Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Hurma ve üzümden yapılan pekmez
– Pekmez
– Meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi
Cümle içinde kullanımı: “Çocukken en sevdiğim şey ekmeğin arasına dûşâb sürüp yemekti.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Hurma ve üzümden yapılan pekmez
– Pekmez
– Meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi
Cümle içinde kullanımı: “Çocukken en sevdiğim şey ekmeğin arasına dûşâb sürüp yemekti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Suyu yüksekten fışkırtarak yıkanma, temizleme
– Yıkanmaya yarayan alet
– Sırt
– Omuz
– Ketif
– Suyu fışkırtan alet
Cümle içinde kullanımı: “Sabahları evden duş yapmadan asla çıkmaz onun alışkanlığı da bu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vaziyet
– Heyet
– Durmak işi
– Durmak biçimi
– Tavır
– Tarz
– Görünüş
– Hâl
– Postür
– Bedenin genel duruşu
Cümle içinde kullanımı: “Dışarıdan bakıldığında duruşunda bir sıkıntı olduğu hemen göze çarpıyordu.”
– Çalışmak
– Çabalamak
– Devşirmek
– Mücadele etmek
– Sebat etmek
– Toplamak
– Karşı karşıya gelip bir işe başlamak
– Bir araya getirmek
– Çarpışmak
– Duraksamak
– Emek harcamak
– Gayret etmek
Cümle içinde kullanımı: “Önce söylediklerimi sindirmek adına durumsayıp tekrardan konuşmaya başladı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vaziyet
– Mevki
– Pozisyon
– Konum
– Hâl
Cümle içinde kullanımı: “Durumun ne kadar vahim olduğunu umarım çabucak anlarsınız.”
– Ayağa kalkmak
– Harekete geçmek
– Doğrulmak
– İşe girişmek
– Yönelmek
Cümle içinde kullanımı: “Yer yarılsa da günahkarlar duru gelip cezalarını çekse:”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Atasözleri
– Darbımeseller
– Halka mal olmuş öğüt verici sözler
Cümle içinde kullanımı: “Durûb-i emsâl deneme ve gözlemlere dayalı sözlerdir, mutlaka kulak asılmalıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Çarpmalar
– Dövmeler
– Vurmalar
– Darblar
Cümle içinde kullanımı: “Savaşta bahsi geçen durûb öldürücü ve yaralayıcı olabilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Zırhlar
– Savaşta giyilen kıyafetler
– Cevşenler
– Çelik kıyafetler
Cümle içinde kullanımı: “Göğsümüze taktığımız durû sayesinde bize kötülük gelemez inşallah.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Saf
– Temiz
– Berrak
– Bulanıklığı olan
– Arı
– Katıksız
Cümle içinde kullanımı: “Şu duru güzelliğinin kıymetini bilecek birini sev be kızım:”