ‘Bakar mısınız, burada Metin diye biri oturuyor mu?’ dedim. Bana dönmesiyle birlikte bıçağı rastgele iki defa sapladım. Koşarak oradan uzaklaştım. Sabah kendime yeni avlar aradım ama fırsat bulamadım.”

Hapisten firar ettikten sonra inşaatta kaldığını söyleyen katil zanlısı, Ceren Özdemir’i neden öldüğü sorusuna “Bıçakla öldüreceğim kişiler aradım ” diyerek yanıtladı.

“Burada yattım. Ertesi gün otogar civarına geldiğimde polisler beni yakaladı. Bu arada vatandaşlar bana saldırdı. Polisler beni kurtardı ve araca bindirdi. Polislerden birinin yanında arka koltukta oturdum. Bu sırada polisin boğazına sokmak için bıçağı cebimden çıkardım. Polis bu sırada bana döndü. Tam bu anda bıçağı göğsüne sapladım. Bıçakla ikinci kez hamle yapacağım sırada polis engel oldu. Aracı kullanan polis durdu ve bana müdahale etti. Bu sırada onu da parmağından yaraladım. Yaptıklarımdan pişman değilim.”

Yetiştirme yurdunda büyüdüğünü ve bir görevliden işkence gördüğünü bildiren Arduç, asıl amacının onu öldürmek olduğunu söyledi.

“Ordu’da yetiştirme yurdunda kaldığım dönemde bir görevli bana işkence etti. Cezaevinden kaçarak bana işkence yapan görevliyi öldürmek için aradım. Fakat onu bulamadım. Uyuşturucu almıştım. Onun tesiriyle daha önceden tanımadığım Ceren’i yolda görerek peşine takıldım. Uzun süre takip ettim ve bıçakladım. Silah bulsaydım çok daha kişi öldürecektim”

Sayısal Loto ve Süper Loto çekilişlerinde Hile olduğu belgelendi!

Binlerce insanın merakla beklediği Sayısal Loto’nun 1244. hafta çekilişinde 5 sayı arka arkaya geldi. Milli Piyango Dairesi tarafından yapılan Sayısal Loto’nun 1244. hafta çekilişinde 6 bilen çıkmadığı için 10 milyon 261 bin 629 lira 32 kuruş devretti.  Yapılan açıklamaya göre sayısal lotoyu kazandıran numaralar: 1, 34, 35, 36,37,38 olarak belirlendi.  Arka arkaya gelen beş şanslı sayının olması şüphe uyandırırken, sosyal medya da hile konusu gündeme geldi.

Özellikle Twitter kullanıcıları arka arkaya 5 sayının gelmesinin imkansız olduğunu vurgularken, çekilişi şüpheli bulduklarını paylaştılar.  Milli Piyangonun işletme hakkı 10 yıl süreyle özel sektöre devredilmesi, şüpheleri güçlendirdi. Milli Piyango ihalesinde tek başına ipi göğüsleyen Demirören Grubu, bütün gözleri üstüne çekti.

Milli Piyango’nun lisans hakkı 49 yıllığına Kanun Hükmünde Kararnameyle Varlık Fonuna devredilmişti.  Varlık Fonunun başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile başkanvekili Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak.

İngiltere’den Nepal’e yürüyen Gezginin son durağı İstanbul!

Rosie Swale Pope, çocuklara yardım amacıyla başladığı yolcuğa İngiltere’den start vermişti.  72 yaşında olan Pope, İngiliz bir yazar olmasının yanı sıra gezgin bir maraton koşucusu.  İngiltere’den başlayıp Nepal’de son bulacak olan rotasında İstanbul’da yer alıyor.

72 yaşında olmasına rağmen dinç ve sağlıklı olan Pope uzun ve yorucu maratonunda eşyalarını vücuduna bağladığı mini karavanında taşıyor. Yolu üstünde İstanbul’un olması nedeniyle mutlu olduğunu söyleyen Pop, Türk insanlarını tanımaktan mutlu olduğunu dile getirdi.

Türkiye’ye kadar yürüyerek 12 ülke aşan Rosie Swale Pope, bir hafta dinlendikten sonra Gürcistan’a geçecek.  Çoğu zaman yeşillik alanlarda ve benzin istasyonlarında dinlenen yazar, çoğu gencin bile cesaret edemeyeceği bir macera için yoluna devam ediyor.

