Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Telgraf
– Uzağı yazan
– Belirlenmiş işaretleri iki merkez arasında yazılı haberlerin ve belgelerin iletişimini sağlayan araç
Cümle içinde kullanımı: “İletişimin tarihinde en büyük icatlardan biriside Dûr-nüvîs’tür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Telgraf
– Uzağı yazan
– Belirlenmiş işaretleri iki merkez arasında yazılı haberlerin ve belgelerin iletişimini sağlayan araç
Cümle içinde kullanımı: “İletişimin tarihinde en büyük icatlardan biriside Dûr-nüvîs’tür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzağı gösteren
– Dürbün
– Bakaç
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-nümâ olmadan o kadar ilerisini görmek mümkün değildir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İlerisini düşünen
– Tedbirli
– Akıllı
– Uzağı gören
– Öngörülü
– İhtiyatlı
– Müdebbir
Cümle içinde kullanımı: “Öncelikle dûr-endîş olmalı her işe balıklama atlamamalı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uzak
– Uzun
– Erişilmesi güç
– Ulaşılması zor şey
– Uzak yer
– Yakın karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Gönlü dûr-dest olana mesafelerin yakınlığı fark etmez ki.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Geleceği gören
– İlerisini seçebilen
– Uzağı görebilen
– Dürbün
– Uzağı gören
– Gözetleme deliği
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-bîn yoksa tepedeki ateşin nerden geldiğini tam göremeyiz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ünlem
– Uzak ol anlamında seslenme
– Değnek
– Baston
– Uzak ol emri
Cümle içinde kullanımı: “Bas bas dûr-bâş diye bağırıyor ama kimse dinlemiyor.”
Kelime Kökeni: Farsa-zarf
– Uzak uzak
– Uzaktan uzağa
– Uzun uzadıya
– Çok uzağa
– Uzatarak
– Genişleterek
Cümle içinde kullanımı: “Dûrâdûr konuşmaya gerek yok, işin aslını ancak kendin anlayabilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Uzak
– Evler
– Bölgeler
– Haneler
– Konutlar
Cümle içinde kullanımı: “Dağda bayırda yatacak yer arayacağına dûra bak, ananın dizine dön.”
Kelime Kökeni: Arapça-dûn+Farsça-perver
– Bayağı ve alçak kişileri koruyan kimse
– Kötü insanları koruyan kişi
– Alçak kişilere yardımcı olan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dûn-perver olanlar hep zalimlerin, hırsızların yanında olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Aşağıda
– Alçak
– Soysuz kimse
– Bayağı
– Alt katta
– Aşağılık
– Gölgeli
– Aşağı
– Sefil
Cümle içinde kullanımı: “Aramızda muhakkak dûn biri olmalı bunca malı kim çalacak?”