Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-karâr
– Dengesiz
– Kararsız
– Tereddütlü
– Mütereddit
Cümle içinde kullanımı: “Bî-karâr davranışlar sergileyen kişiler yüzünden dava orta da kaldı bir türlü sonuçlandı.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-karâr
– Dengesiz
– Kararsız
– Tereddütlü
– Mütereddit
Cümle içinde kullanımı: “Bî-karâr davranışlar sergileyen kişiler yüzünden dava orta da kaldı bir türlü sonuçlandı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Başıboş
– Bekar
– İşsiz
– Serbest bırakılmış
– Bağlanmamış
Cümle içinde kullanımı: “İnsan ilişkileri arasında nitelikli olanlarla birlikte bî-kâr sayılanlar da vardır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Muradına ermemiş
– Mutsuz
– Bedbaht
– Talihsiz
– Bahtsız
Cümle içinde kullanımı: “Bizler bî-kâm, yüzleri her şeye rağmen gülmeyen insanlarız kadersizliğimiz alınlarımıza yazılmış.”
Kelime Kökeni: Arapça-buka çoğul biçimi
– Memleketler
– Ülkeler
– Topraklar
– Yurtlar
– Diyarlar
Cümle içinde kullanımı: ” İki mevsim arası bikâ dön gel canım, sen yokken İstanbul boynu bükük bir denizden ibaret.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah’ın izniyle
– Allah izin verirse
– Allah’ın icazetiyle
Cümle içinde kullanımı: “Bi-iznillah çıktığımız yolda katığımız hayır dualarımızdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-iştibâh
– Benzersiz
– Şüphesiz
– Kuşkusuz
– Şüphe etmemek
– İşkilsiz
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-irtiyâb
– Şüpheden arınmayan
– Şüphe götürmeyen
– Şüphesiz
– Kuşkusuz
Cümle içinde kullanımı: “Gerek yazılı gerekse sözlü olarak bî-irtiyâb maddeleri uygulama esasına geçeceğiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-intihâ
– Bitimsiz
– Sonsuz
– Ebedi
– Sonu olmayan
– Namütenahi
Cümle içinde kullanımı: “Bî-intihâ dünyanın bir garip yolcularıyız kime sitem edip kime dert yanacağız.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-insâf
– İnsafsız
– Acımasız
– İmansız
– Vicdansız
– İnsafı olmayan
– Vicdanı olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim bizleri bî-insâf yoksunu insanların yüreklerinden korusun!”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-ilâc
– Çaresiz
– İlaçsız
– Devasız
– Umutsuz
– Onulmaz
– Biçare
Cümle içinde kullanımı: “Senle ben ancak bî-ilâç dertlerimizden tanırız birbirimizi, ikimizde aynı yaranın mensubuyuz.”