Ben Sevmeye Yeltenmiş, Sen Öldürmeye Azmetmiş

Ölümsüzlüğün ıstırabından kurtulabileceğini sanıyordun, ne oldu? Sahi kırıldı mı umarsızca açtığın kanatların.  Vahim bir hikayen vardı kendince, içinde çok acılar biriktirmiştin.  Dalgalanan sonra da durulan bir denize benzetiyordun ruhunu.

Dünyanın kirine doymuştun, bir kadını incitemeyecek kadar adam gibi adamdın.  Yancılarının kalabalık övgülerine kulak astığını fark etmedin.  Kabaran gururun senden bir adım öndeydi hep, başına gelen kötülüklerin sorumlusu asla sen değildin.

Sevgiye açım deyip bir kadını en güzel düşünden vurabilirdin.  Ki öyle de yaptın! Ben sevmeye yeltenmiş, sen öldürmeye azmetmiştin.  Yeri geldiğinde kendini bir aslanla benzeştirebilecek kadar kibir doluydun.  Fakat içindeki süt dökmüş kediyi ne zaman unuttun?

Boş bir kaptan öteye gitmeyen sığlığını cazip bedenlerde avutmayı başarı bildin. Ten teni sardıkça yüceleceğini uman, toyluğunu hazların kapısında büyüten bir aptaldın.  Alınma, seni yakından tanımış her kadının dürüstçe söyleyebileceği gibi boş maneviyatın ancak lafügüzaf doluydu.

Başını dik tutma çabanı gördüm, aklına sahip çıkabilen ancak mental yalnızlığının bir çıkarımıydı.  Maddi gücünle aldığın mükafatlara çokça sarılıp, her aldatışta temiz olduğunu iddia edecek kadar deliydin.

Zorla sığındığın yatağı muharebe alanına çevirmeseydin, savaş sanatına mecbur kalmazdın. İyi bir komutan olma gayesindeyken, zevkin uğruna askerini feda eden korkak bir casusa dönüştün.

Tüm söylediklerimi küfre bağlama, aklı yerinde her kadının seni tanıdıktan sonra sarf edeceği iltifatları birleştirdiğimi gör.  Hak vermezsen eğer, empatini al ve çöpe at çünkü hala kullanmayı bilmiyor gibisin…

 

  • Semra Şenol

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.