Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Genel ahlak ve görgü kuralları, umumi ahlak kaideleri, umumi görgü bilgisi ve kuralları
Cümle içinde kullanımı: “Hocamızın kaleme aldığı eserin konusu âdab-ı umûmiyye ile alakalıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Genel ahlak ve görgü kuralları, umumi ahlak kaideleri, umumi görgü bilgisi ve kuralları
Cümle içinde kullanımı: “Hocamızın kaleme aldığı eserin konusu âdab-ı umûmiyye ile alakalıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Görgü ve nezaket kuralları, görgü bilgisi ve kuralları
– İnsanca ve İslama uygun olarak yaşama adabı
Cümle içinde kullanımı: “Taşradan geldiği için henüz âdab-ı muâşerete vakıf değildir, yakında öğrenecektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Din düşmanları
– Hasm-ı din, adüvv-üd din
Cümle içinde kullanımı: ” Allah’ım güzel yüzlü a’dâ-yı dîn olanlardan korusun, yollarımızı bir araya getirmesin.”
Kelime Kökeni: Arapça-edeb çoğul biçimi
– Zarafet, naziklik, hoşluk, naiflik
– Terbiye ve nezaket ölçüsü
– Örtünmesi veya gizlenmesi gereken yerler
– Toplumsal değerlere, usul, yordam ve kaidelere, ahlaka uygun yaşama ve davranma
Cümle içinde kullanımı: “Edipler edepli olmalı ki halk adabını korumayı bilsin ve öğrensin.”
Kelime Kökeni: Arapça-adüvv çoğul biçimi
– Düşmanlar, hasımlar, yağılar
Cümle içinde kullanımı: ” A’dâ ve hasım gibi davranan akrabalar için ayakta kalacak, yıkılmayacağım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Etrafı sularla çevrilmiş kara parçası
– Cezire
– Çevresi yollarla belirlenmiş arsa
– Kent içi yollarda veya karayolunda trafik güvenliğini sağlamak amacıyla yayaların geçme, durma ve taşıtlardan inmeleri için ayrılan alan
Cümle içinde kullanımı: ” Çocukluğumun en güzel yılları İstanbul’un adaların da geçmiştir. “
– Bir kimseyi veya nesneyi anlatmaya açıklamaya veya çağırmaya yarayan söz, isim
– Yaygın ve bilinme durumu, tanınma, ün, şöhret, şan, nam
– Soyut ve somut kavramların karşılığı olan isim
– İtibar, değer, prestij, önem
– Sayılma, sayma
Cümle içinde kullanımı: ” Ad soyad ve iletişim bilgilerinizi lütfen öz geçmişinize ekleyin.
Kelime Kökeni: Zarf
– Gizlice, sezdirmeden, kimseye belli etmeden
Cümle içinde kullanımı: ” Açmazdan yaptığı iyilikleri sayesinde bugün lafı sözü dinlenen bir adam konumuna geldi. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Ağzı sıkı, ketum
– Satranç oyununda rakibinin düştüğü zor durum
– İçinden çıkılmazı zor durum
Cümle içinde kullanımı: ” Santrançdaki açmaz durumları sakin olup strateji uygulayarak atlatabilirsin. “
– Oraya çıkarmak, göz önüne koymak, meydana çıkarmak
– Örtüsünü veya kapağını kaldırmak
– Kapamak karşıtı
– Oyarak veya çukur kazarak geniş delik oluşturmak
– Fethetmek, ele geçirmen, egemen olmak
– Engel olan şeyi kaldırmak
Cümle içinde kullanımı: ” Hediye sandığının kapağını açmak lazım gelir, diğer türlü ne geldiğini öğrenmemiz imkansız.”