Blavatnik Genç Bilim İnsanı ödülüne layık görülen ilk Türk Bilim Kadını: Derya Akkaynak!

Blavatnik Genç Bilim İnsani ödülüne layık görülerek ülkemizi onurlandıran Dr. Derya Akkaynak, bu ödülü alan ilk Türk Bilim Kadını olma şerefine ulaştı.  Araştırmalarıyla fark yaratan genç bilim insanlarına 2007’den itibaren Blavatnik Genç Bilim ödülleri veriliyor.

Dr. Derya Kaynak  makine mühendisi olmasının yanı sıra aynı zamanda bir okyanus bilimci. Denizlerin altında elde edilen görüntüleme üstünde yürüttüğü çalışmalar sayesinde bu sene Fizik ve Mühendislik alanında ödüle layık görüldü.

Başarılarla dolu bir eğitim hayatına sahip olan bilim kadını Derya Akkaynak, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümü mezunu.  Eğitimini tamamlar tamamlamaz Amerika MIT üniversitesinde eğitimine devam ederek uzay konusunda yüksek lisansını tamamladı.  Princeton Üniversitesinde okyanus bilimi olarak adlandırılan Oşinografi alanında doktorasını tamamladı.

Ülkemizi uluslararası platformda gururlandıran Akkaynak’ın ödül almaya hak kazandıran çalışması Akkaynak-Treibitz Modeli’ adında denklemi. 

Sea-Thru adında bir yapay zeka algoritmasıyla su altında çekilen fotoğrafların atmosfer yerine ışığın en doğru açısıyla denizin derinliklerinin en kaliteli ve doğru rengini bulmayı başarıyor.  35 yıldır okyanus biliminde kullanılan denklem yerine Akkaynak’ın denklemi kullanılmaya başlanacak.

Ödülü kazanmasıyla birlikte duygularını ifade eden Derya Akkaynak;

Tek hissettiğim umut. Ödülün haberini aldığımda tek hissettiğim duygu umut oldu. Denizlerimizin, okyanuslarımızın, insanlığın geleceği için umut. Bu kadar önemli bir ödülün, türlü mühendislik dalında yapılan olağanüstü buluşlar, keşifler varken deniz bilimlerine verilmesini, ‘Artık ne olursa olsun denizlerimizi anlamamız, sömürmememiz, korumamız lazım’ mesajı içerdiği için çok anlamlı buldum. dedi. 

Watergate Skandalı Nedir?

Tarihe küçük bir hırsızlık olayı geçmesine rağmen arkasında büyük bir istihbarat servisi gizliydi.  5 kafadarın hırsızlık amacıyla Amerika Ana Muhalefeti olan Demokrat Partinin ana merkez binasına girmiştir.

Washington D.C bulunan Watergate binasına giren sözde hırsızın asıl amacı Amerika devletinin 37. başkanı olan Richard Nixon’a suikast düzenlemekti. Komplo girişimine adı geçen binanın adı verilirken, hırsızlık görünümlü suikast olayının çözümü için dönemin Adalet Bakanı  Elliot Richardson’a başvurulmuştur.  Söz konusu olan olay 17 Haziran 1972’de gerçekleşmiştir.

Richardson olayla ilgilenmesi için Archibald Cox isimli bir savcıyı görevlendirdi.  Zanlılar yakalanıp ifadeleri alınırken, kimliklerinin ortaya çıkması tüm ülkeyi ve kamuoyunu şoka uğrattı.  Hırsızlık amacıyla binaya girdiğini ifade eden zanlıların Cumhuriyetçi Parti yanlısı oldukları ortaya çıkmıştır.  Olayın ortaya çıkması nedeniyle başkan, Archibald Cox’u görevden almak istemiş, Adalet Bakanı Richardson savcı için kendini feda ederek görevden uzaklaştırılmıştır.  Başkan’ın görüşme kayıtları basına ve halka sızdırılırken olayın gerçek yüzü ortaya çıkmıştır.  FBI-CIA merkezli ifşaların, açıklamaların Beyaz Saray’dan yayılması üzerine kapana kısılan Richard Nixon, Amerika tarihinde görevinden ilk istifa eden ilk ve son Başkan olmuştur…

Ahmed Arif’in Bitmeyen Aşkı Leyla Erbil’e Mektupları -Leylim Leylim

Tek şiir kitabı ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ ile Türk edebiyatına unutulmaz dizeler hediye eden Ahmed Arif, aynı zamanda karşılıksız bir aşkın kahramanı.  Büyük bir tutkuyla sevdiği ancak aşkına asla karşılık bulamadığı, mektuplarıyla sevgisini haykırdığı kadın ise Leyla Erbil!

