Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Mekanı cennet olan kimse
– Cennetlik
– Yeri cennet olan
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-mekân olsa yine elinin tersiyle çevirirdi muhtemelen.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Mekanı cennet olan kimse
– Cennetlik
– Yeri cennet olan
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-mekân olsa yine elinin tersiyle çevirirdi muhtemelen.”
Kelime Kökeni: Ad
– İyiliksever
– Cennete gitmeye layık kimse
– İyilik meleği
-Cennetmekan
– Hayırsever
Cümle içinde kullanımı: “Okuttuğu onca yoksul çocuk hatırına cennetlik olduğunu söyleyebilirim.”
Kelime Kökeni: Arapça-cennet+Farsça-âbâd
– Cennet benzeri
– Cennet gibi
– Behişt benzeri
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-âbâd benim gördüğüm bildiğim tek yer ellerinin ayasıydı.”
Ölümsüzlüğün ıstırabından kurtulabileceğini sanıyordun, ne oldu? Sahi kırıldı mı umarsızca açtığın kanatların. Vahim bir hikayen vardı kendince, içinde çok acılar biriktirmiştin. Dalgalanan sonra da durulan bir denize benzetiyordun ruhunu.
Dünyanın kirine doymuştun, bir kadını incitemeyecek kadar adam gibi adamdın. Yancılarının kalabalık övgülerine kulak astığını fark etmedin. Kabaran gururun senden bir adım öndeydi hep, başına gelen kötülüklerin sorumlusu asla sen değildin.
Sevgiye açım deyip bir kadını en güzel düşünden vurabilirdin. Ki öyle de yaptın! Ben sevmeye yeltenmiş, sen öldürmeye azmetmiştin. Yeri geldiğinde kendini bir aslanla benzeştirebilecek kadar kibir doluydun. Fakat içindeki süt dökmüş kediyi ne zaman unuttun?
Boş bir kaptan öteye gitmeyen sığlığını cazip bedenlerde avutmayı başarı bildin. Ten teni sardıkça yüceleceğini uman, toyluğunu hazların kapısında büyüten bir aptaldın. Alınma, seni yakından tanımış her kadının dürüstçe söyleyebileceği gibi boş maneviyatın ancak lafügüzaf doluydu.
Başını dik tutma çabanı gördüm, aklına sahip çıkabilen ancak mental yalnızlığının bir çıkarımıydı. Maddi gücünle aldığın mükafatlara çokça sarılıp, her aldatışta temiz olduğunu iddia edecek kadar deliydin.
Zorla sığındığın yatağı muharebe alanına çevirmeseydin, savaş sanatına mecbur kalmazdın. İyi bir komutan olma gayesindeyken, zevkin uğruna askerini feda eden korkak bir casusa dönüştün.
Tüm söylediklerimi küfre bağlama, aklı yerinde her kadının seni tanıdıktan sonra sarf edeceği iltifatları birleştirdiğimi gör. Hak vermezsen eğer, empatini al ve çöpe at çünkü hala kullanmayı bilmiyor gibisin…
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Cennetin bir katı
Cümle içinde kullanımı: “Cennetü’l-adn müminlerin derecelerine göre girecekleri cennet katından biridir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sığınılacak cennet
– Girilecek cennet
– Yeşil zebercetten cennet
– Cennetül meva
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-i Me’vâ sunulurken önüne cehennemin kor ateşlerine nasıl yürünür?”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yüce cennet
– En yüksek cennet
Cümle içinde kullanımı: “Cennet-i a’lâm, bu dünyadaki sevabım bir dön bak yüzüme.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cinân, cennât
– Behişt
– Firdevs
– Bahçe
– Ahirette Müslümanlar için ayrılan yüce makam
– İyilik yapan günahsız müminlerin gidecekleri huzur veren yer
Cümle içinde kullanımı: “Cennetin bahçeleri ancak kul hakkı yemeyenler için yeşillenecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bahçıvan
– Bahçe işleriyle uğraşan kimse
– Bahçe bakımıyla ilgilenen kişi
Cümle içinde kullanımı: “Cennân gibi güllere fısıldıyor her renkte çiçeği açtırıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Döl
– Fetüs
– Hamile kadınların karnındaki bebek
– Dölüt
Cümle içinde kullanımı: “Gelen darbe sonrasında yerde cenîn pozisyonunda kıvrılan kadın acı içinde inledi.”