Kelime Kökeni: Türkçe-düzen+Farsça-bâz
– Dolandırıcı
– Hile yapan
– Aldatıcı
– Hilekar
Cümle içinde kullanımı: “Yolumuzun bir düzenbâza çıkacağını nerden bilebilirdim ki.”
Kelime Kökeni: Türkçe-düzen+Farsça-bâz
– Dolandırıcı
– Hile yapan
– Aldatıcı
– Hilekar
Cümle içinde kullanımı: “Yolumuzun bir düzenbâza çıkacağını nerden bilebilirdim ki.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uydurma söz
– Nazım
– Nizam
– Ev bark
– Aile ocağı
– Oyun
– Hile
– Sistem
– Uyum
Cümle içinde kullanımı: “Düzen dediğin şeyin aslı koca bir boşluktur ancak milyonlarca kişiyi kendine esir eder.”
– Hidayet etmek
– Doğru yolu göstermek
– Bir hususa delalet eylemek
– Bir karışımı istenilen orana göre hazırlamak
Cümle içinde kullanımı: “Öncelikle şu bitkilerin yağlarını düzemek suretiyle bir araya getirelim sonrasında kokularına göre ayırırız. “
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki dilli
– iki ayrı dilde olan
Cümle içinde kullanımı: “Kitaplığımda bu eserin düzebânı bulunuyor okumanızı tavsiye ederim.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Hırsızlık
– Arakçılık
– Çalma
– İzinsiz alıkoyma
Cümle içinde kullanımı: ” Bazı aşklar düzdıye benzer, ortada bir suç hasıl olur ancak suçlu bulunmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hırsızlara yaltaklık eden kimse
– Hırsızlara yardımcı olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Düzd-efşâr olan da bir o kadar suçlu, bir o kadar cezaya mahkumdur.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Hırsız gibi
– Hırsıza yakışır biçimde
– Hırsıza yakışır tarzda
– Hırsızca
Cümle içinde kullanımı: “Düzdâne çaldın gönlümü, al lakin yarı yolda unutup gitme olur mu?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hırsızlar
– Arakçılar
– Sürrak
– Sarikler
Cümle içinde kullanımı: “Düzdân olmaya karar vermişsen ey gönlüm, hiç olmazsa hak ettiğin gibi cezanı bul.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uğru
– Hırsız
– Sarık
– Arakçı
Cümle içinde kullanımı: “Oğlu düzd olmuş hapislere düşmüş dediler doğru mu bilmem.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Devlet borçları
– Genel borçlar
Cümle içinde kullanımı: “Düyûn-ı Umûmiyye Osmanlı imparatorluğunda iç ve dış borçları denetleyen kurumun adıdır.”