Şair ve yazar olan Leyla Erbil’e karşılıksız bir aşkla tutulan Ahmed Arif, şiirleriyle ve sıcacık mektuplarıyla sevgisini haykırmaktan asla çekinmemiş, sinesinde günbegün büyütmüştür.  Aşkını ne kadar büyütse de Leyla Erbil’den bir karşılık bulamayan, dostluk sınırını aşmayan Arif  hiç pes etmedi.  1954-1959 yılına kadar mektuplarıyla, sevdiğine Leylim hitabıyla mektuplar yazdı.  Son mektubunu 1977’de yollayarak aşkına son vedasını etti.

Yaşadığı dönemdeki siyasi görüşü, etnik kökeni, edebiyat tarzı ve şiirleriyle mektupların da farklı bir Ahmed Arif gördüğümüz şair, çok yönlü aşkını kendi diliyle anlattı.  Leyla Erbil’e yolladığı mektuplar o dönemin entelektüel yanlarını, sürgün günlerini, siyasi baskıyı, içsel dünyasını yansıtırken en çokta aşkını barındırır.

Ahmed Arif’ her zaman dostça yaklaşan Leyla Erbil, şairin ölümünden sonra mektupları ailesinden de izin alarak yayınlamak ister. Ancak kitap çalışması sırasında hayatını kaybeden Erbil, Leylim Leylim kitabını asla göremez.

Unutulmaz, gerçek bir aşkın mektuplara dökülüşünü okucuya aktaran Leylim Leylim kitabından kesitler;

Böyle ne kırık ne de anlaşılmamış gitmek istemiyorum. Dostluğumuz ki korkunçtu. Ve yaşanmaya değer. Bugünkü feci haline rağmen, birbirimizi tanıma hususunda pahasız bir değerdir. (…) Ha, sürgüne gitmeden – bugünler – bir mektubunu alırsam, sevinmem diyemem elbet! Bu da laf mı, uçarım belki! Ama yazmasan ne diyeyim…

*

Bak, yanında ben varım. Seninle olduktan sonra yapamayacağım ne vardır? Önce kendine inan, kendini sev, sonra bana bel ver, bana yaslan, bak yaşaman nasıl asli cevherini gösterecek. Üzme hiç kendini, ölürüm sonra. Ölmek hiçbir şey değil. Sen böyle canlı, sıcak, dost, aziz ve en güzeli sevgiliyken ölmek, acı da olsa katlanılır. Ama senin bu bedbin halini görmek… İşte mesele burada

*

Biz birbirimize o kadar alışmamıştık ki. Öyle değil halbuki Leyla, alışmamıştık amma, alışabilirdik ve alışacaktık…

*

Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum.

*

Özlemektir seni, geberesiye. Ses etmektir, haykırmak ‘Leyla!’ bir tenha saatte geceler yarı. Ömrümüz çelimsiz, kısa. Çabamız korkunç ama. Ayaklarımızı bastığımız toprağın, kokladığımız havanın, şunun bunun en ibne, en akla gelmez derdini dert edinmek. Kendimizi duymaya, yaşamaya yönelmek bile yasak

*

Canım Benim,

Bilir misin, ‘canım’ dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.

*

Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha ustaca ve korkusuz yaşarım.
Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem…

*

Kimselere mecbur olmadım, olmam da. Yiğitliğim ve rivayet olunan erkekliğim bundandır… Ama senin mecburun olmak, beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, İNSAN ediyorsun, yaşatıyorsun…

*

Geçende bir mezar gördüm…Küçücük !
Öyle bir yalnızlığı var ki Leyla,
binlerce mezarın içinde, irili ufaklı, çiçekli, parmaklıklı mezarların arasında, “Ben buradayım” diyor âdeta.

*

Sözde cigarayı bırakmağa niyetliydim. Bugünkü, inan bana unuttum kaçıncı paket. Evde bir ölüm sükûtu var. Sual sormağa korkuyorlar. Ah bir sorsalar da seni anlatsam…
Ah bu rezil dünya seni tanısa, seni öğrense, seni anlasa..

Çin Bilim Adamları Domuzdan ve Maymundan yeni bir canlı üretti!

