Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Hasta gönül
– Yaralı kalp
Cümle içinde kullanımı: ” Dil-i bî-mâr sen ki bir garip aşkın peşinde koşansın sana her şey müstahaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Hasta gönül
– Yaralı kalp
Cümle içinde kullanımı: ” Dil-i bî-mâr sen ki bir garip aşkın peşinde koşansın sana her şey müstahaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Darlık
– Dar
– Sıkıntı
– Keder
– Gam
– Eziyet
– Cefa
– Horoz
– Tavuğun erkeği
Cümle içinde kullanımı: “Bazen bir isim bir ses kalbine dîk verir nefes dahi alamazsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Köylü
– Çiftçi
– Köy ağası
– Rençper
– Geçimini toprağı ekip biçerek kazanan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Alnının teriyle ekmeğini var eden dikhân olmasa haliniz harap”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köy ağası
– Köyde malı mülkü olan
Cümle içinde kullanımı: “Dih-hüdâ olmak şan şeref getir demek doğru olmaz.
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çiftçi
– Köy ağası
– Köylü
– Köy halkı
– Ekinci
– Köyde yaşamış kış
Cümle içinde kullanımı: “Bu vatan varlığını dihgâna borçludur, toprağa dokunan işleyen eller muhteremdir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köy ağası
– Köyde toprağı çok olup sözü dinlenen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dih-dâr kendisini dünyanın sahibi sanır fakat ölünce anca bir karış toprak sahiplenecek.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Köyler
– Beldeler
– Yerleşkeler
Cümle içinde kullanımı: “Dihât ve ilçelerden gelen deprem haberleri birçok insanı üzdü.”
Kelime Kökeni: Farsça-çoğul biçimi dihât
– Köy
– Belde
– Karye
– İnsanlarla meskun yer
– İlçeden küçük yer
Cümle içinde kullanımı: “Önceleri dih olarak bilinen yer artık büyük bir şehre dönüştü.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kendisini düşünmeyen
– Özgecil
– Özgeci
– Elcil
– Kendi yararını gözetmeden başkasına yararlı olmaya çalışan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Trafikte diğer-kâm olmak gerek, bencillik ölüm getirir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Başkalaşmış
– Değişmiş
– Bozuk
– Değişiklik yapılmış
Cümle içinde kullanımı: “İnsanlık diğer-gûn, zalimleşmiştir.”