Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünyayı aydınlatan
– Cihanı aydınlatan
– Yeryüzünü aydınlatan
Cümle içinde kullanımı: “Zalim olup otağımı yakmak yerine cihân-tâbım olsaydın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünyayı aydınlatan
– Cihanı aydınlatan
– Yeryüzünü aydınlatan
Cümle içinde kullanımı: “Zalim olup otağımı yakmak yerine cihân-tâbım olsaydın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünya çapında
– Dünyayı kaplayan
– Evrensel
– Üniversal
– Cihanı kaplayan
– Üniversal
– Alemşümul
Cümle içinde kullanımı: “Gerçek şu ki iyilik kavramı cihân-şümûldür. ”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Cihanı yakan
– Dünyayı yakan
– Güneş
Cümle içinde kullanımı: “Gönülleri ısıtan cihân-sûz ol evladım, yak ama ısıtmak için.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünyayı ele geçiren
– Cihana hükümdar olan
– Cihanı zapteden
Cümle içinde kullanımı: “Cihân-sitân ne büyük komutandır, o ki canını vermeyi göze alarak savaşmayı göze almıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Cihanın efendisi
– Cihanın büyüğü
– Padişah
– Hükümdar
– Cihanın başkanı
Cümle içinde kullanımı: “Cihân-sâlâr dünyayı ele geçirmek ister fakat içeceği bir bardak su, yiyeceği bir kap yemektir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Alemin sığındığı padişah
– Cihanın koruyucusu
– Dünyanın koruyucu padişahı
Cümle içinde kullanımı: “Kanuni Sultan Süleyman biz Osmanlı torunları için Cihân-penâh’tır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Köşk
– Dünyanın en iyi göründüğü yer
– Köşk ve konaklarda seyir yeri olarak kullanılan oda
– Taraça
– Kule
– Çatı katı
– Seki
Cümle içinde kullanımı: “Evin en güzel köşesi tartışmasız cihân-nümâ olan terastır, kır tepesini bile görebilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünyaya özgü
– Cihana özgü
– İnsanoğlu
– İnsan
– Dünyalı
Cümle içinde kullanımı: “Cihânî topraktan gelen yine toprağa dönen canlıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Fatih
– Zafer kazanan
– Fetheden
Cümle içinde kullanımı: “Bu alemi Cihân-güşâ etmeyi düşleyen nice isim olmuştur lakin hepsinin sonu bir karış topraktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dünyayı ele geçiren
– Padişah
– Hükümdar
– Erkek adı
– Dünyaya egemen olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Cihân-gîr ismini bu yavrucağa vermeni istiyorum, o ki büyüyünce dünyaya eş olsun.”