Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İpek böceği
– -Pike
– Dalmak
– Atlamak
– Daldırmak
– Suya atlamak
Cümle içinde kullanımı: “Dîve görmek istiyorsan kozalara dikkatlice bak.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İpek böceği
– -Pike
– Dalmak
– Atlamak
– Daldırmak
– Suya atlamak
Cümle içinde kullanımı: “Dîve görmek istiyorsan kozalara dikkatlice bak.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cin ağacı
– Dev ağacı
Cümle içinde kullanımı: “Bu ormanı özel kılan şey çok yağmur alması ve bütün ağaçların dîvdâr olmasıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Güve
– Ağaç kurdu
– Sülük
– Asalak hayvan
Cümle içinde kullanımı: “Gönül evini saran dîvçe içten usul usul çökertir adamı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Zırh yerine savaşlarda giyilen aslan veya kaplan derisinden yapılmış zırh
– Savaşlarda giyilen aslan postekisi
Cümle içinde kullanımı: “Dîv-câme giyen kendini ormanların kralı sanmasın, gerçek mertlik kandadır o da er meydanında ortaya çıkar.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dev yavrusu
– Potuk
– Bidi
Cümle içinde kullanımı: “Dîv-beçe sürüsünün başına tecrübeli bir çoban verilsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cinnet geçirme
– Sinir krizi geçirme
– Kasırga
– Fırtına
– Şiddetli rüzgar
– Şiddetli fırtına
Cümle içinde kullanımı: “Meğerse huri olarak gördüğümüz o kadın gerçekte dîv-bâd bir surete sahipmiş.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Duvarcı ustası
– Duvarcı
– Duvar ören kimse
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir dîvâr-ger bul ki işinin ehli olduğunu duvara dokununca görebilelim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Divan efendisi
– Divân-ı humâyûn da yazı işlerini yürüten yazman
Cümle içinde kullanımı: “Divân kâtibi olarak atandığı görevde azli istenmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Divanla ilgili
– Divana özgü
– Hat sanatında yer alan ve özellikle Divân-ı Humâyûn’da ferman
– Berat
– Ahitname türü yazılarda yazı stili
– Özel yazı türü
Cümle içinde kullanımı: “Beratta görmüş olduğunuz Dîvânî, hareketli ve karmaşık bir görünüme sahip olan zor bir yazı türüdür.”
Kelime Kökeni: Arapça-divân+Farsça-hâne
– Odalar üstündeki geniş ve iyi döşenmiş sofa
– Kubbealtı
– Bahriye nezareti dairesi
– Geniş hol
Cümle içinde kullanımı: “Divân-hâne de oturup yapılan hasbihal sonrasında şerbetlerini için bir ortak yol buldular.”