– Birini adamaya yönlendirmek, adama işinin yapılmasını sağlamak
Cümle içinde kullanımı: “Kardeşimi Hızır efendi adına kurban adatmaya ikna ettim, inşallah duası kabul olur.”
– Birini adamaya yönlendirmek, adama işinin yapılmasını sağlamak
Cümle içinde kullanımı: “Kardeşimi Hızır efendi adına kurban adatmaya ikna ettim, inşallah duası kabul olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-adet
– Adetler
– Faize konu olan ana para ile gün sayısının çarpılmasıyla yüzdeliğinin alınmasıyla hesaplanan tutar
– Faiz hesaplamalarında kullanılan ifade
Cümle içinde kullanımı: ” Adat faizini hesaplamak için geçen sürü ile ana paranın tutarı kesinlikle bilinmelidir. “
Kelime Kökeni: Ad-addaş
– Adları bir olan kimseler
– İsimleri aynı olan kimseler
– Özdeş, identik
Cümle içinde kullanımı: ” Adaşım olan Hayri benim aksime daha kavruk tenli ve kısadır.”
Kelime Kökeni: Arapça-adarr
– Çok zararlı
– İbrani takvimine göre resmi yılın altıncı ayı dini yılın on ikinci ayı
– Musevi takviminde şubat ayının ortasında başlayan ay, mart ayı
– Omuzdaş, yandaş, taraftar, arkadaş, ayaktaş, hempa
Cümle içinde kullanımı: ” İyiliğe ve güzelliğe kendisini adar, asla kötünün yolunu tutmaz.”
– Aldandırılmak, isim verilmek
– Adak konusu olmak, adak olmak
– Anlayış biçimi, zaviye
Cümle içinde kullanımı: ” Adanan kurbanlık koçlar köyümüzün tüm insanlarına eşit derecede dağıtılır.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Şöhretli, ünlü, adlı sanlı, meşhur, namlı
– Ünlenen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Kardeşim edebiyat dünyasında adanır bir şahsiyete olup çok satan eserleri mevcuttur.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– İnsana yaklaşan, sıcakkanlı, munis, girişken
– İnsana saldıran, vahşi, yabani, girişken olmayan, merdümgiriz, mizantrop
Cümle içinde kullanımı: ” insan sevmez, topluluk içine karışmaz bir garip adamcıl misali yaşayıp giderdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– kendisine acıma ile karışık sevgi ve saygı gösterilen kimse
– Zavallı kimse
– sevilmeye ve acımaya layık erkek
Cümle içinde kullanımı: “Yazıktır, korkudan adamcağızın kalbine inecekti neredeyse.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Olduğunca, gereğinden çok, iyice, tam
– Enikonu, bir temiz, mükemmel şekilde, yerli yerinde, bir güzel
– Gereği gibi
Cümle içinde kullanımı: “Adamakıllı çalışıp işine sahip çıkmayacak serseri mayın gibi gezeceksen kapatırım dükkanı.”
– Ad koymak, adını belirlemek
– Önceden niyetlenmek, nezretmek, vadetmek, söz vermek
– And içmek, kendini feda etmek, tahsis etmek
Cümle içinde kullanımı: “Kendisini klasik müziğe adamış biri duruyor karşınızda, müzik kulağını hafife almayın.”