Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-keş
– Alev saçan, alevden fırlayan, alevden çıkan
Cümle içinde kullanımı: “Alevkeş kızıl saçlarıyla yadıma düştü, kor gibi yanan bu kalbi hangi deniz söndürür.”
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-keş
– Alev saçan, alevden fırlayan, alevden çıkan
Cümle içinde kullanımı: “Alevkeş kızıl saçlarıyla yadıma düştü, kor gibi yanan bu kalbi hangi deniz söndürür.”
Kelime Kökeni: Ad
– Alevilik yanlısı olan siyasi ve sosyal cemaatlerin ortak adı
– Genellikle Anadolu’da yaygın olan ve temelde Allah, Hz. Muhammed ve Hz. Ali üçlemesine ve inancına dayanan bir mezhep kolu
Cümle içinde kullanımı: ” Aleviliğe mensup kişilerin farklı örf ve adetleri farklıdır, kadının saç teline karışmaz onu kısıtlamazlar. “
Kelime Kökeni: Arapça- aleviyye, aleviyyun çoğul biçimi
– Hz. Ali’ye bağlılık gösteren değişik dinî ve siyasî grup, cemaat ve topluluğun adı
– Şiîlik veya Şialık mezhebinin kollarından biri
– Aleviliğe mensup kişi
Cümle içinde kullanımı: “Aleviler cem evlerinde ibadet ederler, camiye gitmemelerinin nedeni Emevilerin Hz.Ali’ye hakaret etmeleridir. “
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-hîz
– Alevlenen, parlayan, ışık saçan
– Tutuşup alev çıkaran
Cümle içinde kullanımı: “Yakamozun alevhiz görüntüsü binlerce ateş böceğinin tutuşması, bir araya gelip dans etmesi gibi.”
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-gîr
– Alevlenmiş, tutuşmuş, alazlanmış
– Coşmuş
Cümle içinde kullanımı: ” Koca bir şehir alevgir olmuş cayır cayır düşman elinde yanıyor. “
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf
– Yanıcı maddelerin çıkardığı ışıklı huzme, yalaz, alaz, yalım
– Ateş, sıcaklık
– Cazibeli, endamı olan kadın
– Flama
– Coşkuya kapılmak
– Kadın ismi
– Hararet, sıcaklık
Cümle içinde kullanımı: ” Alev alev yüzümü saran kırmızılık utancımın perçe perçe yüzüme yerleşmesini sağladı.”
Kelime Kökeni: Arapça- âlât çoğul biçimi
– İş görmeye yardımcı aygıt
– Makine , işlerge, işleteç
– Vasıta
– Araç, bir iş yapmada kullanılan nesne
Cümle içinde kullanımı: ” Eskiyen çalışmayan ne kadar alet varsa topla çıkart depodan yenileri gelecek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ah çekip inlemek, sızlanmak, ağlayıp yakarmak, içlenmek, feryat etmek
Cümle içinde kullanımı: ” Bir gülün eziyetine ahüzar olan gönlüm yandı, bir kaş bir kemana kahroldum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gizli olmama, açıkça, açıklık, kolay anlaşılır biçimde, göz önünde olma
Cümle içinde kullanımı:” Bu işler öyle aleniyyet göstere göstere yapılmaz her şeyin bir adabı usulü vardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Açıkça, gizli olmayan, alenen, ortada, meydanda, kolay anlaşılır biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Aleni aleni sana sevdiğimi söylüyorum neden anlamazlıktan geliyorsun.”