72 yaşındayım. Çok genç olduğumu düşünüyorum. Bu yolculuğu yapmaktan çok gururluyum. Bunu yapacağıma inanıyorum. Sadece inanmak yeterli bunun için. İki yıl önce eşimi kaybettim. Benim eşim Nepal’e gitmeyi çok istedi, fakat gidemedi. Nepal’de depremden dolayı insanlar öldü. Evler yıkıldı. Oradaki yetişkinlere ve oradaki çocuklara yardım için oraya gidiyorum. Eşim gidemediği için ben oraya gitmek istiyorum. Yolum inanılmaz güzel. Fantastik ve güzel insanlarla karşılaşıyorum. Kırmızı bir arabayla yolculuk yapıyorum ama sadece arabayla değil; bazen gittiğim ülkelerde arabamı bırakıyorum.”

Soğuk havalar karşı dayanıklı olduğunu ve mini karavanında battaniyeler taşıdığını söylerken, yürüdüğü her ülkede insanlarla diyalog kurmayı da ihmal etmiyor.  Türkiye izlenimlerini ise şöyle açıklıyor;

“Türkiye çok güzel. Maşallah Türkiye. Türk insanlarından yardımsever olmayı öğrendim. Türk insanları çok yardımsever. Bütün dünyada yardım derneklerinin artması gerekiyor. Bütün dünyadaki insanlar sevilmeli. Sağlık hizmetleri ve eğitim almalı. Bu doğal bir hak.” ifadelerini kullandı.

Japonya’da çağrı merkezini 24 bin kez arayan adam tutuklandı!

Japonya’da bir telefon çağrı operatörünü 24 bin kez arayan 71 yaşındaki yaşlı adam tutuklandı. Ücretsiz çağrı merkezini sekiz günde binlerce kez arayan Akitoşi Okamoto isimli adamın iki buçuk yılda 24 bin kez aradığı tespit edildi.

Şirket sonunda yaşlı adamı dava ederek bunun sözleşme ihlali olduğunu açıkladı.  Yaşlı adam Okamoto, şirketin taciz ettiği suçlamalarını kabul etmezken mağdur edilen kişinin kendisi olduğunu söyledi.

Akitoşi Okamoto, radyo yayınlarını dinlemeyediği için Japon telefon operatörü olan KDDI’nin sözleşme ihlali yaptığını belirtti.  Tokyo polisi yaptıkları araştırmalar sonucunda yaşlı adamın şirketi arayarak çalışanlara hakaret ettiği ve kendisini ziyaret ederek özür dilemelerini talep ettiği ortaya çıktı.

Çağrı merkezini aramayı bırakmayan Okamoto’nun bazense görevli telefonu açar açmaz telefonu kapattığı bildiren polis, yaşlı adamı şirketin işleyişini hileli bir şekilde engellemekle suçluyor. KDDI  şirketi başlarda şikayetçi olmak istemese de çağrıların aralıksız olarak gelmeye devam etmesi ve müşterilerine verdikleri hizmetin bundan etkilenmesi sonucunda şikayet bulundu…

Teşekkürler, sonunda bittiğin için.

 

İnsan bu, kolay hazmedemiyor sevilmediğini. Eskiye dönmek, yine duymak için o iki kelimeyi, hissetmek istiyor aynı heyecanı gözlerinde.
Kabullenişin önünde ki inkar kötücül bir yara gibi.
Söküp atamadıkça yapıştırdığın yara bantlarını bir bir etkisiz hale getiriyor .
İyileşmeden, iyiymiş rolü kesiyorsun.
Bunu nerden bildiğimi uzun uzadıya örneklendirmeyeceğim.
Bir vardı bir yoktu hepsi bu.
Sevdin ama bitti, sevdim ama gitti.
İnkar yeterince olgunlaşıp büyüdüğünde çoktan maziye karıştığımızı, olmasını umut ettiğim hayallerle yaşadığımı idrak ettim öncelikle.
Bu da bir nevi dönüm noktasıydı benim adıma.
Hepimiz düşmüyor muyuz bu tarz yanılgıların aldatıcı güzelliğine .
Hayallerimizde yaşattıklarımızı gerçek hayata empoze etmeye uğraşmıyor muyuz?
Olmadığında ise yerle yeksan, gökle yer arası bir yerde kaybolabiliyoruz.
Geç oldu lakin sonunda uyandım inkarımdan, ve zoraki sevgi bağımdan.
Bağışla; bir müddet oyaladım seni, gitmek için can atarken. Halbuki zihnen çoktan uzaklaşmıştın.
Ve tekrar teşekkürler, harcanan duygulara ortaklık ettiğin için…

 

-Semra Şenol

Megalo İdea (Megali İdea) Nedir?

Megalo İdea, diğer bir deyişle Megali İdea’nın kelime anlamı büyük fikir manasına gelmektedir.  Yunanistan’ın Büyük Helen İmparatorluğunu kurma yönündeki büyük hayaline verilen isimdir.  Bizans’ın Konstantinopolis ismiyle adlandırdıkları İstanbul’u kaybetmeleri sonucu ortaya atılan bir fikir.  Yeniden büyük bir imparatorluk kurma hayalini Megali İdea olarak isimlendirmişlerdir.

