Kaderden Çaldığım Bu An…

 

İzin ver gecelerimiz gündüzlerimize karışsın, ellerim ellerinde

Mevsim yağmurları yağmaya başlamışken, benimle bekle ebemkuşağını.

Ne olur yaklaş bana bu gece, sinemde yıldızlardan bir gökyüzü,

Dudaklarınla yakala tenimdeki ecel terlerini, söz ver gitme bu gece.

Midemde uçuşan kelebekleri sana hediye edeceğim.

 

Sevda düşerken çorak arazilerime yağış mevsimi geldiğini görüyor musun?

Dem-güzar aşkım beklemez sabahın kırağında, mesut olmanın umudundayım.

Kaderden çaldığım bu anı saklamak için gözlerimi asla kırpmayacağım,

Gizli saklı yaklaş sinemdeki yerine, seni kimselerle paylaşmayacağımı biliyorsun.

Vuslat yağmurunda ıslat beni, uğruna sırılsıklamım zaten.

 

Herkesi ve her şeyi bırakıp gel bana, yağış mevsimi geldi.

Sen ve ben yokuz, biz ancak tek bir bedende atan bergüzarız.

Islak saçlarını omuzlarından atarken alnını alnıma daya, dudaklarımız arasındaki ömür kısalsın.

Hoşnut öpücüklerimde seni sevdiğimi fısıldayacağım, bu gece gitme kal benimle.

İlk defa severken birini, kendimi bile böyle sevmediğimi öğret bana…

 

-Semra Şenol

Diploması olmadığı halde hasta tedavi eden Metin Hara’ya 5 yıla kadar hapis istendi!

13 Temmuz 2017 ‘de BİMER’e gelen bir şikayette Metin Hara’nın danışmanlık adı altında büyük paralar karşılığında umut tacirliği yaptığını belirterek, tıp eğitimi ve vergisel boyutunun araştırılmasını talep etti.

Magazinsel hayatıyla bir dönem gündemden düşmeyen Metin Hara’nın Adriana Lima ile olan ilişkisi epey bir süre ekranları meşgul etmişti.  Düşünce gücü ve enerjiyle tedavi hakkında kitapları da bulanan Metin Hara’nın diploması olmadığı halde hasta tedavi ettiği şikayetiyle bir kez daha gündeme oturmayı başardı.

BİMER, kendisine gelen şikayet sonucunda araştırma yapılması ihbarı Beşiktaş Kaymakamlığına yönlendirdi.  İlçe Sağlık Müdürlüğünün incelemesinde Metin Hara’ya ait olan ‘İnsanagüven’ danışmanlık şirketinin faaliyet izni bulunmadığı gibi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmenliği kapsamında uygulamalar yapabileceği sertifikası olmadığı ortaya çıktı.

Metin Hara’nın Tamamlayıcı Tıp Uzmanı ünvanını kullandığının tespit edildi.  Hazırlanan rapor doğrultusunda Kaymakamlık, Metin Hara’ya ait işyerine mühür vurdu.  Savcılığa suç duyurusunda bulunulurken yapılan soruşturma da Metin Hara’nın İstanbul Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksek Okulu mezunu olduğu ancak başka tamamlayıcı tıp uzmanı ünvanını karşılayan bir diploması veya belgesi olmadığı kayıtlara geçti.

Verdiği ifadesinde suçlamaları reddeden Metin Hara, şu sözleri iddianamesinde yer aldı.

 “Modern tıpta migrenin tedavisi yok, sadece ilaçlarla ağrının geçmesi sağlanıyor ama bizim migren atakları azalan 5-6 tane hastamız var”

Belge ibraz etmediği kaydedilirken, diploması olmadan hasta tedavi etmek suçlamasıyla Metin Hara’ya 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.  Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak olan Hara’nın avukatı müvekkili adına açıklamalarda bulundu.

“Müvekkil Metin Hara’nın yetkisiz hekimlik suçlaması ile hakkında yürütülen yargı süreci ile ilgili açıklamaları yapma gereği duyuyoruz.

Zira konu  toplumu yanlış yönlendiren, gerçeği aksettirmeyen, kötüniyetli ve zarar vermeye yönelik bir şekilde işlenmektedir.

