Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İki cihan
– Dünya ve ahiret
– İki alem
– Dü-âlem
– İki dünya
Cümle içinde kullanımı: “Bu hayatta ne yaparsan ne tutarsan tut dü-cihân için yap.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İki cihan
– Dünya ve ahiret
– İki alem
– Dü-âlem
– İki dünya
Cümle içinde kullanımı: “Bu hayatta ne yaparsan ne tutarsan tut dü-cihân için yap.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dişi ayı
– Büyükayı yıldız kümesinde buluna bir yıldız
– Tarik
– Yol
– Büyükayı dikdörtgeninde parlak iki yıldızdan biri
Cümle içinde kullanımı: “Semadaki karaya aldanma, dübbeyi aramaya devam et.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki kat
Cümle içinde kullanımı: “Dü-bâlâ evleri gördün mü, hepsinde yanan bir ocak vardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Büyükayı
– Kutup yıldızıyla beraber etrafındaki yedi yıldız
– Dübbüekber
– Yedigir
– Kepçe biçimindeki yıldız kümesi
Cümle içinde kullanımı: “Çocukken dam başında yattığımız gecelerde dübb-i ekber bulma oyunu oynardık.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Küçük ayı
– Kutup yıldızı etrafında devreden yedi tanelik yıldız kümesi
– Dübbüasgar
– Demirkazık
Cümle içinde kullanımı: “Dübb-i asgar gece karanlığında gökyüzünü aydınlatırken anlattıklarını masal gibi dinledim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İki ateş
– Sevgilinin iki dudağı
– İki nâr
Cümle içinde kullanımı: “Varsın benim mahvım senin dü-âteşinden olsun!”
Kelime Kökeni. Farsça-sıfat
– İki
– Birden sonra gelen sayı
– II sayısının adı
Cümle içinde kullanımı: “Eski sayı isimlerinden biri olan dü kelimesi kitabın kapağında yazıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kafir
– Oturduğu yer cehennem olan
– Tanrı’nın varlığını yadsıyan
Cümle içinde kullanımı: “Dûzah-nişîn olan ateşten korkmaz derler.”
Kelime Kökeni: Farsça-dûzah+Arapça-mekân
– Cehennemlik
– Yeri cehennem olan
– Mekanı cehennem olan
– Kafir
– Dinsiz
Cümle içinde kullanımı: “Kim ki masum birin canına kast ederse yeri ancak dûzah-mekân olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-dûzah+Arapça-makar
– Kafir
– Cehennemlik
– Yeri cehennem olan
– Mümin karşıtı
– Hak dini inkar eden
Cümle içinde kullanımı: “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen Dûzah-makar’dır.”