Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönlü rahat
– Kalbi rahat
– Gönlü huzur dolu kimse
Cümle içinde kullanımı: “İman edip dil-âsûde olanın elbet maneviyatı da yüksek olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönlü rahat
– Kalbi rahat
– Gönlü huzur dolu kimse
Cümle içinde kullanımı: “İman edip dil-âsûde olanın elbet maneviyatı da yüksek olur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sevgili
– Gönül okşayan
– Gönül eğlendiren
– Kalbi rahatlatan
– Sevgi duyulan
Cümle içinde kullanımı: “Dil-ârâm bir sevdicek bulduk mu da aşık olmadık sanıyorsun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönle huzur veren
– Yüreği güzelleştiren
– Kadın ismi
– Dilara
– Gönül süsleyen
– Gönlü okşayan
Cümle içinde kullanımı: “Gamzesinde gül saklayan dil-ârâ, bilirim ki üzüntü senin yoldaşın olamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Cilve
– Naz
– İşve
– Eda
– Şımarıklık
Cümle içinde kullanımı: “Sözleri tatlı, gözleri ışıklı yürüyüşü dilâl dilber sanma dünya sana mirastır!”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönül gözü açık
– Gönüllü uyanık
– Kalbi uyanık
– Görgülü
– Kalbi temiz olan
Cümle içinde kullanımı: “Bizler dil-âgâh olana saygı ve sevgili insanlarız.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Zavallı gönül
– Biçare gönül
– Mutsuz kalp
Cümle içinde kullanımı: “Dil-i zâr kanatsız kuş gibi çırpınırken siz nerelerdeydiniz?”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ateşli gönül
– Yanık
– Yanmış olan
– Dertli yürek
Cümle içinde kullanımı: “Beni böyle dil-i sûzân eyleyen aşk elbet bir gün seni de yakar.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yüz parça
– Paramparça olmuş gönül
– Parça parça olmuş gönül
Cümle içinde kullanımı: “Sevdiğini alamayan aşığın kalbi dil-i sad-pâre olmuş ölmüş neye yarar.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yaralı gönül
– Üzüntülü gönül
– Dertli kalp
Cümle içinde kullanımı: “Onca ayrı geçen yıldan, ömürden sonra dil-i mecrûh hala kanıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Deli gönül
– Deli divane
– Divane gönül
– Çılgın
– Aşırı deli
Cümle içinde kullanımı: “Sen ki bir dil-i dîvâne olmuş kendini dağlara vurmuş sıcak bir yuvadan kovulmuşsun.”