Günümüzde genetik araştırmaları sürekli farklı bir boyuta ulaşıyor.  Hastalıklar ve çağın getirdiği sorunlar karşısında yeni çözümler aramayı sürdüren bilim insanları, genetik faktörü üstünde yeni çalışmalarını sürdürüyor.

Çin bilim insanları organ nakli bekleyen hastalar için genetiği oynanmış yeni canlılar üreterek, nakil bekleyen hastalar için yeni gelişmelere imza atıyor.  Araştırmanın çıkış noktası hayvanlardan insanlara nakledilecek tam uyumlu organlar üretmek.  Çin bilim insanları domuz ve maymun kırması yavrular üretmeyi başardı.  İki kimera domuz yavrusu doğdukları andan itibaren 1 hafta yaşarken, sonrasında hayatını kaybeden kırma canlılarda makak maymunun genetiklerine rastlandı.

İki yavrunun kalplerinde, karaciğerinde,dalağında, akciğerlerinde ve cilt dokularında makak maymunun DNA’sına rastlandı.  IVF kullanılarak dişi domuza yerleştirilen 4000 embriyodan yavrulatılan canlılar, maymun hücrelerini floresan protein üretmek için değiştirdi. State Key Laboratory of Stem Cell and Reproductive Biology ekibi protein ile birlikte hücrelerin o soydan gelen hücreleri takip ettiklerini öngörüyor.

Değiştirilmiş hücreleri döllenmeden beş gün sonra domuz embriyolarına enjekte eden araştırmacılar, 10 tane domuz yavrusunun doğmasını sağladı.  Yavrular içinden iki tanesi Chimera (İki ya da daha fazla farklı genotipte hücrenin ya da dokunun bulunduğu canlı) adını verdiler. Bilim insanları daha fazla maymun DNA’sına sahip sağlıklı canlılar doğana kadar araştırmalarını sürdürecekler.

Sadece Birleşik Krallıkta 6000 hastanın organ nakli listesinde olduğu ve her gün 3 insanın organ yetmezliğinden hayatını kaybettiği elde edilen bilgiler arasında.  Canlılar üzerindeki genetik çalışmalarının organ bekleyen hastalara yeni bir umut olacağı düşünülüyor…

Şişme kadın sevgilisiyle evlenecek!

Dün itibariyle Rus medyasını şoke uğratan bir haberden bahsedeceğiz.  Rusya’nın gündemine düşen haber kulağa oldukça tuhaf geliyor ama gerçek.  Söz konusu son dakika haberi bir şişme bebekle ilgili.  Kazakistan’da yaşayan vücut geliştirme sporcusu Yuri Tolochko, 8 aydır sevgili olduğu şişme bebeğiyle evleneceğini açıkladı.

Margo ismi verdiği şişme bebeği sevgilisinin güzel bir görünüme sahip olması için estetik operasyon bile yaptırdı. İnanılmaz ama gerçek olan olay Rusya medyasında şok etkisi yaratırken, Yuri instagram hesabından şişme sevgilisi Margo ile olan fotoğraflarını paylaşmaya devam ediyor.

Sevgilisiyle arada sırada tartıştıklarını ifade eden genç adam, evleneceklerini açıkladı.  Evlilik kararında oldukça ciddi olduğunu açıklayan Yuri, kız arkadaşıyla bir televizyon programına katıldı. Kazakistan ve Rusya medyasında ilgi çeken açıklamalarda bulunan Yuri Tolochko, sevgilisine ‘Seni üzmyeceğim’ diye söz verdi.

Sevgilisini sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar ve estetik operasyonlar yüzünden bir çok eleştiriye maruz kaldığını ifade etti.  Şişme bebek sevgilisine yapılan estetik operasyonunun gerçek bir klinikte gerçek doktorlar tarafından yapıldığını açıkladı.

 

 

120 bin dolara satılan sanat eseri Muz yendi!

İlginç bir haber geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yayılmıştı.  Tuhaf bir o kadar da anlamlı bulunan sanat eseri koliyle duvara yapıştırılmış bir muz.  Evet doğru duydunuz, İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan’ın yeni eseri duvara yapıştırılmış muz.

Sanat eseri muzun değeri ise 120 bin dolar.  Komedyen ismi verilen sanat eseri bu rakama satılırken, performans sanatçısı David Datuno tarafından ilginç bir olay yaşandı.  Paris merkezli çağdaş sanat galerisi Art Basel Miami’de  sergilenen Komedyen isimli çalışmayı, galeridekilerin gözlerinin içine baka baka yedi.

