Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bela
– Felaket
– Keder
– Sıkıntı
– Kötülük
– Mihnet
– Yoksulluk
– Ziyan
– Naks
– Olumsuzlama
Cümle içinde kullanımı: “Bizim gibilerin başından darrâ eksik olmaz, her türlü musibeti çekeriz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bela
– Felaket
– Keder
– Sıkıntı
– Kötülük
– Mihnet
– Yoksulluk
– Ziyan
– Naks
– Olumsuzlama
Cümle içinde kullanımı: “Bizim gibilerin başından darrâ eksik olmaz, her türlü musibeti çekeriz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anadan doğma kör
– Görme engelli
– Âmâ
– Görme yetisini kaybetmiş kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerine darîr olarak gelmiş birine renklerin kıymetini anlatamazsın ki.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Mezar
– Kabir
– Gömüt
– Makber
Cümle içinde kullanımı: “Geceleyin kazılır darîhim, bir esinti çalar götürür nefesimi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yazılan
– Derc edilen
– Şedid
– Katı
Cümle içinde kullanımı: “El yazması eserlerinn dâric edilen kısımları halka açılacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çarpan
– Döven
– Vuran
– Sütünü sağan kimseye vuran deve
Cümle içinde kullanımı: “Denize aşık dalga her sarılmaya meylettiğinde dârib etmeden duramaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dünya ahiret
– Bu dünya ve öteki dünya
Cümle içinde kullanımı: “İnsan dâreyn için sınanır, onun için kanının son damlasına kadar savaşır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ulaştıran
– Saklayan
– Koruyan
– Tutan
– Müstevda
Cümle içinde kullanımı: “Haberi dârende edene suç atmak yerine bir hal çaresini bulmak lazım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ay ağılı
– Hâle
– Görev
– Vazife
– Ödev
– Riske girmek
– Ödev
Cümle içinde kullanımı: “Mektep hocasının vermiş olduğu dâre bitmeden odasından çıkmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kale döven
– Kabartma nakışlar yapan kimse
– Madeni levhalar üzerindeki nakışlar
Cümle içinde kullanımı: “Darb-zen’in tüm eserlerini duvara asmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Darp ile ilgili
– Vurma ile ilgili
– Dövmekle ilgili
– Çarpma ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Söz konusu davanın darbî olduğu söyleniyor.”