Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Edebî eserler
– Yazın yapıtları
Cümle içinde kullanımı: ” Âsâr-ı edebiyye yapıtların gösterimi yapılırken genellikle can fanuslardan yararlanılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Edebî eserler
– Yazın yapıtları
Cümle içinde kullanımı: ” Âsâr-ı edebiyye yapıtların gösterimi yapılırken genellikle can fanuslardan yararlanılır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Eski eserler
– Antika eserler
Cümle içinde kullanımı: “Değeri oldukça yüksek olan âsâr-ı atîka müzelerde ve büyük kütüphanelerde barındırılır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Eserler
– Nişanlar, alâmetler
– Anıtlar ve tarihi devirlerden kalma antik eserler
– İfrazat içeren çıban
– Kan davası, kan gütme,
– Kan davası sürdüren kimse
– Kan borcu
– Yüzyıllar
Cümle içinde kullanımı: “İki aile arasında sürüp giden âsâr artık bitmeli, değe mi canı candan etmeye.”
Kelime Kökeni: Farsça-âsân+Arapça-î
– Kolaylık, basitlik
– Suhulet, naziklik
Cümle içinde kullanımı: ” Âsânî veren kuvvetli adamları fabrikaya toplarsan iyi edersin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kolay, basit
– Suhuletli, yesir
– Zor karşıtı
– Düşvâr karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Dirliğinizi kurduğunuz eşiniz size ve ailenize âsânlık, iyilik sağlamıyorsa el olur.”
Kelime Kökeni: Arapça-asamm
– Kulağı işitmez, sağır, işitmeyen
– Sessiz sedasız, kendi halinde
– Söz dinlemez, yaramaz, haşarı
Cümle içinde kullanımı: ” Gözü görmez asam bi’çare bir adamdan bahsediyorsunuz, biraz daha sabırlı olamaz mısınız?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Osmanlı devletinde yabancı büyük elçilere verdiği unvan
– Necip, nesebi, karabet, baba soyu
Cümle içinde kullanımı: ” Asâletlu atalarımızdan bizlere kalan manevi değerleri yok saymak bizi yakışır mı hiç!”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Asil, soylu, köklü
– Necip
Cümle içinde kullanımı: ” Tavırlarına bakarsan asâletli bir tarafı olduğunu görürsün ayak takımı değildir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Asıl olarak
– Vekil olmadan
– Kendi namına
Cümle içinde kullanımı: ” Asâleten söylüyorum bu gece olanlar ailemiz arasında bir sır olarak ilelebet kalmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak
– Temel, kök
– İkindi ile akşam arasındaki saatler
– Öğleden geceye olan vakitler
Cümle içinde kullanımı: ” Âsâl vakitler gelip çattığında bedenim bir çuval gibi dermansız ve hareketsizce yığılıveriyor koltuğa.”