Kelime Kökeni: Arapça
– Apaçık, aşikare olarak, açıkça, herkesin önünde, gizlenmeden, çok belirgin, hüveyda
Cümle içinde kullanımı: ” Alenen gözümün önünde beni aldattığını gördüm, daha neyi açıklayacaksın?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Apaçık, aşikare olarak, açıkça, herkesin önünde, gizlenmeden, çok belirgin, hüveyda
Cümle içinde kullanımı: ” Alenen gözümün önünde beni aldattığını gördüm, daha neyi açıklayacaksın?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün dünyayı aydınlatan, evreni aydınlatan, cihanı aydınlatan
– Güneş
Cümle içinde kullanımı: ” Siz benim efendim, siz ömrümün Alem-tabısınız. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün dünyayı yakan, evreni yakan, cihanı yakan
Cümle içinde kullanımı: ” Alem-suz masumların ahından korkun, bu dünya onların iyi niyetine döner.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Alemler, kainat, evren, acun
Cümle içinde kullanımı: “Rabbü’l- Âlemîn; Allah’ın yarattığı her şey manasına gelir. “
Kelime Kökeni: Fransızca
– Orta Çağ’da bazı Avrupa ülkelerinde azınlıkların kendi isteğiyle veyahut zorla yerleştirildikleri yerleşim bölgesi
– Yahudilerin kamusal haktan mahrum bırakılarak yerleştirildikleri mahalleler, Yahudi Mahallesi
– Toplum dışına itilmiş kişilerin yerleştirildiği, dışarıdan yardım almadan kendi ihtiyaçlarını karşıladıkları yerleşim bölgesi
Cümle içinde kullanımı: ” Nazi Almanya’sında gettolarda yaşayan Yahudiler, kesilen yardımlar ve sağlık kurumlarının ilgisizliği nedeniyle salgın hastalıklarla boğuşmuşlardır. “
Kelime Kökeni: Fransızca
– Ayak takımı
– Hindistan’da görülen kast sisteminin dışında kalan, toplumsal sınıftan sayılmayan ve haklardan yoksunlara verilen isim
– Çoğunluk tarafından sevilmeyen hor görülen kişi
Cümle içinde kullanımı: ” Bir toplum dışladığı paryaları sistemin içine dahil etmediği gibi azınlık haklarından da men eder. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Evrene özgü, dünyaya ait, dünyevi, monden
– İnsanlar
Cümle içinde kullanımı: ” Alemî hayata aldanıp öteki dünyayı boşladın, zevke sefaya daldın.”
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-gîr
– Dünyayı ele geçiren, fatih, fetheden
– Bütün evrene yayılan, dünyayı kaplayan, cihanı ele geçiren
Cümle içinde kullanımı: ” 14. yüzyılda ortaya çıkan alemgir Kara veba, milyonlarca insanı telef etmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem sözünün tesniye ikilik biçimi
– İki alem, dünya ve ahiret,
– cihan ve ebedi hayat
– İnsanların yaşadığı evren ve öldükten sonra sonsuza dek yaşayacakları cihan
Cümle içinde kullanımı: ” İnsanlara yaşayacaklar iyi ayrı dünya alemeyn vaat edilmiştir, biri geçici hayat diğer kalıcı yaşam demektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-dâr
– Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayraktar, sancaktar, bayrağı tutan
– Önderlik eden, başı çeken
Cümle içinde kullanımı: ” Gazetecilik tarihinde alemdar olan isimlerden biri Hasan Tahsin, gerçek adıyla Osman Nevres’tir.