Kelime Kökeni: Farsça-ünlem
– Uzak ol anlamında seslenme
– Değnek
– Baston
– Uzak ol emri
Cümle içinde kullanımı: “Bas bas dûr-bâş diye bağırıyor ama kimse dinlemiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ünlem
– Uzak ol anlamında seslenme
– Değnek
– Baston
– Uzak ol emri
Cümle içinde kullanımı: “Bas bas dûr-bâş diye bağırıyor ama kimse dinlemiyor.”
Kelime Kökeni: Farsa-zarf
– Uzak uzak
– Uzaktan uzağa
– Uzun uzadıya
– Çok uzağa
– Uzatarak
– Genişleterek
Cümle içinde kullanımı: “Dûrâdûr konuşmaya gerek yok, işin aslını ancak kendin anlayabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Uzak
– Evler
– Bölgeler
– Haneler
– Konutlar
Cümle içinde kullanımı: “Dağda bayırda yatacak yer arayacağına dûra bak, ananın dizine dön.”
Kelime Kökeni: Arapça-dûn+Farsça-perver
– Bayağı ve alçak kişileri koruyan kimse
– Kötü insanları koruyan kişi
– Alçak kişilere yardımcı olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dûn-perver olanlar hep zalimlerin, hırsızların yanında olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Aşağıda
– Alçak
– Soysuz kimse
– Bayağı
– Alt katta
– Aşağılık
– Gölgeli
– Aşağı
– Sefil
Cümle içinde kullanımı: “Aramızda muhakkak dûn biri olmalı bunca malı kim çalacak?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hastalıktan bedenin erimesi
– Körelme
– Helak
– Uzvun kuruyup kalması
– Organın beslenemeyerek küçülmesi
– Bitme
– Yıkılma
Cümle içinde kullanımı: “Çocukların haline baksana yoksulluktan dumûra uğrayacaklar neredeyse.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Göz yaşları
– Dem
– Gözlerden akan sıvı
Cümle içinde kullanımı: “Kabirde dökülen dumûnun bir anlamı olmaz bu vakitten sonra.”
Kelime Kökeni: Ad
– Dümbelek
– Tef
– Buhar
– Çalgı
Cümle içinde kullanımı: “Düğüm dernek varsa dumru çalmaya başlar.”
Kelime Kökeni: Ad
– Duhan
– Ateşten kalkan siyah hava
– Havadaki sis
– Pus
– İnce tozun havya kalkmasından oluşan bulanıklık
– Yaman
– Siyah sis
Cümle içinde kullanımı: “Etrafımızı duman sardığında gözlerimizden akan yaşlar gömleklerimizi ıslatıyordu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Saye
– Siper
– Rüzgardan korunmuş yer
– Kuytu yer
– Korunaklı yer
– Gölge
Cümle içinde kullanımı: “Kendimize önce dulda bir yer bulup saklanalım gerisini sonra düşünürüz.”