Kelime Kökeni: Arapça-darb+Farsça-hâne
– Para basılan yer
– Sikke basılan yer
– Gümüş para basılan yer
– Darphane
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Darb-hâne de çalışmadığımıza göre zengin olduğumuzu iddia edemezsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-darb+Farsça-hâne
– Para basılan yer
– Sikke basılan yer
– Gümüş para basılan yer
– Darphane
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Darb-hâne de çalışmadığımıza göre zengin olduğumuzu iddia edemezsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Vurarak
– Çarparak
Cümle içinde kullanımı: “Kazayla birlikte başına yere darben aldığı hasar en büyüğü.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kalp atışı
– Kalp çarpıntısı
– Kalp vuruşu
Cümle içinde kullanımı: “Sevmenin eceli de darbe-i kalb duruşu nefesin tükenişidir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Siyasi yönetime son verme
– Siyasi idareyi alaşağı etme
– Bir ülkede yönetimi devşirme işi
Cümle içinde kullanımı: “Darbe-i hükûmet ilan edildiğinde kimse koltuğunda rahat oturamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
-Vurma
– Dokunma
– Kılıçla veya değnekle çarpma
– Başa gelen bela
– Kötülük
– Felaket
– Çarpış
– Kötü duruma düşüren olay
Cümle içinde kullanımı: “İyi günler gelir mi bilmem lakin bunca darbeden sonra yeniden iyileşmeyi umamam.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Telde oynayan canbaz
– Canbaz
– Cambaz
– Akrobat
Cümle içinde kullanımı: “Bir dalda iki dâr-bâz oynamaz, bu gönül işinde kalp anca birine yanar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Para basma
– Piyasaya yeni para çıkarma
Cümle içinde kullanımı: “Saltanatın göstergesi ve emaresi darb-ı sikke basıp halka dağıtmaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Atasözü
– Atalar sözü
– Öğüt verici nitelikte sözler
Cümle içinde kullanımı: “Darb-ı meseller örnek vererek olayın özünü anlatmaya çalışıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi durûb
– Vurma
– Döğme
– Sikkeye damga basmak
– Çarpma
– Dört işlemden biri
– Para basma
– Kapı
– Beyan etmek
Cümle içinde kullanımı: “Görülecek davanın öncesinde darb meselesi de var.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Egemenliği altına alma
– Ele geçirme
– Sert kumaş
– Sahib
– Malik olma
Cümle içinde kullanımı: “Düşman orduları köyü dârâyî altına aldığında yardıma koşacak kimse yoktu.”