Kelime Kökeni: Arapça
– Kısmetli
– Nasibli
– Hisseli olan
– Talihli
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulun sesi çıkmaz behre-yâb olanlar konuşur derler.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kısmetli
– Nasibli
– Hisseli olan
– Talihli
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulun sesi çıkmaz behre-yâb olanlar konuşur derler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibini almış
– Kısmetli
– Hissesini alan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bu dünyadan behre-ver, nimetlere doymuş insanlar sanır ki öbür dünya yok!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibi olan
– Hissedar
– Pay sahibi olan
– Hisse alan
Cümle içinde kullanımı: “Behre-mend olmak için en azından küçük bir meblağ yatırmanız gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hissedar
– Faydalanmış
– Hisseli
– Paydaş
– Hisse sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Behre-dâr olan beyler lütfen toplantı odasına geçiniz avukat bey sizlerle özel olarak konuşacak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hisse
– Pay
– Nasip
– Düşerge
– Tutam
– Tutam
Cümle içinde kullanımı: ” Paylaşılacak olan behre ancak hak sahipleri arasında ayrım gözetmeksizin eşitçe verilmelidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı yakut
– İpek kumaş
– Allık
– Kadınların yanaklarına sürdüğü al boya
Cümle içinde kullanımı: “Behrâmen sürmüş yanakları gül bahçesi gibi açmıştı oysaki.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Leylak çiçeği
– Güzel kokan bir tür söğüt ağacı
– Zeytingillerden hoş kokulu ağa.
Cümle içinde kullanımı: “Behrâmec kokuları içerisinde bana geleceğin günü gözlüyorum, şu yolları beni düşünerek bitir…”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Temkinli
– Tedbirli
– Kavrayışlı
– Anlayışlı
– Davranışları ölçülü olan
– Müdebbir
Cümle içinde kullanımı: “Behmen davranışlar sergilemeye alışkın biri için ani telaşların ne anlam ifade ettiğini bilmiyorsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-bühlûl
– Güleç
– İyilik yapmayı seven kimse
– Gülmeyi seven
– Sözü veciz olan
– Mütebessim
– Güler yüzlü
Cümle içinde kullanımı:” Behlûl-i Dana sufi bir derviş olmakla birlikte yarı alim yarı deli olarak anılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Güzel
– Çekici
– Alımlı
– Zarif
– Hoşa giden
– Çirkin karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Behiyye yalanlardan kaçıp çıplak gerçeklerin acısına katlamalıydık.”