Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri inci
– İri sedef
Cümle içinde kullanımı: “İstiridyenin içindeki cümân eminim ki harika bir kolyeye dönüşecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri inci
– İri sedef
Cümle içinde kullanımı: “İstiridyenin içindeki cümân eminim ki harika bir kolyeye dönüşecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-cemel çoğul biçimi
– Erkek develer
– Gemi urganı
Cümle içinde kullanımı: “Satışa çıkarılan tüm cümâle yaşlı ve yorgun hayvanlardan oluşuyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tahta çıkanlar için yazılmış şiir
– Hükümdarın ilk tahta çıktığı gün verdiği bahşiş
Cümle içinde kullanımı: “Bir padişahın tahta çıkma törenini anlatan, yeni hükümdara methiyeler sayan eserlere Cülûsiyye denir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişahın tahta çıkması
– Padişahın tahta oturma merasimi
Cümle içinde kullanımı: “Cülûs-ı Hümâyûn, yeni padişahın tahta çıktığı ülkenin yönetimini eline aldığının göstergesidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Deriler
– Ciltler
– Hayvan derileri
– İnsan derisi
Cümle içinde kullanımı: “Dertler kederler insan cülûdun da zuhur ettiğinde kaşıntı ve yaralar ortaya çıkar.”
Kelime Kökeni: Arapça-câlis çoğul biçimi
– Oturanlar
– Cülûs edenler
– Cülûs yapanlar
Cümle içinde kullanımı: “Eski devirden bu yana cüllâs eden padişahlar eminim ki görmüştür dünyanın kimseye kalmadığını.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Çulhacı
– Çul dokuyan
– İki çatal
– Çatal
– Çok sel
– Dirgen
Cümle içinde kullanımı: “Cüllâh olarak çalıştığı dönemden kalma bir hastalık bu romatizma.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gülsuyu
– Gül şerbeti
– Gülden yapılan kokulu su
Cümle içinde kullanımı: “Cüllâb dolu bardağı bir dikişte bitirip yenisini istedi.”
Kelime Kökeni: Arapça-celîs çoğul biçimi
– Birlikte oturanlar
– Beraber oturanlar
– Aynı yerde yaşayanlar
Cümle içinde kullanımı: “Kalabalık bir aile olduklarından mütevellit cülesâ yaşıyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi celâcil
– Küçük çan
– Ufak çan
– Küçük kampana
Cümle içinde kullanımı: “Yemek vaktini haber eden cülcül ötmeye başladığında ufak bir kargaşa çıktı.”