– Ayağa kalkmak
– Harekete geçmek
– Doğrulmak
– İşe girişmek
– Yönelmek
Cümle içinde kullanımı: “Yer yarılsa da günahkarlar duru gelip cezalarını çekse:”
– Ayağa kalkmak
– Harekete geçmek
– Doğrulmak
– İşe girişmek
– Yönelmek
Cümle içinde kullanımı: “Yer yarılsa da günahkarlar duru gelip cezalarını çekse:”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Atasözleri
– Darbımeseller
– Halka mal olmuş öğüt verici sözler
Cümle içinde kullanımı: “Durûb-i emsâl deneme ve gözlemlere dayalı sözlerdir, mutlaka kulak asılmalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Çarpmalar
– Dövmeler
– Vurmalar
– Darblar
Cümle içinde kullanımı: “Savaşta bahsi geçen durûb öldürücü ve yaralayıcı olabilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Zırhlar
– Savaşta giyilen kıyafetler
– Cevşenler
– Çelik kıyafetler
Cümle içinde kullanımı: “Göğsümüze taktığımız durû sayesinde bize kötülük gelemez inşallah.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Saf
– Temiz
– Berrak
– Bulanıklığı olan
– Arı
– Katıksız
Cümle içinde kullanımı: “Şu duru güzelliğinin kıymetini bilecek birini sev be kızım:”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Telgraf
– Uzağı yazan
– Belirlenmiş işaretleri iki merkez arasında yazılı haberlerin ve belgelerin iletişimini sağlayan araç
Cümle içinde kullanımı: “İletişimin tarihinde en büyük icatlardan biriside Dûr-nüvîs’tür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzağı gösteren
– Dürbün
– Bakaç
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-nümâ olmadan o kadar ilerisini görmek mümkün değildir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İlerisini düşünen
– Tedbirli
– Akıllı
– Uzağı gören
– Öngörülü
– İhtiyatlı
– Müdebbir
Cümle içinde kullanımı: “Öncelikle dûr-endîş olmalı her işe balıklama atlamamalı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzak
– Uzun
– Erişilmesi güç
– Ulaşılması zor şey
– Uzak yer
– Yakın karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Gönlü dûr-dest olana mesafelerin yakınlığı fark etmez ki.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Geleceği gören
– İlerisini seçebilen
– Uzağı görebilen
– Dürbün
– Uzağı gören
– Gözetleme deliği
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-bîn yoksa tepedeki ateşin nerden geldiğini tam göremeyiz.”