Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-ârâ
– Evreni süsleyen, dünyayı aydınlatan, alemi süsleyen, cihanı aydınlatan
Cümle içinde kullanımı: ” Alemârâ, Müslümanların ışığı Peygamber efendimizdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-ârâ
– Evreni süsleyen, dünyayı aydınlatan, alemi süsleyen, cihanı aydınlatan
Cümle içinde kullanımı: ” Alemârâ, Müslümanların ışığı Peygamber efendimizdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bilginlerin bilgini, hocaların hocası, öğretmenlerin öğretmeni
Cümle içinde kullanımı: ” Konya’nın en namlı a’lemü’l-ulemâsı Hâkim beydir, hepimiz onun terbiyesinden geçtik.”
Kelime Kökeni: tamlama-ad
– Âlem-i tedvîn lâ-mekân
– Arştan bu aleme kadar olan yaratılmış dünya
Cümle içinde kullanımı: “Âlem-i tedvîn lâ-mekân; Allah’ın meydana getirdiği tüm cihanlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan varlığının dünyası, cisim alemi
Cümle içinde kullanımı: ” Âlem-i Şahâdet ile ruhlar aleminin arasındaki dünya âlem-i misâl’dir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan varlığının göründüğü dünya, âlem-i şahâdet
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Çocukluk yılları, çocukluk dünyası
Cümle içinde kullanımı: ” Âlem-i Sabavet en güzel yıllardır orada dünyevi hırslar bulunmaz. ”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ruhlar dünyası, ruhani alem, öteki dünya
– Gözle görülmeyen maddi olmayan dünya, ruh alemi
Cümle içinde kullanımı: ” Sadece temiz, nurla yaratılmış varlıklar âlem-i ruhani de kalabilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan varlığının yaşadığı dünya, insanların dünyası
– Âlem-i şehadet, âlem-i suret
Cümle içinde kullanımı: ” Ademoğlu, Havva kızı âlem-i mülk de edindiği sevap ve günahlarıyla
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Melekler dünyası, gökyüzü, melekler alemi
Cümle içinde kullanımı: ” Beş duyumuzla idrak edemediğimiz, Allah’ın lütufları Âlem-i Melekût da yaşar. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Öteki dünya, Ruhaniler alemi, uluhuyet alemi
– İnsanlar alemi zıttı
Cümle içinde kullanımı: “Âlem-i Lâhut ile âlem-i nasut birbirinin tam zıttı, biri fani diğeri kalıcıdır. “