Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Gözler
– Basarlar
– Görücüler
– Dikkat sahipleri
– Görüşler
Cümle içinde kullanımı: “Kara ebsârına bakan korkup kaçacak, deli gibi bakıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Gözler
– Basarlar
– Görücüler
– Dikkat sahipleri
– Görüşler
Cümle içinde kullanımı: “Kara ebsârına bakan korkup kaçacak, deli gibi bakıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Burçlar
– Zodyak üzerindeki on iki takım yıldızı
Cümle içinde kullanımı: “Gezegenlerin ebrüc üzerindeki etkilerini merak ediyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bulutumsu
– Bulut gibi
– Buluta benzer
Cümle içinde kullanımı: “Ebrûveş görünümü ve beyazlığı beni her zaman etkilemiştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yüzü güleç
– Güler yüzlü kimse
– İçten davranan kimse
– Yakınlık gösteren
Cümle içinde kullanımı: “Annesine çekmiş ebrûferâh bir kişiliği var kimse kolay kolay incitmez.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Mermer
– Hareli kağıt
– Kaş
– Buluta benzer
– Kağıda geçiren süs
Cümle içinde kullanımı: ” Ebrû kursuna başladım hem bir zanaat öğrenecek hem de vaktimi değerlendireceğim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Şaşırmış
– Ne yapacağını bilmeyen
– Sersem
– Budala
– Düşünceleri dağılmış
Cümle içinde kullanımı: “Ebrkâr, korkmuş veledin elinden tutup su içirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İbrişim
– İpekten yapılan iplik
– Bükülmüş ipek
Cümle içinde kullanımı: “Yaşı ninenin elinde ebrışüm ayağında patik öylece ağacın altında oturuyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Abraş
– Benekli
– Alaca benekli at
Cümle içinde kullanımı: “Çayırlarda gördüğün tüm ebreş Hasan beye aittir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bilezik
– Kadınların kollarına taktığı süs eşyası
– Halka
Cümle içinde kullanımı: “Yeni gelinin kolları direkselerine kadar ebrencenle doluydu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kırlangıç
– Dağ kuşu
– Ashâb-ı Fıl olayının öncüsü, lideri
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzünü dolduran ebreheyi görmüyor musun, yazın geldiğini müjdeliyor bize.”