Kelime Kökeni: Zarf
– Biraz evvel
– Az önce
Cümle içinde kullanımı: “Daha demin görmüş anlık bir süreyle tamamen kaybetmiştim.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Biraz evvel
– Az önce
Cümle içinde kullanımı: “Daha demin görmüş anlık bir süreyle tamamen kaybetmiştim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Çıkmış
– Bitmiş
– Yetişmiş
– Sürmüş
– Boy vermiş
Cümle içinde kullanımı: “İkbal başımızda demîde, alnımızda meltemin yumuşaklığı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yaşayan
– Vakit geçiren
– Zaman geçiren
– Hayatını sürdüren
Cümle içinde kullanımı: “Üç günlük dünyada aç biilaç bir dem-güzârım.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kanlı
– Kanla ilgili
– Kan dolmuş
– Sinirli
– Kızgın
– Asabi
– Sinirsel
Cümle içinde kullanımı: “Halinden tavırdan demeviyye olduğunu anlamak mümkün.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kanlı
– Kanla ilgili
– Asabi
– Sinirli
– Öfkeli
– Kızgın
– Hiddetli
– Kanla dolmuş
Cümle içinde kullanımı: “Demevî rüyalarını anlatma hayra yor, dillendirme.”
Kelime Kökeni: Ad
– Deste
– Ekin bağı bir yerde bağlanmış
– Biçilmiş ekin
– Birlikte bağlanmış çiçek
– Bitki bağlamı
– Lifli kordon
Cümle içinde kullanımı: “Demet demet çizilmiş çiçek tarhlarının yanında dünyanın en güzel çocuğunu gördüm.”
– Söylemek
– Ağızdan bir söz çıkarmak
– İsim vermek
– Rivayet etmek
– Tesmiye etmek
– Nam takmak
– Nakil etmek
– Düşünmek
– Yargıya varmak
Cümle içinde kullanımı: “Demek ki sükunetim sana bu cesareti verecek kadar ölçüsüzdü.”
– Demetlere taksim etmek
– Demetlere ayırmak
– Demet demet bağlamak
Cümle içinde kullanımı: “Çiçekleri ve fidanları demedlemek için birini bulmalıydın.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hakaret
– Öfkelenme
– Azarlama
– Hiddetlenme
– Kızma
– Küfür
– Avaz
– Hoşa gitmeyen sesler
– Sövgü
Cümle içinde kullanımı: ” Ağza yakışmayan demdeme sözlerle insanları kendine düşman etti.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Susmuş
– Suskun
– Susturulmuş
– Sessiz sedasız
– Sükûtî
– Az konuşan
Cümle içinde kullanımı: “Kadının dem-bestegî olanı hem kendi için hem çevresi için yıkımdır.”