Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Donmuş
– Müncemit
– Câmit
– Duygusuz
– Hissiz
– Kansız
– Hissizleşmiş
– Soluk
– Umursamaz
– Katı yürekli
Cümle içinde kullanımı: “Gönlünde efsürde olmuş kısımları göster desem sevgisizlikten yakınır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Donmuş
– Müncemit
– Câmit
– Duygusuz
– Hissiz
– Kansız
– Hissizleşmiş
– Soluk
– Umursamaz
– Katı yürekli
Cümle içinde kullanımı: “Gönlünde efsürde olmuş kısımları göster desem sevgisizlikten yakınır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Masal
– Destan
– Dilden dile dolaşan hikaye
– Büyülü ve etkileyici söz
– Söylence
– Asılsız hikaye
– Hadise
– Olağanüstü
– Çok iyi
– Fevkalade
Cümle içinde kullanımı: “Şimdi efsane bir film izlemeye hazır mısınız?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Tutuşmuş
– Parlamış
– Aydınlanmış
– Nurlanmış
– Işık saçan
Cümle içinde kullanımı: “Onu gördüğünde efrûhte yüzünden hemen taşıyacağından eminim.”
Kelime Kökeni Farsça-sıfat
– Yükseltilmiş
– Kaldırılmış
– Yükselmiş
– Kaldırmış
Cümle içinde kullanımı: “Efrâhte sevaplar yoktur, cennet garanti altına alınan bir arsa değildir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yükseltilmiş
– Kaldırılmış
– Yukarı kaldırılmış
– Yükseğe çıkartılmış
Cümle içinde kullanımı: “Sevapları efrâhte olmuş kullarından eyle bizi Yarabbi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yere atılmış
– Dürülmüş
– Yıkık
– Düşkün
-Yıkılmış
– Harap olmuş
Cümle içinde kullanımı: “Yerle yeksan olmuş efkende ruhumu sen mi kurtaracaksın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Düşkün
– Zavallı
– Atılmış
– Yıkılmış
– Aciz
– Bakımsız
– Surat
– Biçare
– Düşürülmüş
Cümle içinde kullanımı: “Efgende halini bizden mesul tutması bir yana hayatından da zevk almıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dşük
– Cenin
– Yavru atma
– Gebeliğin sonlanması
Cümle içinde kullanımı: “Kadının efgâne yapması ruhsal olarak yıpranmasına neden olur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yiğit
– Kabadayı
– Aydın ve yöresi zeybeklerine verilen ad
– Zeybek
– Büyük kardeş
– Cesur
– Korkusuz kimse
Cümle içinde kullanımı: “Küçük efem bakışlarıyla bile kendini savunmayı becerir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Devalar
– İlaçlar
– Çareler
– Tedbirler
– Tedaviler
Cümle içinde kullanımı: “Sevmek edviyedir bu zamanda, hele ki kimse kimseyi sevmezken.”