Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ezcahane
– İlaç satılan yer
– Eczacı dükkanı
Cümle içinde kullanımı: “Yakında tam teşekküllü bir Dârû-hâne açacağım buraya.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ezcahane
– İlaç satılan yer
– Eczacı dükkanı
Cümle içinde kullanımı: “Yakında tam teşekküllü bir Dârû-hâne açacağım buraya.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Evlilikte ilk eşten sonraki hanım
– Bir miktar süt
– Kuma
– Ortak
Cümle içinde kullanımı: “Kadınların cehennemi diyebileceğimiz darre, onur kırıcı olduğu kadar utanç vericidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ulaştıran
– Saklayan
– Koruyan
– Tutan
– Müstevda
Cümle içinde kullanımı: “Haberi dârende edene suç atmak yerine bir hal çaresini bulmak lazım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ay ağılı
– Hâle
– Görev
– Vazife
– Ödev
– Riske girmek
– Ödev
Cümle içinde kullanımı: “Mektep hocasının vermiş olduğu dâre bitmeden odasından çıkmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-darb+Farsça-hâne
– Para basılan yer
– Sikke basılan yer
– Gümüş para basılan yer
– Darphane
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Darb-hâne de çalışmadığımıza göre zengin olduğumuzu iddia edemezsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
-Vurma
– Dokunma
– Kılıçla veya değnekle çarpma
– Başa gelen bela
– Kötülük
– Felaket
– Çarpış
– Kötü duruma düşüren olay
Cümle içinde kullanımı: “İyi günler gelir mi bilmem lakin bunca darbeden sonra yeniden iyileşmeyi umamam.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Para basma
– Piyasaya yeni para çıkarma
Cümle içinde kullanımı: “Saltanatın göstergesi ve emaresi darb-ı sikke basıp halka dağıtmaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Halifenin bulunduğu merkez
– İstanbul
– Hilafet merkezi
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde Dârü’l-hilâfe İstanbul’da bulunur İslam devletlerini buradan yönetirdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Akademi
– Hikmet yeri
– Yüksekokul
– Yüksek mektep
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-hikme mezunu bir kadındı öyle kimseye baş eğmez.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hükümet Konağı
– Hükümet görevlilerinin çalıştığı yapı
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-emâre de çalışan birkaç kişi gelip seni sordular.”