Yunanistan’ın bağımsızlığını içeren bu büyük fikir, Osmanlı Devletinin toprakları arasında olan Ege adalarını, Batı Anadolu’yu, Karadeniz bölgesini ve İstanbul’un ele geçirilmesini kapsıyordu.  Rum milliyetçiler içinde Megalo İdea uğruna en fazla çalışan ve bu amaç doğrultusunda faaliyetler gösteren en önemli kişi Yunan tarihinin ünlü şairi ve ulusal kahramanı seçilen Rigas Ferreros’tur.

1791 yılında Bükreş’te olduğu sırada Megalo idea’yı içeren ilk haritayı çizmiş, 1796 yılında Viyana’da haritayı bastırarak Yunanca konuşan tüm şehirlere dağıtılmasını sağlamıştır. Balkanların büyük bir bölümünü, Anadolu’nun yarıdan fazlasını, Ege adalarını, Girit, Rodos, Trakya, Kıbrıs ve İstanbul’u harita içine almıştır.

İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletlerden destek alan Rum milliyetçileri 1820 yılında ilk isyanlarını başlatarak, 1821 yılında Rum ayaklanmasını çıkardılar.

1829 yılında imzalanan Edirne anlaşmasıyla Osmanlı’da bağımsızlığını elde eden ilk azınlık olan Rumlar, Kurtuluş savaşı neticesiyle Megalo İdea ideallerine asla kavuşamamışlardır.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

1992 yılından bu yana 3 Aralık günü Dünya Engelliler Günü olarak kabul edilmiştir.  Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 3 Aralık, uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir. Tüm dünyada engelli bireylerin haklarını dikkat çekilen, çeşitli organizasyonların yapıldığı bir gün niteliğini taşımaktadır..

Toplum ve toplumunu her alanında engelli bireylerin haklarını korumak, refahını sağlamak, topluma karışmasını teşvik ederek, politik, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan farkındalık arttırmayı amaçlamaktadır.

Birleşik Millerler tarafından 2006’da kabul edilen Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme, İnsani Eylemde Engelli Bireylerin Edilmesi şartıyla birlikte uluslararası kalkınma taahhütlerin uygulanmasında yer almıştır.

Yeterli destek verildiği taktirde toplumdaki engelli bireyler sanatta, edebiyatta, kültürel çalışmalarda ve sporda önemli başarılar elde ettiği görülmektedir.  Günün anlam ve önemini yaptığı açıklamalarla vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan;

“Çağdaş ve sosyal devlet olma anlayışımızın gereği olarak, engelli kardeşlerimizin sorunlarının çözümü için çalışmak her zaman önceliğimiz olmuştur. Engellerin bu kardeşlerimizin zihinlerinde ve uzuvlarında değil, onları eksik gören kalplerde olduğuna inanıyor, bu bilinci tüm topluma yaymak konusunda gayret göstermeye devam ediyoruz” dedi.

Engelli bireyler için yapılan çalışmalara yönelik konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuki ve sosyal açıdan ülkemizin verdiği desteği;

“Son 17 yılda, engelli bireylerin hayata katılımı konusunda atılan devrim niteliğindeki adımlar, engelli vatandaşlarımıza karşı hassasiyetimizin bir göstergesidir. Eğitim hizmetlerinden evde bakım hizmetlerine, istihdamdan ayrımcılığın önlenmesine varıncaya kadar pek çok hususta engelli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm olmak; toplumla bütünleşmelerini, işgücüne katılmalarını, huzur ve refahlarının artmasını sağlamak için özveriyle çalıştık. Engelli vatandaşlarımızın, hiçbir ayrım gözetilmeksizin sunulan imkânlardan yararlanabilmeleri, gurur verici başarılara imza atabilmeleri bizim için mutluluk kaynağıdır” sözleriyle belirtti.

Günümüz Hezeyanlarında Güven Sorunsalı

 

Balkanlardan gelen soğuk hava gibi, günümüz şartlarında insanlar arasında esen sert rüzgârlar her birimizi ayrı bir bölgeye savurdu.  Kişisel alanlarımıza ne kadar kalın setler çekersek çekelim, bir diğerinin menfaatine bulaşmadan özel alanlarımızı korumak yükümlülüğündeyiz.

Peki, güven kelimesinin manasına şöyle bir göz atmaya ne dersiniz? Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusuna güven adını veriliyor. İnsan ilişkilerinde önemli bir yer tutan güven hissi, 20. Yüzyılın başlarından itibaren ötekileştirilmiş ve yabancılaştırılmış bir terimden ibaret olmadı mı?

