Kelime Kökeni: Arapça
– Ebedilik
– Ölmezlik,
– Sonsuzluk
– Devamlılık
– Bulunduğu durumda kalmak
– Daim olmak
– Kalıcılık, ölümsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Devletimizin bekası her şeyden önce gelmektedir aksi bir durum gözetilemez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebedilik
– Ölmezlik,
– Sonsuzluk
– Devamlılık
– Bulunduğu durumda kalmak
– Daim olmak
– Kalıcılık, ölümsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Devletimizin bekası her şeyden önce gelmektedir aksi bir durum gözetilemez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kötülük
– Zarar, ziyan
– Engel, müşkül
– Uyuşmama
– Mahzur
– Mazarrat
Cümle içinde kullanımı: “Be’is düşüncelerini kendine sakla dünya bu denli karanlıkken aydınlık fikirlere ihtiyacımız var.”
Kelime Kökeni: Farsça-özel ad
– İranlı ünlü ressam
– Ressam
– Minyatürcü
– Resim yapan sanatçı
Cümle içinde kullanımı: “Behzâd fırçasını beyaz renge dokundurduğunda renkli hayalleri resmedebilirdi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşkınlık
– Hayranlık
– Yalan söylemek
– Şaşkınca davranış
– Aşırı istek
Cümle içinde kullanımı: “Beht duyguların tesiriyle sarsılırken susmanın yersizliğini fark edemiyordum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kısmetli
– Nasibli
– Hisseli olan
– Talihli
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulun sesi çıkmaz behre-yâb olanlar konuşur derler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibini almış
– Kısmetli
– Hissesini alan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bu dünyadan behre-ver, nimetlere doymuş insanlar sanır ki öbür dünya yok!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nasibi olan
– Hissedar
– Pay sahibi olan
– Hisse alan
Cümle içinde kullanımı: “Behre-mend olmak için en azından küçük bir meblağ yatırmanız gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hissedar
– Faydalanmış
– Hisseli
– Paydaş
– Hisse sahibi
Cümle içinde kullanımı: “Behre-dâr olan beyler lütfen toplantı odasına geçiniz avukat bey sizlerle özel olarak konuşacak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hisse
– Pay
– Nasip
– Düşerge
– Tutam
– Tutam
Cümle içinde kullanımı: ” Paylaşılacak olan behre ancak hak sahipleri arasında ayrım gözetmeksizin eşitçe verilmelidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı yakut
– İpek kumaş
– Allık
– Kadınların yanaklarına sürdüğü al boya
Cümle içinde kullanımı: “Behrâmen sürmüş yanakları gül bahçesi gibi açmıştı oysaki.”