Sanat eseri muzu yediği anlar kameralar tarafından çekilirken, bu hareketi bir sanat çalışması olarak değerlendirdi.  Cumartesi günü gerçekleşen olayda David Datuno, muzu sanat için yediği ifadelerini kullandı. Hatta bu çalışmaya da ‘Aç sanatçı’ ismini verdi.

“Bu benim Aç Sanatçı adlı sanat performansımdı. Maurizio Cattelan’ın çalışmalarını seviyorum. Bu yerleştirmeyi de cidden çok sevdim. Tadı çok güzeldi.”

Performans sanatçısı Danuto muzu yediği videoyu instagram hesabından yayınladı.  Lucien Terras, “David Datuna bu eseri mahvetmedi. Muz sadece bir fikirdi.” dese de galeri çalışanları duvara yeni bir muz yapıştırdı ve yanına bir güvenlik görevlisi dikti.

Dünyanın En Büyük Yüzen Güneş Enerji Santrali Üretime Başladı!

Çin’de kurulan dünyanın en büyük yüzen Güneş Enerji Santrali elektrik üretimine başladı.  Çin nüfus yoğunluğu yüzünden dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri.  Yenilenebilir enerjiye geçiş yapan Çin, kömür madenleri yüzünden tahrip olmuş çevreden iyi şekilde yararlanmak üzere atılımlar gerçekleştirmeye devam ediyor.   Sungrow Yüzen Güneş Enerjisi Santrali Çin’in en büyük projelerinden biri.

Sungrow tarafından inşa edilen 40MW yüzen santral, suda yüzmesi ayrıcalığıyla birlikte Çin şebekesi Huainan’a bağlı.  4 ile 10 metre arasında değişen derinlikte yüzebilen santralin bu bölgede inşa edilmesinin nedeni ise daha önce bu bölgede kömür madenciliğinin yapılması.

Bölgedeki madencilik faaliyetleri yüzünden çöken arazide biriken yağmur suları yapay bir gölün oluşmasına sebep olmuş durumda.  Güneş enerjisi santrali göldeki suyu ve toprağı kullanarak üretimi arttıracak, ısı yüksekliğinden kaynaklanan zararı minimalize edecek.

Daha yeşil ve sürdürülebilir bir geleceğe yön vermek isteyen Çin, yenilenebilir enerji kapsamın da diğer dünya ülkelerini geçmeyi planlıyor.

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü – Victor Hugo

Fransız bir şair ve yazar olan Victor Hugo, 1802 yılında dünyaya gelmiştir. İlk romanı 1831 yılında yazdığı  ‘Notre Dame’in Kamburu’dur. Çok sayıda şiir, piyes ve roman yazarak dünya edebiyatının ölümsüz isimlerinden biri haline gelmiştir.

1861’de yazdığı ‘Sefiller’ romanıyla tüm dikkatleri üstüne çeken Victor Hugo, Paris’te bir kahraman olarak tanınmıştır.

26 yaşındayken kaleme aldığı Bir İdam Mahkûmunun Son Günü roman, adından anlaşıldığı üzere idam cezasını eleştiren, insani ve etik boyutlarını göz önüne koyan bir eserdir. Birinci tekil kişi ben ile yazılan ilk roman özelliğini taşıyan eser, bir çeşit zihinsel otopsi tarzındadır.  Romanı henüz okumayanlar için en güzel alıntıları sizlerle paylaşıyoruz.

Örnek göstermek gerek! Suçluları bekleyen kaderi izleterek onları taklit etmeye kalkışacakları korkutmak gerek!

*

Çok acı !Karşınızda duran ,sizi görüp size bakan ,sizinle konuşan ,sizi cevaplayan,fakat sizi tanımayan birini dünyanın yegane varlığı olarak tutkulu bir şekilde ,bütün kalbinizle sevmek !

*

İşte hiçbiri benden nefret etmeyen , hepsi benim için üzülen ve isteseler kurtarabilecek olan bu adamlar babana bunu yapacaklar. Marie, beni öldürecekler, bunu anlıyor musun ? Hem de her şeyin düzene girmesi için törenle, soğukkanlılıkla! Aman Tanrım !

*

Bencilliklerin oluşturduğu bir bileşim en güzel toplumsal birliktelikleri yozlaştırıp yok eder.