Gözlerine siyah bir kumaş bağlayıp, kollarını açarak kendini arkaya bırakabiliyor musun? Düşmeyeceğinden emin olarak, yüz üstü bırakılmayacağından kuş duymadan güven duyguna güvenebilir misin? Bu soruyu eski dönemlerde sormuş olsaydık, cevabınız kuvvetle ihtimal evet olacağı aşikardı. Amma velakin günümüze gelindiğinde kardeşin kardeşe, ananın babaya düştüğü bir devirde yaşadığımızı da inkar edemeyiz.

Toplumda yaşayan insanlar arasında elzem bir ihtiyaç olarak görülen güven, ne yazık ki çağdaş dünyanın en büyük günahlarından bir olarak görülmekte.  Güven sorunsalı ikili ilişkilerde dâhil olmak üzere günlük hayatımızı çevreleyen sosyal yaşantımızı da kuşatmış durumda.

Güven sorunsalını aşmak kayıtsız şartsız birine bağlanmaktan geçer, koşullar sağlansa dahi bir noktayı unutmamak gerekir.  İnsanlar yaratılış amacını sorguladığı gibi karşındaki ve yaklaşmak istediği kişileri öncelikle tanımaya odaklanmalıdır.  Tanımak ve özümsemek beraberinde güven duygusunu geliştiren bir eğretileme olarak görülebilir…

 

-Semra Şenol

Türkiye’den Doğu Akdeniz’de Şah-Mat, Yunanistan Şaşkına Döndü!

Türkiye’nin Akdeniz’de yetki alanını belirlemek için Libya ile yaptığı anlaşma, Yunanistan’ı şoke etti.  Yunanistan ve Mısır dışişleri bakanları ile  Güney Kıbrıs Rum yönetimi mutabakat muhtırasına tepki göstererek, atacakları adımların stratejisini birlikte ele alma kararı aldılar.

Yunan dişişleri Bakanı Nikos Dendias, yunan gazetelerinden birine verdiği röportajda Türkiye-Libya arasındaki anlaşmayı eleştirdi.  Dendias; deniz yetki alanlarının sadece komşu ülkeler arasında belirlenmesi gereken bir konu olduğunu belirtirken, Türkiye ile Libya’nın komşu ülkeler olmadıklarının altını çizdi. Bu sebepten dolayı mutabakat muhtırasının deniz hukukuna ve uluslararası hukuka uygun düşmediğini açıkladı.

Yunan Medyası Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma haberini “Türkiye’den Doğu Akdeniz’de Şah Mat” başlığıyla gündeme getirdi.

Nikos Dendias, Sami Şükrü ile olan görüşmesinde Yunanistan adına konuştu.

“Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj’ın böyle bir mutabakatı imzalamak için gerekli hukuki yetkiye sahip olmadığı kanısındasıyız”

Yunanistan tarafından bir diğer atılım ise Başbakan Kiriakos Miçokatis’den geldi.  Yarın toplanan olacak NATO Zirvesinde mutabakat muhtırasını gündem başlığı olarak öne süreceğini belirtti.  Miçokatis, Türkiye-Libya arasındaki anlaşmaya AB ile NATO’nun sessiz kalmayacağını düşündüğünü sözleriyle ifade etti.

“NATO, bir üyesinin bir başka üyenin aleyhinde uluslararası hukuku ihlal etmesine seyirci kalamaz” 

Yunan medyası Türkiye-Libya arasındaki mutabakatın nihai bir anlaşma mı yoksa yeni bir adım olduğunu çözemezken, gazete manşetlerini “Yunanistan uykuda yakalandı” sözleri doldurdu.  Mısır ve Yunanistan’ın hukuka aykırı bulduğu anlaşma ile ilgili yazılı olarak açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy,

“Bu, başta uluslararası hukuk içtihatlarını oluşturan mahkeme kararları olmak üzere, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri dahil, uluslararası hukuka uygun olarak imzalanmış bir anlaşmadır. Türkiye’nin kıyı projeksiyonunun adalarla kesilmeyeceğinin, iki anakara arasındaki ortay hattın ters tarafında kalan adaların karasuları dışında deniz yetki alanı yaratamayacağının ve deniz yetki alanları hesaplaması yapılırken kıyıların uzunluklarının ve yönlerinin hesaba katıldığının farkında olduğunu” açıkladı…

Perverdigar Nedir?

Perverdigar Nedir?

Kelime Kökeni: Osmanlıca 

1- Osmanlıca’da tanrıyla ilişkilendirilen bir söz

2- Eğiten, eğitici, Karuyan, Malik, Sahip,

Cümle içinde kullanımı: “Dil sanatından anlamam, sözlerim ancak pervedigar içerir. Neydim dememi neyledim der susarım.”