Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İlerisini düşünen
– Tedbirli
– Akıllı
– Uzağı gören
– Öngörülü
– İhtiyatlı
– Müdebbir
Cümle içinde kullanımı: “Öncelikle dûr-endîş olmalı her işe balıklama atlamamalı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İlerisini düşünen
– Tedbirli
– Akıllı
– Uzağı gören
– Öngörülü
– İhtiyatlı
– Müdebbir
Cümle içinde kullanımı: “Öncelikle dûr-endîş olmalı her işe balıklama atlamamalı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzak
– Uzun
– Erişilmesi güç
– Ulaşılması zor şey
– Uzak yer
– Yakın karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Gönlü dûr-dest olana mesafelerin yakınlığı fark etmez ki.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Geleceği gören
– İlerisini seçebilen
– Uzağı görebilen
– Dürbün
– Uzağı gören
– Gözetleme deliği
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-bîn yoksa tepedeki ateşin nerden geldiğini tam göremeyiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ünlem
– Uzak ol anlamında seslenme
– Değnek
– Baston
– Uzak ol emri
Cümle içinde kullanımı: “Bas bas dûr-bâş diye bağırıyor ama kimse dinlemiyor.”
Kelime Kökeni: Farsa-zarf
– Uzak uzak
– Uzaktan uzağa
– Uzun uzadıya
– Çok uzağa
– Uzatarak
– Genişleterek
Cümle içinde kullanımı: “Dûrâdûr konuşmaya gerek yok, işin aslını ancak kendin anlayabilirsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-dûn+Farsça-perver
– Bayağı ve alçak kişileri koruyan kimse
– Kötü insanları koruyan kişi
– Alçak kişilere yardımcı olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dûn-perver olanlar hep zalimlerin, hırsızların yanında olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Aşağıda
– Alçak
– Soysuz kimse
– Bayağı
– Alt katta
– Aşağılık
– Gölgeli
– Aşağı
– Sefil
Cümle içinde kullanımı: “Aramızda muhakkak dûn biri olmalı bunca malı kim çalacak?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hastalıktan bedenin erimesi
– Körelme
– Helak
– Uzvun kuruyup kalması
– Organın beslenemeyerek küçülmesi
– Bitme
– Yıkılma
Cümle içinde kullanımı: “Çocukların haline baksana yoksulluktan dumûra uğrayacaklar neredeyse.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Göz yaşları
– Dem
– Gözlerden akan sıvı
Cümle içinde kullanımı: “Kabirde dökülen dumûnun bir anlamı olmaz bu vakitten sonra.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kuşluk vakti kesilen kurban
– Sabahtan kesilen kurban
Cümle içinde kullanımı: “Duhye kesilmeden önce namazını kılın gelin çocuklar.”