Evvela belirtilmesi gereken husus, müvekkilin üniversite eğitimini tamamlayarak fizyoterapist unvanını kazandığıdır. Müvekkil herhangi bir ortamda kendini doktor olarak tanıtmış değildir. İşyerinin Sağlık Bakanlığı tarafından mühürlediği iddiası da gerçek dışıdır. Yargılama çok teknik ve detaylı düzenlemeler içeren mevzuata ilişkin bir konudur. Müvekkil bu şekilde gerçek dışı bir haberle basında yer almaktan ve kamuoyuna yanlış tanıtılmaktan dolayı büyük bir rahatsızlık ve üzüntü duymaktadır.

2017 senesinde yaşanan ve yargılaması devam eden bir konu ile ilgili olarak kamuoyu nezdinde müvekkili mahkûm eden yayınlar yapılması hukuka aykırıdır. Konu ile ilgili Müvekkil hakkında verilmiş bir mahkeme kararı da bulunmamaktadır.  Yargıya intikal eden olayların tartışılma yeri yargı makamlarıdır. Süreç sonunda gerçekler ortaya çıkacaktır. Bu hususlar kamuoyunun bilgisine sunulur. Saygılarımızla.”

 

Ciğerim Leyla…

Ciğerim Leyla.

Çok vakit geçti seni görmeyeli, kısacık saçların omuzlarına değmezdi son görüştüğümüzde. Küçük bir burnun vardı, ucunu öptüğüm. Fındık kurdum, diyerek seni sevişim hep aklımda. Aradan geçen gazap dolu yıllar, ben dâhil kimseyi yıkıp geçmemiştir, Leyla.

Çoğu zaman burnumda tütüyor, yeşil yaylaların meşe kokusu, rahmetli anamın mis kokan tereyağı. Ve sen, ciğerim Leyla. Özlemin, kemikleşmiş bir nasır kalbimde. Ağrıyan romatizmalı dizlerimin devasıdır, masum hayalinin sıcağı. Buralar hep soğuk Ey Can’ım, sık sık hastalanır oldum şu vakitlerde. Ciğerlerim sünger, öksürüğüm ağdalı.

Hatırını da sormak isterim elbet, lakin söylemezsin bilirim!

Kızgınsındır bana, öfkenin ateşini kinin sulamıştır onca yıl. Otomobilin arkasından ağlayarak koştuğunda kaybettim, senin karşılıksız sevgini, bir kızın babasına duyduğu muktedir aşkı.

Kabahatim büyük, boynum karşında kıldan incedir Leyla. Gurbet ellere daha çok para, daha çok tarla, yepisyeni araba için giden bendim. Ardımda anama emanet ettiğim biricik seni, ciğerim Leyla’yı, hırslarım yüzünden seçemedim.

O topraklı yolda, tozlu dizlerinin üstüne çöküp ‘Baba gitme, Annem gibi gitme’ diye ağladığında, altı yaşından henüz gün almıştın.

Lâstik ayakkabıların, üstüne büyük gelen örgü kırmızı kazağın, hep aklımda Leyla. Şimdilerde yirmisine merdiven dayamış, gencecik bir fidan dalısın. Dur duraksız yazdığım mektuplar eline geçmiyor diye şüpheye kapılmaktayım. Umut fakirin ekmeğidir derler Ey Can’ım, o sebeptendir kalem tutan ellerimin bıkmaması.

Sana şefkatli, güvenli kucağını açamayan babanı affet demiyorum. Diyemem Leyla, utanırım. İnsanoğlu hırs yumağıdır, azıyla yetinmez, çoğuyla doymaz. Bende nefsimin rüzgârına kapıldım Ey Can’ım, didindim, hırpalandım, ama aradığımı kati suretle bulamadım.

Geri dönmeye gücüm varken yüzüm yoktu, yüz bulduğumda cebim boştu. Seni yetim bırakan zalim baban, emri hak vuku bulmadan son bir kez kızını görmek teşnesiyle yanıp tutuşuyor.

Son nefesimi alacak olandan tek arzum budur Leyla, seni görmeden ölmekten korkarım. Yaşlılığın tezahürünü anlatmaya dimağ yetmez Ey Can’ım, titrek ellerimde tuttuğum bardağın mı hali mi kalmadı yoksa benim canımın mı feri gitti anlamazsın. Öylesine bıkkınım ki, hatalarımdan ders alacak mecalim yok. Bir adım yetecek mezara gitmeye, bir nefes kesecek çilemi, fakat yine de ürkerim sonsuzluğa uçup gitmekten. Geride seni bırakmasaydım, huzurla kapatabilirdim gözlerimi.

