Kelime Kökeni: Zarf
– Diyerek
– Söyleyerek
– Sanarak
Cümle içinde kullanımı: “Yandım diye diye feryat ettikçe bozuk düzene dalan insanlar gibi alay ettin benimle.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Diyerek
– Söyleyerek
– Sanarak
Cümle içinde kullanımı: “Yandım diye diye feryat ettikçe bozuk düzene dalan insanlar gibi alay ettin benimle.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Anadolu
– Osmanlı ülkesi
– Anadolu’ya verilen eski isim
Cümle içinde kullanımı: ” Diyâr-ı rûm’da yaşamış atalarımız geriye birçok eser bırakmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Avrupa
– İslam olmayan ülkeler
– İslam ülkelerinden olmayan ülkeler
Cümle içinde kullanımı: “Birçok vatandaşımız geçimlerini sağlayabilmek için diyâr-ı Küfr de çalışıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gurbet ili
– Gurbet şehri
– Gurbet diyarı
– Yabancı memleket
Cümle içinde kullanımı: “Diyârı gurbet ellerde öksüz kalmışım kim sorar halimi ahvalimi?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ülke
– Memleket
– Devlet
– Yurt
Cümle içinde kullanımı: “Diyâr diyâr dolandım da senden gayrısını kendime eş bulamadım.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Dindar
– Dine bağlı olan
– Mütedeyyin
– Din inancı güçlü kimse
Cümle içinde kullanımı: “Yaptıkları ve söylediklerinden sorumlu olan birisin, kimse senin diyânet-kâr oluşunu eleştiremez.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Dindar
– Diyaneti olan kimse
– Din hükümlerine uymaya özen gösteren kimse
– Dini inancı yüksek olan
– Mütedeyyin
Cümle içinde kullanımı: “Diyânetli birini kolay kolay yolundan saptıramaz, şirke düşüremezsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dindarlık
– Din hükümlerine uyma
– Din
– Din kurallarından ayrılmama
– Dindar olma
Cümle içinde kullanımı: “Diyânet hükümlerine göre yaşamak evladır, aksi taktirde ahiretimiz tehlikeye girer.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yazı yazmaya yarayan eski tarz araç
– Hokka
– Mürekkebe batırılarak yazı yazmayı sağlayan eski tür kalem
Cümle içinde kullanımı: “Elindeki divitten damlayan kara sıvıyı yerlere akıtarak çıplak ayak yürümeye devam etti.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Cinli
– Cin çarpmış
– Sinirli
– İçinde cin olduğuna inanılan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerindeki deli bakışı dîv-gîr misali insanı korkutuyor.”