*

Bazı anlar oluyor ki insan bir saç teliyle bir zinciri kırabileceğine inanıyor.

*

Delilik insanı yaşatır derler; en azından akıl acı çekmez; uyur, ölü gibi yaşar.

Apple’da açık bulan Didimli Hüseyin Çoban, 220 bin dolar teklifi geri çevirdi!

Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan Hüseyin Çoban, oynadığı mobil oyundaki satın alma işlemi sırasında açığı fark etti.  Oyunun açığını bildirerek 300 TL kazanan Çoban, Apple’nin bir açığını daha buldu.  19 yaşındaki genç adam, Apple’nın açık için teklifte bulunduğu 220 bin doları az bularak reddetti.

Açık lise de okuyan Hüseyin Çoban mobil oyunun satın alma işlemi için Apple hesabına bakiye yükledi.  Satın alma sırasında yaşanan problemi nedeniyle açığı fark eden Çoban, teknoloji devi Apple’a açığı bildirerek 300 TL ile ödüllendirildi.  Apple Hüseyin Çoban’a elektronik posta atarak teşekkürlerini iletirken, Çoban yeni bir açık buldu.

Apple model cep telefonu kullanan ünlülerin iCloud hesaplarına girerek uygulamalarına ve telefonlarına ulaştı.  Şirket yetkilileriyle iletişime geçerek büyük açık hakkında bilgilendiren Çoban’a şirket tam tamına 220 bin dolar, Tür lirasıyla 1 milyon 262 bin TL teklifte bulundu.

Teklif hakkında konuşan Hüseyin Çoban:

“Türkiye’deki ünlülerin çoğu Apple marka cep telefonu kullanıyor. Bulduğum bu açıkta, ünlülerin hesaplarına girerek iCloud’e şifreleriyle fotoğraflarına kadar erişebiliyorum. Bu açıkla ilgili Apple ile iletişime geçtim. Bana elektronik posta ve telefon yoluyla bu açığı kademeli bir şekilde anlatmamı istediler. Ancak, karşılığında ödül olarak verecekleri parayı az buldum. Açığı söylemedim. Bunu duyan bazı art niyetli kişiler benimle iletişime geçti. Açığı söylemem halinde bana Apple’ın teklif ettiği paranın 5 katını vereceklerini söylediler ama ben bu açığı başkasına vermeyi düşünmüyorum. Çünkü aralarında ülkemizden de çok sayıda ünlü var. Bu kişilerin Apple hesaplarına erişebilirler. Daha sonra da onların fotoğraflarını kötü amaçla sosyal medyada yayabilirler. Kötü niyetli kişilere bu açığı asla söylemeyeceğim. Bu tür açıkları, benden başka bulanlar da var. Onlar da bu alanlarda oldukça başarılılar. Ben de onların ekibinde olmayı düşünüyordum ama sonuçta herkes ayrı çalışıyor. Yazılım hataları her şeyde oluyor. Önemli olan bunları bulabilmek.”

İspanya’da bir ilk; donarak kalbi 6.5 saat duran kadın hayata döndü!

3 Kasım’da İspanya’nın kuzeydoğusunda Nuria Kentinde eşiyle birlikte dağ yürüyüşüne çıkan Audrey Mash, kar fırtınasına yakalanarak geri dönemedi.  Vücudu donan kadın, 3 saat sonra bölgedeki kurtarma ekibi tarafından kurtuldu.  Helikopterle hastaneye kaldırılan 34 yaşındaki Mash’ın öldüğü düşünüldü.

6,5 saat kalp atışları duran ve vücut sıcaklığı 20,2 santigrata düşen kadın, hastanedeki iki uzman doktor tarafından yeniden hayata döndürüldü.

Tedavisi tamamlanan kadın 11 gün sonra hastaneden yürüyerek çıktı.  2017’den bu yana eşiyle Barcelona’da yaşayan, İngilizce öğretmeni olan Audrey Mash’ın vücudunda kalıcı nörolojik bir hasar oluşmazken, el parmaklarında koordinasyon ve uyuşma sorunu olduğu açıklandı.

Donarak kalp atışları 6,5 saat duran kadın olayın olduğu günle ilgili hiç bir şey hatırlamadığını söyledi.  Yetkililer hipotermi sonucunda kalbi duran kadının 6 saat sonra hayata döndürülmesinin İspanya’da bir ilk olduğunu açıkladı…