Mektubuma son verirken bir hususu iyice anlamanı temenni ediyorum Ciğerim Leyla. Hayat, kimseye küs kalınmayacak kadar uçucu, kimseye dargın geçirmeyecek kadar lütufkâr. Dilerim, yaşlılıktan bunadığını düşündüğün beni, bir mektubuna hasret yollamazsın diğer tarafa.

Ciğerim Leyla; Bağışlayıcı kalbinin gözlerinden öperim.

Vefasız, bir hayrı dokunmayan Baban… 

-Semra Şenol

Bilim zeka geninin anneden geçtiğini açıkladı!

Zeki ve akıllı biri olduğunuzu düşünüyorsanız, Q’nuz yüksek ise bunun için anneniz minnettar olmalısınız.  Psychology Spot’ta yayınlanan yeni çalışmalara göre zeka geni anne ve babadan değil sadece anneden geçiyor.

Annenin Q seviyesinin en büyük etken olduğunu gösteren çalışmaya göre zeka geni babadan geçse dahi aktif olmuyor.  Elite Daily’de yapılan bu araştırma sayesinde bebekler üstünde en büyük etkenin anne olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Zeka geni X kromozomunda bulunmasıyla birlikte XX kromozomuna sahip annenin bebeğin beyin gücünü etkilediği araştırmalar sonucunda ortaya çıktı…

Rusya ilk kez Türkiye ile Yunanistan’a Şeker İhracatı yaptı!

Türkiye ve Yunanistan’a ilk kez şeker sevkiyatı yapan Rusya, deniz yoluyla tonlarca şeker sevkiyatı yaptı.  Kasım ayında Türkiye’ye 1400 ton, Yunanistan’a ise 591 ton şeker sevkiyatı yapıldı.  Geçtiğimiz kasım ayında ilk defa Yunanistan ile Türkiye’ye şeker ihracatı yapan Rusya’nın bu yıl rekor düzeyde şeker üretimi bekleniyor.

Tarım Piyasası Koşulları Enstitüsü’nden (İKAR) uzman Yevgeniy İvanov, şeker üretimleri hakkında açıklamalarda bulundu.

“İhracattaki artış iç piyasa için çok önemli. Bu fazla şeker ürettiğimiz dördüncü sezon. İç piyasada fiyatlar önemli oranda düştü. Fazla ürün sorununun çözümü için ihracat coğrafyasının genişletilmesi önemli”

Rusya 2011 yılının sonbaharında deniz yoluyla Karadağ’a şeker ihracat ederken 2017 baharında Mısır’a yüklü miktarda şeker sevkiyatı yapmıştı.

Rusya Tarım Bakanlığının üretim hakkındaki değerlendirmelerine göre sadece bu yıl 7 milyon tondan fazla şeker üretimi olacağı düşünülüyor.  2019-2020 Potansiyel şeker üretim miktarının 7200-76000 milyon ton olacağı düşünülüyor.

 

Dünyanın ilk havadan Karbondioksit toplayan santral inşa edildi!

Küresel ısınmasının etkisi sonucunda dünya büyük bir tehdit altında.  Yeşil alanların azalması, gelişen teknolojiyle birlikte doğal kaynakların azalması gelecekte bizleri kötü zamanların beklediğinin bir işareti .

Küresel ısınma tehdidinden yola çıkarak yapılan araştırma, geliştirme ve iyileştirme çalışmalarına ümit vaat eden bir yenilik katıldı.  İsviçre’de Climeworks tarafından inşa edilen Karbondioksit santrali havadaki karbondioksidi toplayarak çalışıyor. Tesisin çalışması sonucu ortaya çıkan gaz bir çok alıcıya ulaştırılıyor.

Tesisin yakınlarındaki bir sebze çiftliğine gübre sağlanırken, filtrelenmiş karbondioksit müşterilerin emisyon seviyesini düşürerek fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltıyor.  Karbondioksit santralinin 900 ton karbondioksidi havadan temizleyeceği ön görülüyor.

