Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Soğuk
– Soğuk olan
– Donuk
– Çok soğuk
Cümle içinde kullanımı: “Kış ayının ebred günlerinde yağan kar hepimizi eve hapsedip dışarıya çıkartmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Soğuk
– Soğuk olan
– Donuk
– Çok soğuk
Cümle içinde kullanımı: “Kış ayının ebred günlerinde yağan kar hepimizi eve hapsedip dışarıya çıkartmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elbisenin ön yüzü
– Toy denilen kuş
– Kardeş
– Arkadaş
– Harelenmiş kumaş türü
Cümle içinde kullanımı: “Üzerindeki ebre elbiseden uzun saçlarını örgü yapmasından başka bir şeyi hatırlamıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dindarlar
– Salih kimseler
– Hayır ve hasenat sahibi kimseler
– Özü sözü doğru olan kişiler
– İyi kimseler
– Hayır sahipleri
– Sadık kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Cennetin peşinde olan ebrâr, kendisini doğruluktan ayırmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Kaleler
– Burçlar
– Kale burçları
– Kermenler
Cümle içinde kullanımı: “Küçücük dünyası ebrâcla doludur kimseyi yaklaştırmaz yanına.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Bulut
– Sehap
– Ürkmek
– Kaçmak
– Endişe
Cümle içinde kullanımı: “Tepemizde dolaşan bu uğursuz ebr başımıza gelecek lanetlerin habercisi gibiydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Binalar
– Yapılar
– Evler
– Konutlar
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden kalma ebniye öncelikle restore edilmeli sonrasında kamuya açılmalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yaşayanlar
– Hayatta olan insanlar
– Hayatta olan insanlar
Cümle içinde kullanımı: “Ebnâ-yı zamân gidenlerin arkasından gözyaşı döksede dünyada kaldıkları için gizli bir sevinç duyarlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Vatanseverler
– Vatan evlatları
Cümle içinde kullanımı: “Biz bu yurdu sayısız Ebnâ-yı Vatana teslim edeceğiz, işte o zaman gözümüz arkada kalmayacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dünya adamları
– Dünya işlerine bel bağlayan kimseler
– Dünya hayatına odaklanan kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Ebnâ-yı dehr hiç ölmeyecek gibi yaşar, ahireti aklına getirmez.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan
– İnsanoğlu
– Ademoğlu
– Şahıs
– Kişi
Cümle içinde kullanımı: “Ebnâ-yı beşer doğruyu da yanlışı da kendi bulmalıdır.”