Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kutup yıldızı
– Kuzey yıldızı
– Demirkazık
Cümle içinde kullanımı: “Cüdeyy yolumuzun üstünde parladığı müddetçe korkumuz kaybolan bir sis olacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kutup yıldızı
– Kuzey yıldızı
– Demirkazık
Cümle içinde kullanımı: “Cüdeyy yolumuzun üstünde parladığı müddetçe korkumuz kaybolan bir sis olacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cedîr çoğul biçimi
– Uygun olanlar
– Layık olanlar
– Yakışanlar
– Liyakat sahibi olan kimseler
Cümle içinde kullanımı: “Cennete cüderâ olanlardan eylesin Allah bizleri.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Nineler
– Büyük anneler
– Yollar
– Yeniler
– Dağ yolları
– Neneler
Cümle içinde kullanımı: “Efradımız cüded sözü dinler, atalarının lafını çiğnemezdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dağ arasındaki yol
Cümle içinde kullanımı: “Atlılar cüddeden geçerken ihtiyatlı davranmak zorundadır.”
Kelime Kökeni: Farsça-Arapça
– Ayrılık
– İftirak
– Ayrı olma durumu
– Hicran
– Ayrılmak
Cümle içinde kullanımı: “O vakit sıra cüdâyîye gelmişse konuşmak hakikati örter mi?”
Kelime Kökeni: Arapça-câdî çoğu biçimi
– Dilenciler
– Sailler
– Arsızca isteyenler
Cümle içinde kullanımı: “Sen istedin ki cüdât dilin sussun söylemesin arsızlığını cümle aleme.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ayrı
– Ayrılmış
– Ayrılık
– Mechur
– Atılmış
Cümle içinde kullanımı: “Ey felek beni senden cüdâ eylerken sanma ki yanmadım, yıkılmadım!”
Kelime Kökeni: Arapça-cebîn çoğul biçimi
– Alınlar
– Peynir
– Süt ve mayadan yapılan yiyecek
– Ön yüzleri
Cümle içinde kullanımı: “Allah cübünlerinizi aydınlatıp, yolunuzu nurlar içinde ışıklandırsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Peynirimsi
– Peynirci
Cümle içinde kullanımı: “Cübnî misali etrafa dökülen bu parçalar bir o kadar da bataklık gibi kokuyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Peynir
– Korkak olmak
– Ürkeklik
– Maya ve sütten yapılan yiyecek
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanların sütünden yapılan cübn elbette ki lezzetli ve tatlı olacaktır.”