Climework’un kurucuları santral üzerindeki çalışmalarını 2008 yılında başlatarak Hinwil kasabasındaki tarımsal girişimli seraların dışarıdan karbondioksit satın almalarını inceleyerek, bu fikir üzerinden yola çıktılar.  Gebald ve Wurzbacher seranın yakınlarına bir santral kurarak havadan alınan karbondioksidin Gebrüder Meier şirketine satmayı başardılar.

Tesis bir günde havadan 2.460 kg karbondioksit yakalayabiliyor, konsantre haline getirilen gaz ise boru hatlarıyla taşınıyor.  Dünya da bir ilk olan tesis ayrıca hava kirliliğini de azaltarak, çığır aşan bir yenilik olarak tanımlanıyor.

TÜİK asgari zam oranını açıkladı, 2020 asgari ücreti kaç TL olacak?

Bütün gözlerin merakla beklediği asgari ücret hakkındaki ilk açıklamalar dün gelmeye başladı.  Milyonlarca kişiyi ilgilendiren asgari ücret zammı tüm Türkiye tarafından merakla bekleniyordu.  Dün öğleden sonra TİSK’in ev sahipliğiyle yapılan toplantıda 7 milyon kişinin hayatını direk olarak ilgilendiren ilk asgari ücret rakamı ortaya atıldı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu üçüncü kez toplandı, TÜİK son verileri komisyona iletirken milyonlarca kişi toplantıdan çıkacak olan rakamı beklemeye başladı.  TÜİK verilerine göre bir işçinin aylık gıda harcama oranları ağır statüdeki işçilerde aylık 2 bin 331 TL, orta statüde 2 bin 86 TL, hafif statüde ise 1940 TL olarak belirledi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonuna ilk ücret talebinde Türk-İş bulunmuş, asgari ücretin 2 bin 578 TL olmasını teklif etmişti.  TİSK henüz bir ücret talebinde bulunmazken, TÜİK’in verilerine bakarak sadece gıda alışverişi harcamasında yola çıkmanın doğru olmadığını belirtti.  İşgücü maliyetlerinin, hedef işsizlik, enflasyon oranlarıyla birlikte dikkate alınması gerektiğini görüşünü açıkladı.

15 kişiden oluşan komisyonda yer alan işçi ve işveren temsilcileri görüşlerini sunarken,Hazine ve Maliye bakanı ekonomik verilerini sundu.

Doğu Akdeniz Bölgesinde 4 katrilyon Doğal Gaz Rezervi Bulundu!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, Doğu Akdeniz bölgesinde doğal gaz rezervinin bulunduğunu açıkladı.  Saptanan doğal rezervinin 4 katrilyon feet küplük bir hacme sahip olduğunu belirten Taçoy, Türkiye olmaksızın hareket edilemeyeceğini açıkladı.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy basına yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi.

“Bölgede şu ana kadar henüz daha 107 trilyon feet küplük rezerve ulaşıldığını” kaydederek, “Bu da şu demektir, ortada keşfedilmemiş, ulaşılmamış 3.9 trilyon feet küplük bir rezerv var”.

Doğu Akdeniz bölgesinin giderek değer kazandığına dikkat çeken Tagoç, Türkiye’nin denge sağlayan bir konumda olduğunu sözlerinde yer verdi.

“Birçok ülke bölgede konuşlanmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin bölgede denge unsuru olması kaçınılmaz bir gerçekliktir. Türkiye, bölgede denge unsuru olmazsa, bu güneydoğu Akdeniz havzası bir Elen (Yunan) gölüne dönecektir. Rumların, İsrail’le Yunanistan ile yapmış olduğu anlaşmalar, bunu cazibe olarak gören Fransa ve İtalya’nın Kıbrıs adasına gerek askeri olarak gerekse ekonomik varlıklara sahip çıkmak için gelmeleri olayı çok daha farklı noktalara götürecektir ve ortamı gerecektir.

 

Sefirin Kızı dizisindeki bekaret sahneleri gündem yarattı!

Star Tv ekranlarında dün itibariyle yayın hayatına başlayan Sefirin Kızı, ilk bölümüyle dikkatleri üstüne çekti.  Baş rollerini Engin Akyürek ile Neslihan Atagül’ün yer aldığı dizi sosyal medyada olay yaratacak yorumlara konu oldu.  Sefirin Kızı dizisinin ilk bölümünde gerdek, bekaret ve tecavüz konuları işlenirken, ülkemizde kadın cinayetlerinin artmasıyla birlikte hassas noktalara değindi.

Fragmanları haftalar öncesinde televizyonda yayınlanan dizinin teması izleyenlerin tepkisine yol açtı. Nare karakterini canlandıran Neslihan Atagül, Sancar karakterini canlandıran Engin Akyürek’in gerdek gecesi sahnesi tartışmanın fitilini ateşledi.  Çekimleri İstanbul ile Bodrum’da sürdürülen dizinin ilk bölümü 150 dakikadan oluşurken tam 12 kez gerdek gecesi kelimesi telaffuz edildi.

Sancar’ın çocukluk aşkı Nare’ye kavuşup evlendikleri gece Bakire çıkmaması üzerine kriz çıkarması ise izleyiciler tarafından sert bir şekilde eleştirildi.  Sosyal medya kullanıcıları dizinin özellikle gerdek gecesi sahnesi hakkında sert yorumlarda bulundu.

“Haklısınız erkekler kadınlara bundan çok daha kötü şeyler yapıyor. Bunun bir dizide göze sokulması değil sorun. Sorun böyle bir şerefsizin ilerde ‘Kalbi temizdi, çok sevdi, kıskandı, delirdi’ denilip yaptıklarının güzellenecek olması, bu ikisine aşk yazılacak olması”

Bir diğer Twitter kullanıcı ise;

“Bekaret üzerinden kadını aşağılamadan da senaryo yazabilirsiniz senaristler! Namus kavramını o kadar çok kadınlara yüklüyorsunuz ki çevrenizdeki namussuz erkekleri göremiyorsunuz” derken, başka bir kullanıcı “Destansı aşk diye güzelleme yaptığınız rezilliğe tüküreyim. Sırf reyting için şu sahnelerin yazılıp, çekilip, oynanması utanç verici. Siz cebinizi doldururken bu ülkede kadınlar ölüyor. Bakire çıkmadı diye kadına yapılan muamele mide bulandırıcı. Zihniyetiniz batsın”

Devrim Otomobilinden sonra sıra Temsa’da, Üretimi durdu!

Satışının ardından gelen haciz şoklarıyla zor duruma düşen Temsa üretimi durdurduğunu açıkladı.  Üretimini 2 haftalığına durduran firma gerekçesini ise şu ifadelerle açıkladı.

Bankaların kredilerini vadesinden önce, erken çağırması ve uygulanan hacizler nedeni ile şirketimiz faaliyetlerini mecburen durdurmak zorunda kalmıştır”

ABD ve Avrupa ülkeleri de dahil 70 ülkeye de faaliyet gösteren otobüs üreticisi Temsa, her yıl 10 binin üzerinde hafif kamyon, midibüs ile otomobil üretimi sağlıyordu.  True Value Capital Partner’s fonuna katılmasının ardından üretimine ara vermişti.  Tartışmalara neden olan kararları insanlar tarafından eleştirilmişti.  TEMSA Ulaşım Araçları A.Ş.’den gereken resmi açıklama geldi.

2020’de ödeme vadesi gelecek olan kredi ödemeleri için yeniden yapılandırma bulunan firma, faaliyetlerini mecburen durdurmak zorunda kaldıklarını açıkladı.

“TEMSA’nın hisseleri 30 Mayıs 2019 tarihinde Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. ve Sabancı Ailesi’nden True Value Capital Partners S.A. şirketine hukuka uygun olarak devredilmiş ve devirden sonra da tüm faaliyetleri artarak devam etmiştir. Kasım 2019 sonu itibariyle 11 aylık ihracat 104 milyon dolara ulaşmıştır. Bu süreçte Şirketimizin bankalara olan borçları da kısmen ödenmeye devam etmiştir. 2020 yılında ödeme vadesi gelecek kredilerimiz için de yeniden yapılandırma talebinde bulunulmuştur.”

Yatırım, üretim, ihracatlarına hızla devam eden firma, üretmeye devam etme arzusunda olduklarını ancak kredi ödemelerinin vadesinden önce erken çağrılmasıyla birlikte gelen hacizlerin faaliyetlerinin durdurmalarına neden olduğunu bildirdi.